Trump ve evdeki bulgur
Trump ve evdeki bulgur
Refik Tuzcuoğlu
Türkiye’de yaşayıp Siyonizmle nabzı aynı atan kesimlerde Hamas’ın zaferi rahatsızlık uyandırmış. Oysa İsrail medyası yüz binlerin Kuzey Gazze’ye doğru akın akın gelmesini büyük bir mağlubiyet olarak niteliyor. Bunu yüksek sesle dillendiren İsrailli politikacılar da var. Türkiye’de yaşayan ve kraldan fazla kralcı geçinen bedbaht kesimler, Filistinli mazlumların bir daha bellerini doğrultamayacak şekilde kaybetmelerini Siyonistlerden daha çok istiyor.
Anlaşma gereği İsrail’in salıvermek zorunda kaldığı Filistinlilerin aileleriyle buluşma anlarındaki sevinç gösterilerinden sadece İsrail tarafı rahatsız değil. Hamas’ın temsil ettiği misyona karşı olan herkes rahatsız. Zulme alkış tutanlar, mazluma darbe vurmaktan zevk alan karanlık yüreklerdir. Ama işte olmadı. İnanç ve mücadele azmi, çeliğe galip geldi. Yüzyılın geliştirdiği son sistem kahredici silahlar, ne pahasına olursa olsun vatanını korumak isteyen Filistinli mücahitler karşısında netice alamadı. Gazze’yi Filistinsizlileştirme hevesi kursaklarında kaldı.
Şimdilerde yangına körükle gitme niyetini izhar eden ABD’nin yeni başkanı Trump, soykırıma çanak tutan açıklamalar yapıyor:
“Filistinliler, Gazze’yi boşaltmalı, Ürdün ve Mısır Filistinlileri ülkelerine kabul etmeli(ymiş).”
Trump bu açıklamayı destekler mahiyette bir kararla MK 84 tipi bir tonluk bomba sevkıyatının önünü açtı. Kadın çocuk ayırt etmeden katliam emri vermekten çekinmeyen İsrail Başbakanı Netanyahu, bu alicenap(!) desteğinden dolayı Trump’a teşekkür mesajı yayınladı.
Trump’ın sadece Gazze için değil, dünyayı ilgilendiren pek çok konuda gösterdiği tutumun yeni bir küresel kaos oluşturma riski var.
Trump “Grönland’ı istiyorum, Danimarka bize vermeli” diyor. Küresel barış için ABD’nin elinde olması gerekiyormuş. Danimarka bunu yapamazmış.
Trump bununla kalmıyor. “Meksika’yı işgal edebileceğini” söylüyor.
Yetmedi “Kanada’nın ABD’nin 51. eyaleti olması gerektiğini” söylüyor.
Gelir gelmez Çin, Kanada ve Meksika’ya ek yüzde 25 gümrük vergisini duyurdu.
Avrupa’daki aşırı sağcı partiler ABD yönetiminden açık bir destek görmeye başladı. Elon Musk bu konulara öncülük ediyor. Musk, yemin töreninde ‘Nazi Selamı’ tartışmalarıyla gündem olmuştu. O tartışma son bulmadan bu kez Türk karşıtı aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) Partisi’nin toplantısına katıldı. “Alman olmaktan gurur duymanın iyi bir şey olduğunu” söyledi. Elon Musk çok kültürlülüğe karşı. Böyle bir anlayışın, farklı inanç ve etnik yapıya mensup olanları birbirinin boğazına sarılacağı bir vandallığa sürükleme ihtimalini anlamak için allame olmaya gerek yok.
Sahi, ABD’nin yeni yönetimi dünyayı nereye sürüklenmek istiyor? Yansıyan gelişmeleri Trump’ın ABD çıkarlarını önceleyen politik duruşuyla izah etmek mümkün mü?
Trump’ın kabadayı tavrına karşı ölçülü bir duruş sergilemeyi tercih etseler de, AB ülkelerinde ciddi bir rahatsızlık olduğu görülüyor. Kimi AB medyası bu ölçülü duruşun altında yatan mesaja sözcülük ediyor. Mesela “zorba” tanımlaması var, son zamanlarda dillendirilen.
Türkiye için en hassas konu terör. Suriye ve Irak’ta ABD tarafından desteklenen terör örgütü ile ilişkilerde yeni dönemin yaklaşımı değişmeyecek gibi. Kürt kimlik istismarı üzerinden federatif bir yapı kurarak her iki ülkeyi parçalanmaya götürecek girişimler hız kazandı. Türkiye’nin kırmızı çizgisi Trump’lı yıllarda da zorlanacak gibi.
Trump, ABD’nin çıkarına gördüğü her konuda cüretkar bir üslup benimsiyor. Gümrük vergisiyle, yaptırımlarla, ambargolarla tehdit ediyor. Bu yaklaşımın tüm dünyayı tedirgin ettiğini umursamıyor. ABD’den bunalan dünyanın, Amerika’nın içinde olmadığı bir alternatif geliştirebileceğini hesaba katmıyor. Dünyayı tehdit ederken, dünyanın da ABD’den bağımsızlaşma ihtimalini düşünmüyor. Trump, pirince giderken evdeki bulgurdan olamaz mı? O kadar çok olmaz gördük ki…
Yerle yeksan edilen Gazze’de, Filistinlilerin vatanlarını terk etmemeleri bana çok şey anlattı. Güç ve zorbalığın aşamayacağı hakikatler var. Filistinlilerin direnme azmi, dünya tasavvurunun yanlışlığına dair Trump’a da bazı hakikatleri keşke anlatabilse. Kapitalist gurura bakınca umudum zayıf.
Son söz; sürprizlere gebe bir 2025 içinde olduğumuz unutulmasın.