--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Dilipak’a, AK Parti’den dava…

Rasim Bolbol
Rasim Bolbol
30

Pınar Gültekin’in alçakça katledilmesinin hemen ardından kadın cinayetleriyle İstanbul Sözleşmesi arasında paralellik kurulması, bizi hakikaten fazlasıyla endişeye sevk etti. 

Evet, mahut cinayet öne sürülüp “İstanbul Sözleşmesi’nin iptal edilmesi halinde, kadına şiddet daha da artacaktır. Bu yüzden Türkiye İstanbul Sözleşmesi’ni askıya almamalıdır” denilmesi gerçekten akıl alır gibi değil.  

Rakamlar ortada. İstanbul Sözleşmesi hayata geçtiğinden bu yana kadına yönelik cinayet ve şiddet olaylarında azalma değil, bilakis artış yaşanmış. 

O halde dert ne? 

Dert, belli ki “kadın cinayetlerini önleme” gibi kimsenin karşı çıkmayacağı bir kılıf altında, aile kurumunu hedef tahtasına oturtmak. İstanbul Sözleşmesi ile eşcinsel ilişki biçimlerini Türkiye’de de yaygınlaştırmaya ve meşrulaştırmaya çalışmak.

Çok sinsi bir oyunla karşı karşıyayız. Asıl üzücü olan ise, kendisini “mukaddesatçı-muhafazakâr” diye tanımlayan AK Parti iktidarının en baştan beri bu oyuna alet olması. 

Aslında fazla söze gerek yok. Abdurrahman Dilipak’a İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bağlamından kopartılan bir uyarısı sebebi ile AK Parti tarafından dava açılacağının açıklanması tuzun koktuğunu gösteriyor zaten. 

Oysa Dilipak benzer ikazları hükümet Yeni Ekonomi Programı için ABD’li McKinsey danışmanlık şirketi ile anlaştığında da yapmıştı. O dönemde kimsenin sesi-soluğu çıkmazken, Dilipak tepkisini ortaya koyup “McKinsey’in FETÖ’den farkı yoktur. ENRON’a danışmanlık yapan bir kirli şirketi Türkiye’ye sokamazsınız” deme yürekliliğini göstermişti.

Hatırlayın, ne olmuştu o işin sonunda? 

Ne olacak canım. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Tüm arkadaşlarımıza söyledim. ‘Bunlardan fikri danışmanlık bile almayacaksınız’ dedim. Gerek yok, biz bize yeteriz” demiş ve böylece McKinsey’le olan anlaşma çöp sepetine atılmıştı.

Peki neden aynı şeyi İstanbul Sözleşmesi için de yapmıyoruz? İlgili ve yetkililer, İstanbul Sözleşmesi’nin asıl amacının kadına yönelik şiddet/cinayeti önleme olmadığını yazıp söyleyen Dilipak gibi dava adamlarına kulak vermek yerine niçin dava açmayı tercih ediyor? Bakın, Polonya Avrupa’ya rest çekip İstanbul Sözleşmesi’nden çıktı. Bizim de Polonya kadar cesur davranıp çeşitli kılıflarla şirin gösterilmeye çalışılan bu sözleşmeden bir an önce imzamızı çekmemiz lazım. 

Aksi bizim için tam bir felaket olur.

SOSYAL MEDYA DÜZENLEMESİ TAM İSABET

Adeta kanayan bir yara haline gelen sosyal medya terörüne son verecek olan düzenleme, Meclis’te kabul edilerek yasalaştı nihayet. Nihayet diyoruz, zira uzun zamandan beri hasretle bekliyorduk bu düzenlemeyi.

ABD Kongresi’ne çağrılıp paşa paşa ifade veren sosyal medya devlerinin Türkiye’de kafalarına göre takılması, ne yalan söyleyelim, ağırımıza gidiyordu. İşte mezkur düzenlemeyle birlikte, en başta bu dokunulmazlığın önüne geçilmiş oldu. 

Evet, bundan böyle internet kullanıcılarının kişisel başvurularında veya kamu kurumlarının bildirimlerinde bir zorlukla karşılaşıldığında, sosyal ağ sağlayıcılara “Gel bakalım” denilebilecek. Bunlar kanunlarımıza uymazlarsa, anında idari para cezası kesilebilecek.

Siz bakmayın muhalefet partilerinin ve bir kısım “istemezükçülerin” “İnternete sansür geliyor” hezeyanlarına.

Baştan aşağı palavra söyledikleri.

Neymiş, iktidar muhalifleri susturmak için mekanizma kuruyormuş. 

İyi de birader, sizin bahsettiğiniz bu “mekanizma” hemen hemen bütün ülkelerde var. 

Örneğin Avrupa Birliği “sorunlu” olarak tarif ettiği içeriklerin kaldırılmasını, kullanıcıların hesaplarının dondurulmasını veya iptal edilmesini sosyal ağlardan isteyebiliyor. 

Bu sansür mü oluyor şimdi? AB, bu yaptırımlarla muhalifleri susturmak mı istiyor yani?

Bırakın bu işleri. 

Adamlar sosyal medya kullanıcılarını yayınladıkları içeriklerden sorumlu tutuyor. Şiddeti öven, yalan haber yayan, insanları kışkırtan hesaplar olursa da takır takır kapattırıyor. 

Peki, bizim de bunları yapacak olmamız niçin bazılarının zoruna gidiyor?

