• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Sabri Balaman
Sabri Balaman
TÜM YAZILARI
18 Aralık 2018

17/25’in çocukları kimin tohumlarıdır!

17 Aralık Yargısal Darbe Kalkışmasının 5. yıl dönümünde ülkemizin nasıl bir badire atlattığını hatırlatmakta fayda var. O günlerde medyayı da kullanarak çarpık bir algı oluşturmaya çalışan FETÖ’nün ne kadar gözünün dönmüş olduğu 15 Temmuz sonrası çok daha net bir şekilde ortaya çıktı. 

17 Aralık sonrası Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği etrafında kenetlenen milletimizin engin iradesi olmasa 15 Temmuz çok daha kötü ve kanlı neticeler doğurabilirdi. 

Şimdi gelin “17 Aralık aslında neydi” bir daha gözden geçirelim. Vatan hainlerinin bu kalkışma için o tarihi seçmiş olmaları enteresandır. Aslında bizim tarihimizde 17 Aralık deyince akla gelen iki farklı gelişme vardır. Biri Hazreti Mevlana’nın Yaratanına kavuşması yani Şeb-i Aruz diğeri ise 45 yıl azimle bekledikten sonra iradeli bir hükümetin yönetimiyle Avrupa Birliğinden müzakerelere başlamak için tarih almamız.

Gerek 17 gerekse 25 Aralık dosyalarına bakan bağımsız yargı, takipsizlik kararı vererek, ortaya atılan mesnetsiz ve düzmece iddialarda hiçbir suç ve fiilin işlenmediğini ilan etti.

Gelelim ABD çetesinin iftiralarına…

Güler’e isnat edilen; Sarraf’a emniyet şeridi kullanma ve koruma polisi verme, yakınlarına istisnai vatandaşlık sağlama, şahısla ilgili adli çalışma olup olmadığını inceletme ve hakkında basında çıkacak haberleri engelleme fiillerinin gerçekleşmediği tespit edildi.

Bağış’ a isnat edilen; şahsın otel kiralama girişimine  ve yakınlarına vize alınmasına aracılık ettiği iddiasının tamamen uydurma olduğu, Bağış ile şahsın otel konusunda tek bir diyaloğunun dahi olmadığı, şahsın oteli ya da otel projesi olmadığı gibi Bağış’ın, şahsın söz konusu otel düşüncesi için bile herhangi bir ilçe ya da Büyükşehir Belediyesi veya Turizm Bakanlığı yetkilisini aramadığı tespit edildi. Sarraf’ın yakınlarının Bağış›ın aracılığı ile vize almadığı, vize başvurusu dahi yapmadığı ve Bağış’ın aracılığı ile tek bir vize alınmadığı ispat edildi. Ayrıca Bağış›ın şahısla ilgili soruşturma olup olmadığını araştırdığı iddiasının tamamen yalan olduğu ortaya çıktı.

Çağlayan’a isnat edilen; İran ilintili dış ticaret işlemlerinde  Sarraf’a imtiyaz sağlama ve Gana’dan gelip Dubai’ye giden altınlarla ilgili olarak kaçakçılık kanununa muhalefet etme iddialarının gerçekleşmediği, iddia edilen bu konularda gerek Halkbank Teftiş Kurulu ve gerekse Gümrük Müfettişliğince hazırlanan raporlarda ve bilahare Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yapılan incelemeler sonucunda verilen takipsizlik kararlarıyla iddia edilen suçların kesinlikle oluşmadığı ve kendisinin hiçbir dahli ve eylemi olmadığı açıkça görüldü.

Bayraktar hakkında isnat edilen; özel imtiyazlı imar planları hazırlattığı ve usulsüzlüklere göz yumduğu iddialarının da gerçekleşmediği, İstanbul’da kurulduğu iddia edilen Çetenin var olmadığı gibi Bayraktar ile alakasının bulunmadığı belirlendi.

17 Aralık sabahından itibaren, başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere kendilerine tehdit gördükleri tüm AK Partililere karşı itibar suikastı başlatan Paralel İhanet Çetesi’nin en önemli amacı eski sempatizanlarını ve himmet adı altında söğüşledikleri hayırseverleri yeniden kandırmaktır. 

Algı Operasyonu

Paralel İhanet Çetesi tarafından kurgulanmış bir darbe olduğu son derece açık olan 17 ve 25 Aralık girişimlerinde başarısız olmalarına rağmen algı oluşturma konusunda başarılı oldukları aşikardır.

Toplum saldırıya uğrayan Bakanların hangi suç ve iftiralarla isnat edildiklerini bilmezken hafızalarda yer eden kavramlar, ayakkabı kutusu, para sayma makinası, çikolata, kasa gibi algısal kelimeler olmuştur. 

17 ve 25 Aralık süreçleri öncesinde Doğan Medya ile ittifak kuran, Paralel İhanet Çetesi ve Medyası tarafından yönetilen algı operasyonunun bir sonraki hedefi Ak Parti içine nifak sokarak, Haziran 2015 sonrası ülkeyi rahat yönlendirebilecekleri zayıf bir koalisyon hükümetinin yönetmesini sağlamaktı. O konuda da önemli bir mesafe kaydettikleri 6 Haziran seçimlerinde neticeden anlaşılmıştır. 

Hamdolsun ki milletimiz Ekim 2015 seçimlerdeki dirayetiyle o oyunu da bozmuştur. Bu milletin tarihine, atalarına zulüm diyen soysuzların ataları elbette unutulmamalıdır. Nasıl ki önceki seçimlerde milletimiz tüm bu algı operasyonlarına rağmen şer odaklarına haklı cevabı verdiyse, önümüzdeki 31 Mart seçimlerinde de tüm algı operasyonlarına rağmen en doğru kararı verecektir. Millet bütün oyunları bozmaya devam edecektir. 

Vesselam…

 

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23