• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Şaban Şimşek
Şaban Şimşek
TÜM YAZILARI

Bir “McCarthy” ya da “Cadı Avı” dönemi mi yaşıyoruz?(1)

18 Ağustos 2016
A


Şaban Şimşek İletişim:

Joseph Raymond McCarthy 1947 ve 1957 yılları arasında ABD’nin Wisconsin Eyaleti’nin Cumhuriyetçi parti senatörüydü. Görevi süresince, komünist parti yanlıları hakkında olmadık suçlamalarda bulunarak, tüm ülkede, hastalık derecesinde bir “Komünizm fobisi” oluşturmuş, pek çok özgürlükçü ismin tutuklanmasına, bazılarının da meslek hayatlarının sönmesine sebep olmuştu.

“Cadı avı” ise cadı olduğuna inanılan bir kişinin, Kitabı Mukaddes’in “Mısır’dan Çıkış” bölümünde yer alan “Bir cadının yaşamasına müsamaha göstermeyeceksin” şeklindeki ibareye dayanılarak, yargılanmadan yakılması veya linç edilerek öldürülmesini ifade ediyor. Günümüzde bu kavram daha çok, “fikirleri zararlı görülen kimselere karşı düzenlenen kampanya” anlamında bir metafor olarak kullanılıyor.

Şimdi…

Bugünlerde tartışılan konu; 15 Temmuz sonrası girişilen Fetö temizliği operasyonunda alelusul işlem yapıldığı ve mesela sadece bir ihbar ile delilsiz-ispatsız tutuklamalar, açığa almalar olduğu şeklinde!.. Bu yönüyle süreç Amerika’daki McCarthy dönemine ya da arkaik cadı avına benzetiliyor!.. 

Gerçekten öyle mi?

Öncelikle şu gerçeği kabul etmek gerekiyor; bu müthiş har gür içerisinde, tarihin bugüne dek şahit olmadığı bu melanet örgüte yönelik olarak yapılan temizlik çalışmasında, ne kadar titiz davranılırsa davranılsın maalesef birtakım yanlışlar olmaktadır ve olmaya da devam edecektir. 

İlginçtir, örgüt de bunu özellikle istemekte, “Bakın, işte, Fetö ile uzaktan yakından ilgisi olmayan herkesin tanıdığı bu adamlar bile cezalandırılıyor!? Diğerlerine isnat edilen suçlar da bunun benzeridir, uydurmadır, güvenilmezdir” şeklinde bir algı operasyonu yaparak toplumda kaos oluşturmaya, mücadele azmini kırmaya çalışmaktadır. Ve bu maksatla da temizliği yapmakla yükümlü olan kurumlara, komisyonlara, kişilere, hâlâ etkili oldukları alanlardan-kademelerden yanlış bilgiler aktarmaktadırlar. (Bir de maatteessüf, bu süreci fırsata çevirmek isteyen bazı süfli Müslüman muhbir müfteriler var ki en mide bulandırıcı olanlar da bunlar.) 

Tam da bu noktada, eminim şaşıracaksınız ama ülkemizde “cemaatlerin devletteki yer kapma ve devleti ele geçirme savaşına” ilk işaret edenlerden ve bu uğurda yıllardır gözünü budaktan esirgemeden mücadele eden Prof.Dr. Şaban Şimşek olarak benim bile savunmam istendi. Evet, DUYDUK DUYMADIK DEMEYİN EY AHALİİİ; FETÖ’CÜLÜKLE SUÇLANDIM!!? 

Yani demem odur ki bu süreçte bazı yanlışlar olacaktır ve bizler bunlara karşı hem uyarılarımızı yapmak hem de devletin dışarıda şüpheli bırakmamak üzere yapacağı geniş operasyonlara imkân vermek babında sabretmek, anlayış göstermek durumundayız. 

