Kurban; Allah’a Yakın Olma Vesilesi
Kurban; Allah’a Yakın Olma Vesilesi
NUSRET REŞBER
Bugün Zilhicce ayının dördüncü günü. İslam’ın Beş Şartı’ından biri olan Hac ibadeti mevsimindeyiz. Gerek hacıların gerek hacca gidemeyenlerin yükümlü olduğu ibadetlerden biri de ‘Kurban Kesmek’tir.
Kur’an ve sünnet çerçevesinin dışında farklı yaşantı, inanç ve yorumlarla her ibadette olduğu gibi Kurban ibadetini de sulandırmaya çalışanlar oluyor; bunlara itibar edilmemeli.
Derken, Kurban ibadetinde bazı başlıklara yer vermekte yarar görüyorum.
Kurban’ın Hükmü
Asırlardır uygulanagelen, Kur’an ve sünnet çizgisinde kabul gören görüş şudur:
Hanefiler’e göre vacip, Şafii, Hanbeli, Malikiler’e ve bir rivayete göre İmam Ebû Yusuf’a göre ise Müekket Sünnet’tir.
Asr-ı Saadet’ten bu yana başta peygamberimiz (s.a.s.) ve sahabesi olmak üzere imkanı olan tüm Müslümanlar Kurban kesmişlerdir. Yüce Allah Kurban Bayramında kesilen kurbana (udhıyye), Kevser suresinin 2. ayetinde şöyle işaret buyurmuştur: “Şimdi sen rabbin için namaz kıl ve kurban kes!”
Kevser suresinin dışında Kur’ân’da geçen kurban ile ilgili ayetler ise hacda kesilen kurbanlarla ilgilidir. Dolayısıyla gerek Vacib gerek Müekket sünnet gereği bugün de maddi imkânı olan her Müslümanın hiç tereddüt etmeden Kurbanını kesmesi gerekir.
Kurban’da Niyet
İbadetlerde aslolan Allah’ın rızasını elde etmektir. İbadet, halisane niyetle Allah’a has kılınarak, sadece O’nun için, O’nun istediği şekilde yapılmalıdır.
Tüm ibadetlerde olduğu gibi Kurban ibadetinde de “başkası ne der” değil de “Allah emrediyor, istiyor” veya “O’nun rızasını elde etmek için” yerine getirilmelidir.
“Filanlar, komşu-akrabalar kesiyor benim onlardan neyim eksik” veya “çocuklar üzülmesin, gönülleri hoş olsun, eve et girsin” diye Kurban kesilmez; kesilmemelidir!
Özellikle çok ortaklığa (1-7’ye kadar) müsait olan büyükbaş hayvanlarda ortaklığa girenler, kimlerle ortak olduğuna dikkat etmeli!
Niyeti Allah rızası, ibadet amacı olmayanlarla ortaklaşa kurban kesilmemeli. Zira başka niyetli bir ortağın bulunması diğerlerinin de kurbanını ifsat eder, bu unutulmamalı!
Hz. Peygamber Her Sene Kesmiştir
Peygamberimiz, Hicret’in ikinci yılından itibaren kurban bayramlarında kurban kesmeye başlayıp ruhunu Rabbine teslim edinceye kadar her yıl kurban kesmiş ve ümmetine de Kurban kesmeyi emretmiştir.
Enes ibn Malik; “Hz. Peygamber, boynuzlu alaca iki kurban kesti. Kurbanlarını bizzat kendi eli ile boğazladı, boğazlarken besmele çekti ve tekbir getirdi, ayaklarını boynuzlarının üzerine koydu” (Müslim, Edâhî, 17; II, 1556; Tirmizî, Edâhî, 2; IV, 84) demiştir.
Hadîs-i şerîflerde Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “İmkânı olduğu halde kurban kesmeyen bizim namazgâhımıza yaklaşmasın.” (Ebû Dâvûd, Salât, 239) “Ben, kurban gününü bayram yapmakla emrolundum. Allah onu bu ümmet için bayram kılmıştır. Kurban kesiniz. Zira o babanız İbrâhîm’in sünnetidir.” (Tirmizî, Adâhî, 1)
Kurban Allah’a Yaklaştırmalı
Rabbimiz, peygamber efendimizin örnekliğinde Kurban ibadetini bizden isterken bu ibadette de onun rızasını gözetmemizi isteyerek şöyle buyurur:
“Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Fakat O’na sizin takvanız (Allah’a karşı gelmekten sakınmanız) ulaşır. Böylece onları sizin hizmetinize verdi ki, size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı büyük tanıyasınız. İyilik edenleri müjdele.” (Hac 22/37)
Dolayısıyla Kurbanda öncelikle dikkat edilmesi geren bir husus da onunla Allah’a yakın olma, O’nun rızasına nail olmaktır.
Buna dikkat ettikten sonra ister burada ister güvenilen, tecrübeli, yetkin bir vakıf vasıtasıyla ihtiyaç sahibi ülkelerde kesilmek üzere vekâletle kesmek olsun fark etmez.
Allah’a yakınlık kurmak önemli olduğu için, “daha ucuzdur, sıkıntıya girmemiş oluruz” gibi kurbana yakışmayan niyetlere tevessül etmemeli.
Yurt dışına verilecekse de ki biliyoruz orada daha ucuza hisse bulunabiliyor, en azından buradakine denk gelecek bir bütçeyle katılmak (kanaatimce) daha yakışır. Eğer niyet “benim ihtiyacım yok ihtiyacı olan yere gitsin” ise…
Ama asla Kurban ibadeti hafife alınmamalı, boşverlikle terk edilmemeli.
Dinimiz peygamberimizin örnekliğinde her ibadeti kolay kılmıştır. Kurbanda da ister tek başına şartlarını taşıyan bir büyükbaşı kurban kes ister bir yaşını doldurmuş yine şartlarını taşıyan küçükbaş hayvanı kurban kes.
Niyet halis olduktan sonra, cimrilik yapmadıktan sonra herkes gücüne göre kurbanını kesmeli. Velev ki dağıtacak birileri olmasın, ev ahalisiyle, gelen giden misafirlerine ikramda bulunarak veya daha sonra yemek üzere ama mutlaka kurban ibadeti yerine getirilmelidir.
Yeni kuşaklara da bu ibadetin unutturulmaması için örnek olmalı.
Bir ayet ve hadisle sözlerimizi bitirelim.
“De ki: ‘Benim namazım, (her türlü) ibadetim, hayatım ve ölümüm, hepsi âlemlerin rabbi olan Allah içindir.’” (En’âm Suresi 162)
Hz. Âişe’den rivayet edildiğine göre, Allah Resûlü (s.a.s.) şöyle buyurmuştur: “Âdemoğlu kurban günü Allah katında kurban kesmekten daha güzel bir amel işlemez. Kurban, kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnaklarıyla (sevap olarak) gelir. Kurban, henüz kanı yere düşmeden, Allah tarafından kabul edilir. Bu sebeple kurban kesme konusunda gönlünüz hoş olsun, (bu iş size zor gelmesin).” (Tirmizî, Edâhî, 1)