--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

MAKAM - LİYÂKÂT

MAKAM - LİYÂKÂT
Prof.Dr.Yusuf Özertürk

*Liyâkât,ifa edilecek göreve göre, onun gerektirdiği bütün şartları yerine getirecek donanımı kazanmaktır. Bu da tahsil ile ve o işte tecrübe kazanmakla olur.Bir işin künhüne, esasına vakıf olmak zamanla kazanılacak bir sıfattır.

*’Ağır ağır çıkacaksın bu merdivenlerden’ misali;İşin vasfına, önemine göre Liyâkât, ehliyet kesbetmek zaman gerektiren bir süreçtir, birdenbire olacak iş değildir.

*’Uçtu uçtu ile, paraşütle zirveye bırakılanların’, o zirvede tutunması çok zordur.Ve kısa zamanda bir çığ gibi zirveden aşağılara yuvarlanırlar.

*Her makam, ona, uygun ve kazanılması zaruri olan bazı şartlara haiz ehliyet gerektirir.

* Liyâkât, ehliyet;Tabandan zirveye kadar binbir zahmet ve meşakkatle adeta ‘gergef işler’ gibi emek vermekle, bir nevi o işin çilesini çekmekle elde edilir.

*Her makam bir mânâ ifade eder.Makam, sahibine hem bir yetki ve hem de bir sorumluluk yükler.Mesuliyetsiz yetki ‘lâyüs’elliğe götürür.

*Gerekli şartları kazanmadan verilen makamlar, insanları bilgili ve ehliyetli yapmaz.Sadece makamım içi boşaltılmış ve manâsız hale getirilmiş olur.Tıp eğitimi almamış birine, hekimliğin alameti olan beyaz gömlek giydirmek, o kişiyi hekim yapmaz,sadece sahtekâr yapar.

*Bilgili ve liyâkâtli insanlarla, makamlar anlâmlı olurlar.                   *Ünvanlar, kisveler hak edilerek, içleri doldurularak elde edilmelidir.

*Şayet;İçi doldurulamamış, hak edilmemiş ünvanların verilmesi ihtiyacı karşılasa ve meseleyi çözse idi, bunca masraflarla, emekle eğitim müesseseleri tesis etmeye ne gerek vardı ?

*Liyâkâtsiz insanların bir makama getirilmesi, o makamın içini boşaltır ve anlamını kaybettirir.

*Liyâkatsiz insanların bir makama getirilmesi, insanlara zulüm ve emanete hıyanet etmektir.

*Makamlar ve ünvanlar, onlara lâyık ehliyetli insanlara verilmelidir.

*Allah ve Hz.Resûlullah, işlerin ve vazifelerin Liyâkâtli olanlara verilmesi hususunda çok ciddi uyarıda bulunmaktadır (1,2).

*Makamlar da elbiseler gibidir.Elbiseler, ne kadar pahalı olursa olsun, neticede içindeki vücuda göre değer kazanırlar.

*Eşeğe altından semer vurulsa da, eşek yine eşektir,eşeklikten kurtulamaz.

* ‘Korkuluklara iyi elbise giydirmek, onları insan yapmaz’.

*Pırlantalardan yapılmış bir elbise de olsa, içindeki 'Adam gibi Adam' değilse, o elbise, Adam olmayanı Adam yapmaz.

*Ehliyeti olmayan insanlara da,yaldızlı ünvanlar verilse, yüksek makamlara getirilseler,ne şatâfatlı ünvanlar ve ne de o yüksek makamlar asla onları liyâkâtli yapamaz.

*Aynen bunun gibi, bir makama oturan, şayet o makamın gerektirdiği şartları hâvi bir liyâkâti yoksa, o makam ona bir şahsiyet kazandırmaz.

*Liyâkâtsiz insanlar makamla şahsiyet kazanıyorlarsa, makamdan gidince şahsiyetleri de gider.

*Liyâkâtli insanlar üretkendirler, verimi artırırlar. Liyâkâtli insanlar bozuklukları düzeltir,işleri yoluna koyarlar.

*Liyâkâtsiz insanlar verimsiz insanlardır.Ağızları laf yapar,fakat işe yarar bir üretim yapamazlar.

*En zararlı insanlar, büyük makamlara gelmiş liyâkâtsiz insanlardır.

(1):‘’Allah, mutlaka emanetleri ehline Liyâkâtli olana vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emrediyor ‘’(Nisa-58).

(2):‘Emanet ehil olmayan kimseye verildiği zaman, Kıyameti bekleyin’(Buhari, ilim-2).

 

 

 

Prof. Dr. Yusuf Özertürk Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle