Kılıçdaroğlu da hırsızlığı gördü
Kılıçdaroğlu da hırsızlığı gördü
ALİ KARAHASANOĞLU
Ak Parti’li veya Ak Parti’ye yakın isimler Ekrem İmamoğlu’na yönelik bir eleştiri getirdiğinde, CHP ve yandaşları, kısmen de haklı olarak, “bizim partimizden size ne, bizim partimizdeki yanlışlıkları sizden mi öğreneceğiz?” diyorlar.
Sürü psikolojisi ile hareket ediyorlar ve haklı eleştirileri bile görmezden geliyorlar.
Bu bakış açısı yanlış da olsa, biz yine de kendilerine hak verelim, CHP dışından kişilerin bu partiye yönelik eleştirilerini bir kenara koyalım.
Cumhuriyet Halk Partisi’nin 13 yıl boyunca genel başkanlığını yapan, 2023 cumhurbaşkanlığı seçiminde de kendi partisinin, ilaveten ittifak yaptıkları altı partinin ortak adayı olarak cumhurbaşkanlığına aday gösterilen Kemal Kılıçdaroğlu’nun dün yayınlanan videosuna bakalım.
Kılıçdaroğlu’nun yayınladığı videoda tam da CHP içindeki yolsuzluk sanıklarına gönderme yapılarak “arınma” çağrısı yapılıyordu.
14 Mayıs 2023 seçimlerinde hasbelkader cumhurbaşkanı seçilmiş olsaydı, şu an hem CHP’nin başında, hem de ülkenin başında olacak Kemal Kılıçdaroğlu’nun bu arınma çağrısını da görmezden mi gelmeliyiz.
Bu kadar önem verilen ve yıllarca da partisinin genel başkanlığını yapmış Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP yönetiminden bazı isimlerin yanlışlıklarına göndermede bulunarak istediği “arınma” talebi, ne hikmetse CHP kesiminden destek yerine büyük bir tepki aldı.
Gerçekten bu tepki CHP tabanından mı geldi yoksa, Ekrem İmamoğlu’nun kurduğu rüşvet çarkının paralarıyla beslenen troller ordusunun tepkisi miydi, süreç içinde ortaya çıkacaktır.
Şu kadarını söyleyelim, Kemal Kılıçdaroğlu’nun videosu birkaç saatte 1 milyona yakın izlenme aldı. Ve binlerce yorumun hemen tamamı Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik ya eleştiri ya da hakaret boyutuna varan eleştirel içeriğe sahip idi.
Partisine 13 yıl boyunca genel başkanlık yapmış Kemal Kılıçdaroğlu’nu, herhalde kimse Ak Parti’li olmakla suçlamayacaktır. Kimse Kılıçdaroğlu’nun, Adalet Bakanı Akın Gürlek’e yakın bir isim olduğunu söylemeyecektir.
CHP içinde siyaset yapmış, onun cumhurbaşkanı adayı olmuş bir ismin önerilerine, kendisini CHP’li olarak tanıtan kesimden eğer topyekün bir saldırı varsa, bu partinin bilge kesiminin de artık oturup düşünmeleri gereken vakte gelindiğini söyleyebiliriz.
Daha önce Enver Aysever söylemişti: “ben hırsızın elini sıkmam”
Ekrem İmamoğlu’nun paralı avukatları, yalanlama yaptılar.
“Biz oradaydık, Enver bey öyle bir şey söylemedi” diyen sahtekar avukatlar bile çıktı.
Enver Aysever’i tehdit ettiler, o sözü söylemediğini açıklamasını istediler.
Enver Aysever, “ben hırsızın elini sıkmam” cümlesini inkar etmedi ve bu cümleyi Ekrem İmamoğlu’na yönelik olarak söylediğini açıkça ilan etti.
Paralı troller utandılar mı?
Hayır.
Onlar para karşılığı kendilerine verilen görevi yerine getirdiler.
Hırsızlık yaptığı artık kendi partisine yakın gazeteciler tarafından dahi açıkça ilan edilen Ekrem İmamoğlu, duruşmalarda şovlarına devam ediyor olsa da, artık mızrağın çuvala sığmadığı günlere geldik.
Ekrem İmamoğlu suç örgütünün önemli isimlerinden Hüseyin Köksal’ın şoförü Servet Yıldırım, savcı önünde verdiği ifadede aynen şunları söylemişti: “Ben Ekrem beye hırsız diyebilirim. Babasına, amcasına para götürdüm”
CHP’lilere soruyorum, akit’e onlarca dava açan Ekrem İmamoğlu, kendisine “hırsız” diyen Servet Yıldırım’a dava açmayı niye düşünmüyor?