Avrupa’da sosyal medya düzenlemelerini ihlal eden kişilere 5 milyon euroya kadar, şirketlere ise 55 milyon euro para cezası öngörülürken Türkiye’de de bu konuda birtakım yaptırımlar uygulanması için harekete geçilmesi neden birilerini rahatsız ediyor?

Kim ne derse desin, atılan adımların sansürle uzaktan yakından alakası yok. Yapılan, sahte hesapların ardına gizlenip “klavye delikanlılığı”na soyunanlara önlem almaktan ibaret. 

Şurası çok iyi bilinmeli ki, bu düzenleme, hak kaybına uğratan değil, bilakis vatandaşların hakkını koruyan bir düzenleme. 

“İnternet terörü” inşallah bu düzenlemeyle birlikte sona erecek. 

Azgın azınlığın kara propagandalarına kulak asmayın siz.

 

Yorumlar

(30)

Yorum yazın

0/1000

Yorumlar editör onayından sonra yayınlanır.

AyşeT

2 Ağustos 2020 23:45

Tayyip Erdoğan’ın en büyük bsşarısı ilmi siyasetle dengeleri harika gözetmesidir. Bugüne kadar böyle geldi. Artık Ayasofya’yı açmış bir fatih var herkes ayağını denk alsın. Eskiden beri büyük zatlardan işttiğimiz Ayasofya’yı açan kişinin sıradan birisi olmayacağı, büyük bir vazifedar olacağı yönündeydi. Şimdi bu baxiyet tavazzuh etti, mahiyet ortaya çıktı. Erdoğanın arkasında durmak din ve vatan namına bir vecibedir. O’nun karşısında olmak CHP nin İPin daha kötüsü HDP min yanında olmaktır. AK parti ye verilmeyen her bir oy. ZzCHP ye dolayısıyla HDP Zye verilmiş demektir.

Necmittin kara

2 Ağustos 2020 22:22

Davidoğlunun hediyesi olan bu adı güzel(istanbul) sözleşmesini en kötü sebep olarak davidoğlu imzası taşıdığı için iptal etmeli 

Gün -Dem

2 Ağustos 2020 19:22

Onlar sanıyorlar ki, biz sussak mesele kalmayacak. Hâlbuki biz sussak, tarih susmayacak. Tarih sussa, hakikat susmayacak. Onlar sanıyorlar ki, bizden kurtulsalar mesele kalmayacak. Hâlbuki bizden kurtulsalar, vicdan azabından kurtulamayacaklar, vicdan azabından kurtulsalar, Tarihin azabından kurtulamayacaklar. Sezai karakoç

Ali

2 Ağustos 2020 18:13

Bu dilipak sürekli ak parti aleyhine yazar hiçbir zaman muhalefete bir eleştirisi olmaz derdi nedir anlama mümkün değil varsa yoksa ak parti seçimlerden önceki Yazıları hala hafuzalarda benim bildiğim hakaretli konuşmasına dava açılmış eleştiri farklı hakaret farklı ne yani hakaret eden dilipak olunca görmezden mi gelinsin

Mehmet

2 Ağustos 2020 15:55

Muslumani kafiri munafigi kalmadı herkesin derdi mide ve uçkuru.Dilipak yazısıyla hepsini bir araya topladı.Eskiden erkekle gezen kıza metres veya or... derlerdi şimdi hürriyet,aşk ve flort oldu.Dilipak kuran ve sünnete göre yazdığı için nefisler hazmedemedi.Yine de bazı kelimeleri seçerek kullanmak lazim .At izi it izine karıştı.Bir erkek yetiştirmek fert yetiştirmek,bir kız yetiştirmek aile yetiştirmektir der afrikalılar.kadın öldü aile bitti

Edibali Recepli

2 Ağustos 2020 13:24

Eyvallah. Doğru söze can kurban gardaş. Partiye göre değil hak ve hakikate göre tavır almamız gerekir. İstanbul Sözleşmesinin kaportası insanları kandırıyor, oysa motor berbat. Bu sözleşmeden çıkılmazsa ileride bugünleri çok ararız. İnanıyoruz; hak yerini bulacaktır; çünkü zafer Hakk'ın ve Hakk'a dir.

fanidar

2 Ağustos 2020 13:20

akademisyenim, yurt dışında tahsilimi yaptım, 50 yaşındayım ve neredeyse çocukluktan beri sayın dilipak' ın bütün yazılarını okur ve takip ederim. yanlış anlaşılmasın, aynı fikirde olduğum için değil, bakış açıma farklılık getirsin diye. fakat kendisini son zamanlarda satır aralarında hiç bu kadar hükümet aleyhinde görmedim. vurgulamak istiyorum, açık açık değil, gizli gizli ne tarafa istersen o tarafa çekecek şekilde vesselam..

Tabiki efendim

2 Ağustos 2020 13:17

Sayın yazar ne gibi dilekleriniz varsa bir liste yapın.Kafaniza göre takılın. 

necati sarı

2 Ağustos 2020 12:26

Savunduğun dilipak bugünkü yazısında senin tak aksini söylüyor. Bu kanunla kendilerine yakın trollerin önünü açacaklar muhalif troll hesapları da bitireceklermiş. Yani dikensiz gül bahçesi olacakmış sosyal medya.

Bir okur

2 Ağustos 2020 12:10

Erdoğan 6 ekimde bunlardan danışmanlık bile almayacaksınız diyor Berat albayrak ayni gün mckinsey için yapılan yorumlar cahillikten değilse ihanettendir diyebiliyor Sayin Dilipaka yapılan terbiyesizlik ak partinin bittiğini gosteriyor

Rasim Bolbol Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle