Kâinattaki düzen mükemmel tasarlanmış
Yaratıcının varlığını ve yarattığı varlıklara müdahalesini reddeden materyalist görüşe göre; ekosfer (dünya ekosistemi) tesadüfen var olmuştur ve ilk canlı da yine garip tesadüflerle cansız, akılsız ve şuursuz maddelerin bir araya gelmesi ile meydana gelmiştir. Bu görüşe göre; Dünya üzerindeki ekosistemler ve ekosistemlerde yaşayan mevcut canlı çeşitliliği de tesadüflerin ve doğal seçilimin neticesidir.
Hâlbuki EKOSFER kasıtlı olarak canlılar için ve canlıların ihtiyacı olan besinleri üretmek için tasarlanmıştır. Evrimci görüşün yanlışlığını ortaya koymak ve evrenin ilim ve irade sahibi, gücü her şeye yeten bir Yaratıcı tarafından var edildiğini şöyle anlatabiliriz:
1. Kâinat tesadüflerin değil, planlı yaratılışın eseridir. Ekosfer (dünya ekosistemi) kâinat içinde hayat için tasarlanmış küçük bir mekândır.Hem kâinat hem dünya ekosistemi ilmi ve kudreti sonsuz bir Yaratıcının kasıtlı ve planlı yaratması neticesinde var olmuş ve onun her an müdahalesi ile varlığını devam ettirmektedir. Bilindiği gibi kâinatın oluşumunda en kabul gören görüş, Big Bang (Büyük Patlama) olarak bilinen teoridir. Bu teoriye göre evren yaklaşık 14 milyar yıl önce bir patlamayla yoktan veya yoğunluğun sonsuza yakın olduğu bir özden var edilmiştir.
Büyük patlama ile birlikte madde yaratılmıştır. Büyük patlamadan sonra kâinat ani ve çok hızlı genişletilmiş, gökada ve yıldızlar serpilmiştir. Şu an ise kâinat artan bir hızla genişletilmektedir.
“Semayı kuvvetle bina ettik ve muhakkak ki biz onu genişletiyoruz.” (Zariyat, 47)
Büyük Patlama teorisi ile materyalist felsefe iflas etmiş; maddenin ezeli olmadığı, sonradan yaratıldığı netlik kazanmıştır. Büyük Patlamadan sonra maddenin özellikle hayat için lüzumlu elementlerin hassas oranlarda yaratılması, yıldız ve gezegenlerin feza boşluğunda dengede tutulması ve gayeli dönme hareketleri yaptırılması, ekosferin hayata uygun olarak şekillendirilmesi ve cansız maddelerin organize edilerek canlıların yaratılması tesadüflere dayalı evrim mekanizmaları ile izah edilemez.
2. Sistem Yaratıcı olmaksızın ayakta duramaz. Büyük patlamanın ve sonrası genişlemelerin her anı Yaratıcının kontrolünde gerçekleşmiş ve gerçekleşmektedir. Çünkü tesadüflerin hâkim olduğu, kontrolsüz hiçbir patlamadan düzenli bir sistem ortaya çıkmaz.
Dünya ve şartları hayata uygun şekilde tanzim edilmektedir. Yaratıcı, sisteme her an müdahale etmese; sistem ayakta duramaz, dengeler korunamaz, canlıların hayatının devamı için lüzumlu besinler hazırlanamaz.
Bu teori ile maddenin ezeli olmadığı, yoktan var edildiği anlaşılmıştır. Kâinat yoktan var edildiğine göre, yoktan var eden bir iradenin ve Kudretin olması zaruridir. Ortaya koyduğu eser (kâinat) ve eserlerden (varlıklar) anladığımız bu sonsuz Kudret ve iradenin sahibi ise Allah’tır.
3. Ekosfer canlılar için tasarlanmıştır. Yaşadığı dünya kasıtlı olarak canlılar için ve canlıların ihtiyacı olan gıdaların üretilmesi için tasarlanmıştır.
Dünyamızdaki tüm canlılar ve canlıları etkileyen cansız fiziki çevreye ekosfer denir. Materyalist evrimci düşünceye göre, ekosferin meydana gelmesi tamamen tesadüfler neticesidir ve var olmasında herhangi bir gaye yoktur. Hâlbuki ekosfer tüm özellikleri ile müthiş bir tasarım harikasıdır. Ekosferde faydasız ve gayesiz hiçbir varlık ve canlı yoktur. Dünyamızın Güneş’ten uzaklığı, uygun terkipte bir atmosferle sarılı olması, çok hikmetli dönüş hareketleri (mevsimleri ve günleri netice verecek ayarda), toprağın ve suyun yapısı vb. tüm özellikler Dünyamızın hayat için özel tasarlandığını göstermektedir.
Faydalar düşünülerek yapılan tasarımlar, tesadüflerle (materyalist evrimcilerin iddia ettikleri gibi) izah edilemez. Gayeli tasarımlar, şuurlu bir tasarımcıyı gösterir.
4. Güneş’in büyüklüğü ve Dünya’ya uzaklığı canlılık devam edecek şekilde ayarlanmıştır. Güneş’in kütlesiyle Dünya’yı çektiğini ve belli mesafede tuttuğunu biliyoruz. Ancak onca mesafeden bu işi nasıl yaptığını bilmiyoruz. Görünürde arada etkileşimin taşıyıcılığını yapan bir nesne veya varlık yoktur. Hâlbuki en küçükten (atomu oluşturan atom altı parçacıkların hassas ölçülerle bir arada tutulması), en büyük varlıklara (gök cisimlerinin dengeli bir şekilde bir arada tutulması) kadar muazzam bir çekim kuvvetinin olduğu açıktır.
Küçük-büyük tüm varlıkların birbirlerine yapışmaması ve ayakta kalmaları için kütle çekimlerini dengeleyecek zıt başka kuvvetlere de ihtiyaçları vardır. Bu da varlıkların hareketi ile sağlanmaktadır.
Güneş, gezegenler, Dünya ve Dünyamızı oluşturan tüm atomlarda karşılıklı çekim ve itim kuvvetlerinin dengede tutulması ile küçük-büyük sayısız cisimler ayakta duruyor, Dünya hassas bir şekilde dönüyor ve hayat devam ediyor.
Bu hassas denge, dengeyi kuran ve yürüten İlahi kudrettir.
Akıl ve bilim, Yaratıcının varlığının delilidir. Ateizm, harika düzeni ve ince ayarlı sistemi açıklayamaz.