Sağlık.. Seher.. Sevgili
Sağlık.. Seher.. Sevgili
Recep Öncel
Geçtiğimiz günlerde sağlık sıhhatle ilgili düşüncelerimizi yazmıştık. Maalesef hastane serüvenimiz devam etti. Elhamdülillah başarılı bir ameliyat geçirdik.
Bu vesileyle başta Prof. Dr. Adil Kartal hocamız olmak üzere, Prof. Dr. Mehmet Ali Eryılmaz, Doç. Dr. Mehmet Serkan Özkent, Doç. Dr. İsmail Hasırcı, Dr. Alpay Sümer, Dr. Halil Özkan, Dr. Muhammed Emin Şahin, Dr. Hasan Küçük, Dr. Erhan Şahin, Dr. Ömer Talha Özdoğan, Dr. Muhammed Musa Yıldırım, Hemşireler; Ayşe Hilal Aksoy, Abdülbaki Gülümser, Cemil Nuzumlalı, Şahin Özaydın, Doğan Öz, M. Huzeyfe Başpınar, Şengül Yavuz, Duygu Sönmez, Fatma İmice, Zarife Çınar ve fedakarca gayret eden bütün dostlarımıza çok teşekkür ederim.
Allah hepsinden razı olsun.
Sağlık çok önemli.
Çoğumuz sıhhatli yaşarken içinde bulunduğumuz nimetin farkında olmuyoruz.
Ama insan hastalanınca daha iyi anlıyor, sağlıklı yaşamın değerini.
Bendeniz İstanbul’da gripten başlayarak farklı rahatsızlıklarda, bazı özel hastanelerde zaman zaman tedavi oldum.
Bugün gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki, şehir hastanelerinin bu özel hastanelerin standardından hiçbir eksiği yok. Üstelik yeni hastaneler bakımlı modern ve tertemiz.
Aynı zamanda üniversite hastanesi statüsünde olduğu için akademik kadrolar iyi.
Hülasa, devlet şehir hastanelerinde iyi hizmet ediyor. Üstelik yatan hastalar herhangi bir ödeme yapmıyor. Yani, sosyal devlet olmanın gereği yerine getiriliyor.
Bu işlerde emeği olan Sayın Cumhurbaşkanımıza ve Sağlık Bakanlığımıza teşekkür ediyorum.
‘Yiğidi öldür ama hakkını yeme’ demişler. Yapılan hizmetleri takdir etmek lazım diye düşünüyorum.
Malum sağlık meselesinin bilimsel yönü var.
Türkiye bu konuda iyiler arasında yer alıyor. Altyapı devlet desteği, yatırımlar konusunda ülkemiz her geçen gün daha iyiye gidiyor.
Sağlık meselesinin bir de insanı duygulandıran yönü var.
İnsan hasta olunca daha bir hassaslaşıyor. Cenab-ı Hakk’a yöneliyor.
Daha çok tefekkür etme durumunda kalıyor. Nereden geldim? Nereye gidiyorum? Gibi soruların cevabını daha çok bulmaya ve düşünmeye çalışıyor.
Hastaneler hüzün yerleridir.
Hastalar içinse, geceler anlamlı ve bitmeyen zamanlardır.
Hastanede bulunduğum süre zarfında bir gece kalktım. ‘Baktım dışardan sesler geliyordu. Birileri bağırıyor ağlıyor feryat ediyordu’. Gecenin o duygusal atmosferinde; Yarabbi bu insanların derdine derman ver, diye dua ettim.
Hakikaten geceler sırlı zamanlardır.
Gecelerde günahlar işlenir. Gecelerde insanların görmediği işler yapılır.
Bir an gelir ki, insanlar yorulur uykuya dalar. Köpekler bile havlamaktan bitap düşer.
Evet, gece yarısından sonra seher vakitlerinde Allah’ı sevenler uyanırlar. Yani, sevenle sevilen hemhal olurlar.
Allah’a dua ederler.
Allah’tan af dilerler.
Allah’tan yardım isterler.
Dertlere deva, borçlara eda, hastalara şifa talep ederler.
Bu insanlara, Allah dostu denir.
İşte Rabia-tül Adeviyye de, Allah dostlarından biridir.
Bir gece şöyle dua etmiş;
‘Ya Rabbi(cc) şu vakitte birçok kimse uyudu, birçoğu sevdiğine gitti, ben de Sana geldim. Çünkü benim sevdiğim Sensin’, diye, Cenab-ı Hakk’a sevgi ile yakarmış.
Ama, dua esnasında uyuya kalmış.
Tam o sırada eve bir hırsız girer. Hırsız bir şeyler alır, ama evden çıkacakken kapıların yok olduğunu, ancak, aldıklarını bırakınca kapıları tekrar yerinde bulunduğunu görür. Bu hareketi üç kere tekrar eder.
Sonunda söyle bir ses işitir; ‘Ey hırsız! Seven uyudu ama sevilen ayakta!’
Evet, geceler sevgiliye gönlünü açınca farklı geçer.
Evet, gecelerde herkes sevgisinin yönüne doğru hareket eder.
Kimi içki içer, kimi kumar oynar, kimi zina yapar. Kimileri de başka işlerle meşgul olur.
Ve gerçek sevgiyi anlayanlar, sevilmeye en çok layık olan Allah’la birlikte olur. Yüce huzura durup, bu manevi hasat zamanında Cenab-ı Hak’la birlikte dost meclisinde bulunurlar.
Elbette, dünya için gayret etmek lazım.
Elbette, insanlığa hizmete için çabalamak lazım.
Elbette, meşru sevgilere de gönlü açmak lazım.
Ancak esas amaç olarak;
O en Sevgiliye,
O en Güzele,
Bizi Yaradan Rabbimize, yönelmek lazım.
Ve dahi ‘El Vedud’ sırrına ermek lazım.
Allah aşkını, en güzel Sevgili Peygamber Efendimiz bilir.
Ve veliyullah, O aşka gönül verir.
Hz. Mevlâna ‘aşkı ben ol da bil’ diyor.
Evet, Seherlerde, Yüce Sevgiliyle bir olabilmek lazımdır.
Hepinizi sevgiyle kucaklıyorum.
Gerçek Sevgiliyi bulmanızı diliyorum.
En Sevgiliden, cümlemiz için sağlık sıhhat afiyet ve hayırlı uzun ömürler niyaz ediyorum.