Ancak bu arada idarecilerin de gelen bilgilerin doğruluğu hakkında mutlaka bir ön eleme yapması, bu bilgilerin kaynağının hâlâ Fetö olabileceğini göz önünde bulundurması ve mücadeleye zarar verebilecek absürt durumların oluşmasına imkan vermemesi gerekiyor. Bu konuda yetkililer cesaretle ve basiretle hareket etmeli, OHAL’in arkasına sığınmadan devlet adamlığının ya da bulundukları makamın sorumluluğunu yerine getirmelidirler. 

Nasıl yürütülüyor bu temizlik harekâtı?

Ben devlet değilim. Elbette işin emniyet-adli yargı tarafı ve bu bağlamda doğrudan tutuklamalar hakkında bir şey diyemem, bilmediğim çok şey var çünkü. Ancak idari yargılama sürecinin bir “McCarthy Dönemi” ya da “Cadı Avı” olarak vasıflandırılamayacağını gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. 

Çünkü bu işlemler, öyle birilerinin öne sürdüğü gibi hiç de dayanaksız-alelusul-üstünkörü yapılmıyor. Görüştüğüm bazı yetkili arkadaşlar yaptıkları işin ehemmiyetinin kesinlikle farkındalar ve HEM DEVLETİN HAKKINI HEM DE BİREYİN HAKKINI (kul hakkı) KORUMAK HUSUSLARINDA HASSASLAR. Kılı kırk yararak kendilerine gelen bilgileri değerlendiriyor, omuzlarına bindirilen bu ağır yükün gereğini, üstelik zamana karşı da yarışarak cansiperane yerine getirmeye çalışıyorlar. 

Nasıl mı?.. 

1. BTK (Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu) ve diğer benzeri kurumlardan gelen bilgiler,

2. Örgütün finansal kurumlarından Bank Asya’daki özellikle 17-25 Aralık (yani bu işler için milat!) sonrası kuruma destek vermeye, tekrar ayağa kaldırmaya yönelik, mesela, başka bir bankadan paralarını çekip bu bankaya yatırmak gibi hesap hareketleri,

3. Tescilli Fetö’cü olan dernek, sendika ve birliklere üyelikler, bilhassa da mezkur milat sonrası üyeliğini sildirmeme ya da yeni üye olma durumları, örgütü destekleyici gösterilere katılmak, 

4. Şifresi kırılan, özellikle himmet konuşmalarının ve himmet toplama işlerinin organize edildiği “By Lock” ve “Eagleu” gibi dijital programlardaki görüşmeler (ki bu konuda dahi çok hassas davranılıyor. Mesela; 100 defa görüşülmüş olsa bile telefon açan bu numaranın Fetö ile ilgisiz bir kişi adına açılmış olabileceği, yani kişinin “sahte” olabileceği ikaz ediliyor ve verilen bilginin, yüzde yüz doğru olarak kabul edilmeden önce diğer bilgilerle beraber değerlendirilmesinin gereği vurgulanıyor.) 

5. Yurtdışına çıkışlar, özellikle de emeklilik dilekçesi verip T.C’den ayrılmalar ve varış noktaları ile oralardaki münasebetler; yani kriminal gözle bakıldığında “kaçışlar!”,

6. Ve diğer tamamlayıcı yardımcı unsurlar, mesela, Fetö okullarına öğrenci verme, kurban bağışlama, milat öncesi banka hesapları, küçük para yardımları, örgüt üyesi olduğu bilinenlerle görüşmeler, bir yere adam alırken Fetö’cüleri kayırma (ki bence bu konunun yardımcı değil asli unsurlardan sayılması ve mesela kendi döneminde üniversiteye aldığı 100 öğretim üyesinden 50 tanesi bu operasyonda görevden alınıyorsa, onları üniversiteye alan rektörün ya da benzer şekilde diğer amirlerin de mutlaka görevden el çektirilmesi gerekir), belli gazetelere-dergilere abonelik, Fetö’yü destekleyici beyanatlar-konferanslar-yazılar değerlendiriliyor.

Kısmet olursa, haftaya, konuya devam edeceğiz.

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23