• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Refik Tuzcuoğlu
Refik Tuzcuoğlu
TÜM YAZILARI

Ankara taşınacak mı?

03 Ocak 2026
A


Refik Tuzcuoğlu İletişim:

Ankara taşınacak mı?

REFİK TUZCUOĞLU

34 yaşındaki Zohran Mamdani, New York Belediye Başkanı olarak göreve başlarken elini Kuran-ı Kerim’e basarak yemin etti. Söylediği söz, bir yönetim felsefesinin özeti gibiydi: "Azınlığın ganimetleri yerine, çoğunluğun refahını seçtik."

Batı’da bir yönetici, en kutsal bildiği değer üzerine yemin edip halka hizmet sözü verebiliyor. Mamdani Türkiye’de belediye başkanı seçilseydi, muhtemelen "laikliğe aykırılık ve rejim tartışmaları" yüzünden böyle bir yemin edemezdi. Zira bizde şekilcilik, çoğu zaman mahiyetin önüne geçiyor. Sloganlaşmış bir "sekülerlik, laiklik, halkçılık" iddiası daha konforlu bulunuyor.


Oysa aslolan semboller değil; o yeminin ağırlığını taşıyıp emanete sahip çıkabilmektir.

Ankara’nın Suyu

Şimdi soralım: "Azınlığın ganimeti yerine çoğunluğun refahı" diyen Mamdani Ankara’da Başkan olsaydı su sorunu yaşanır mıydı? Bunu hiç bilemeyeceğiz.


Ancak bildiğimiz gerçek, şehirleri yaşatanın su olduğudur. Ankara’nın su sigortası olan Gerede Tüneli, 2019’un başlarında tamamlanmıştı. Proje bir devlet projesiydi ancak belediye yönetiminin gayretini de takdir etmek lazım. Nitekim resmi açılışı çok daha sonra yapılmış olsa bile, 2019’un başlarında tünelden Çamlıdere Barajı’na can suyu akmaya başlamıştı.


Peki, bugün yaşanan su kesintileri nereden kaynaklanıyor? Bugüne kadar su arzı için geçmişte yapılanlara ilave olarak hangi yatırımlar yapıldı? Kesikköprü hattının verimli kullanılamadığı, Çamlıdere Barajı’ndaki "ölü hacim" diye tabir edilen hatırı sayılır miktardaki suyun vaktiyle sisteme dahil edilip edilemediği konuşuluyor. Su dağıtım şebekesindeki kayıp/kaçak oranları nedir? Bunlarla ilgili kamuoyunun aydınlatılmaya ihtiyacı var.


Bu noktada Sayın Mansur Yavaş’ın seçim dönemindeki o vizyoner vaadini hatırlatmak isterim: "Baraj yüzeylerine güneş enerjisi panelleri kuracağız, hem temiz enerji üreteceğiz hem de suyun buharlaşmasını önleyeceğiz." Bu söz yerine getirilseydi, şehre vefanın bir icabı olarak ayakta alkışlamak gerekirdi. Ancak aradan geçen yıllarda buharlaşan suyla beraber vaatler de uçtu gitti.

Trafik: Teori mi, Çözüm mü?


Şehrin bir diğer kanayan yarası trafik. "Fazla yol yapmanın trafiği daha çok tıkadığını iddia ediyorum" sözüne samimi olarak inanılmış olmalı. Zira merkezden çepere ulaşımı rahatlatacak, dönemi sembolize edecek yeterli sayıda ve dikkat çeken bir ana arter çalışması keşke yapılabilseydi.


Yirmi yılını şehircilik hizmetlerine vermiş bir isim olarak söylüyorum: Nüfusun ve yerleşimin dengeli dağılımını sağlamazsanız, sektörel fonksiyonları yerli yerine koyamazsanız ve buna uygun ulaşım imkanları oluşturmazsanız trafik cehennemi kaçınılmazdır. “Ankara’yı çeyrek asırdır Melih Gökçek yönetti” bahanesini öne sürmek anlamsız. Ankara’ya dökülen asfalt oranları ne söylüyor ona bakmak lazım. Yani duygusal tezler değil matematik ve istatistik konuşmalı.


Ankara’nın ikinci bir çevre yoluna ihtiyacı var. Melih Gökçek Bey döneminde hazırlanan bu projenin akıbeti ne oldu? Konya Yolu/Mevlana Bulvarı artık yükü taşımıyor. Oysa Bilkent Şehir Hastanesi ile İncek arasındaki bağlantı yolu bugüne kadar açılabilirdi. Bu konulara politik yaklaşmamak lazım; bunlar siyaset üstü hizmet alanlarıdır.

Ankara’nın trafiğini rahatlatmak istiyorsak, metro ağındaki "büyük turu" tamamlamak zorundayız. Mevcut hat Sincan’dan başlıyor, Çayyolu’nda duruyor. Oysa Koru Metrosu’ndan Bağlıca’ya, oradan Sincan Saraycık’a, Sincan’ın içine ve nihayet Törekent’e bağlanacak bir hat, Ankara ulaşımında bir daire çizecek ve sistemi entegre edecektir. Mamak için başlatılan projeyi de bütüncül açıdan değerlendirmek gerekir. 


Hafızalarımızı tazeleyelim: Sayın Yavaş, 2019’da "Ankara’nın kendi gelirleriyle; hafriyat, billboard ve otopark gelirlerini kullanarak 58 km metro hattı yapacağını" vaat etmişti. Keşke bu sözler tutulabilseydi, bugün Ankaralı trafikte ömür tüketmeyecekti. Teknik imkanların zirvede olduğu bir çağda su krizi yönetilemezse, trafik rahatlatılamazsa "başarılıyız" iddiasında bulunmak ne kadar doğru olur?


Beton Kuleler


Yıllar önce Kars’a şehircilikle ilgili bir konferans için gittiğimde, tarihi dokunun ortasına yapılmak istenen anıtı görmüş ve dönemin belediye başkanını nezaketle uyarmıştım. "Bu tarihi bölgeye, Hasan Harakani Hazretleri’nin manevi iklimine bu beton kütleyi yapmasan iyi olur" demiştim. Henüz su basman seviyesindeydi ama o haliyle bile göze batıyordu. Sonrasında tarih bizi haklı çıkardı ve o beton anıt yıkıldı.

Bugün benzer bir estetik kaygıyı Ankara Hıdırlıktepe için taşıyorum. Hacı Bayram-ı Veli’nin manevi havzasına o beton kuleleri dikmek hiç de estetik durmayacak. Üstelik şehrin su ve ulaşım gibi temel sorunları varken.. Kaynakları daha etkin kullanma zarureti varken…


Tahranlaşma Riski

Yanı başımızda Tahran örneği duruyor. Altyapı yatırımları genelde toplum tarafından fark edilmez hatta eleştiri konusu olur. Toprağın altına gömülen hizmetler sandıkta oy getirmez ama şehrin kaderini tayin eder.

Tahran bugün susuzluk ve çökme nedeniyle taşınmayı konuşuyor. Eğer Ankara’nın altyapısı, suyu ve ulaşımı ile ilgili çözümler üretilemez ve iş giderek çıkmaza girerse korkarım ki bir gün başkentimizin de taşınması gündeme gelir?

Ankara’nın kaderi elbette bu olmamalı, olmayacak. Ancak bunun tek yolu; siyasi polemiklerin odağında olmadan, "eser ve hizmet belediyeciliğini" yeniden merkeze almaktan geçiyor.

Haberle ilgili yorum yapmak için tıklayın.
x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23