Kendisine “ben hırsızın elini sıkmam” diyen Enver Aysever’e niye dava açmayı düşünmüyor?
Hani düşünce özgürlüğüne saygılı birisi olur, “bana hakaret edenlere bile dava açmayı, düşünce hürriyetine saygısızlık olarak değerlendiririm” diyen birisi olur, anlarım.
Ama akit’e açtığı dava ile yetinmeyip, bir de icraya veren, onunla da yetinmeyip kendisinin de bize yargılama masraflarından dolayı borçlu olduğu halde, haciz memurlarını tv binasına gönderme cesaretine sahip olan, televizyonun canlı yayın araçlarını yediemin’e götürme tehdidine soyunan ve bunu kısmen de hayata geçirebilen Ekrem İmamoğlu, hırsız nitelemesini yöneten kişilere niye dava açmıyor?
Servet Yıldırım’a dava açmadı, Enver Aysever’e dava açmadı, haydi bakalım sırada Kemal Kılıçdaroğlu var.
Bakalım Kılıçdaroğlu’na dava açabilecek mi?
Ne diyor Kemal Kılıçdaroğlu:
“Emanet kirletilmez, emanete kara çalınamaz. Kardeşlerim hele ki, bu ulu çınarın gölgesi, haramın ve kirlenmişliğin sığınağı asla ve asla olamaz. Gerektiğinde arınmasını da bilir, iç muhasebesini yapmasını da”
Kılıçdaroğlu daha ne desin.
Servet Yıldırım’ın dediği gibi, “Ekrem İmamoğlu’na ben hırsız diyorum” demesini de, artık herhalde kimse bekleyemez.
Yıllarca düşünsem, Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı seçilmesine destek vermeyi, asla aklıma getiremezdim.
Ama şimdi, şu ihtimali ciddi ciddi düşünüyorum.
Bugün cumhurbaşkanlığı koltuğunda Kemal Kılıçdaroğlu oturuyor olsaydı, Ekrem İmamoğlu’na aynı yolsuzluk soruşturması açılmış olsaydı, acaba CHP tabanı bugünkü gibi yine itiraz eder miydi?
Ekrem İmamoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanı olduğu bir konjonktürde, kendisine kumpas kurulduğu, iftira atıldığı şeklindeki söyleme toplumda alıcı bulabilir miydi?
Şunu diyebilirsiniz, Kılıçdaroğlu cumhurbaşkanı olsaydı, Ekrem İmamoğlu’yla ayrı düşmezlerdi.
Ekrem İmamoğlu, Kılıçdaroğlu’nun bir dönem sonra Cumhurbaşkanını zaten bırakacağını tahmin ederek, alttan alta onun kuyusunu kazarak, rüşvet çarkını daha güçlü şekilde organize etmeye devam ederdi.
Ve topladığı rüşvet paralarıyla da, 2028 cumhurbaşkanlığı seçiminde kendisini çok daha rahat aday yaptırırdı.
Büyük ihtimalle Kılıçdaroğlu da, İmamoğlu’yla ters düşmek istemezdi.
Bugün geldiğimiz noktada ise, CHP içindeki isimler dahi, Ekrem İmamoğlu’nun yolsuzluklarını, artık kabul etme aşamasına geldiler.
Tek sorun var: Ekrem İmamoğlu’nda hâlâ ciddi bir parasal kaynak var.
Bu parasal kaynak bitmeden, Ekrem İmamoğlu’na desteğin de bitmeyeceği görülüyor.
Kimse “aile şirketine el konuldu” demesin.
Sadece irtibatta olduğu bir döviz bürosunda çıkan, üç aydır araba bagajında bekletilen milyarlar, soygunun devasa boyutunu bize gösteriyor.
Acaba daha kaç otoparkta bekletilen, kaç arabanın bagajında kaç milyarlar var.
Savcılık bu ayrıntıların üzerine gidecek olursa, Silivri’deki duruşmalar da, emin olun hızlanacaktır.
Bakınız duruşma salonunda dahi, suç örgütü lideri olduğu iddia edilen bir sanığa alkışlar eşliğinde kahramanlık gösterileri yaptırılıyor.
Baştan aşağıya çamura ve pisliğe bulaşmış bir siyaset anlayışının, partinin genel başkanı konumundaki isim tarafından dahi zikredilmesine rağmen inkar edilmesi daha ne kadar sürebilecektir ki?
Çözülme yakındır, bekleyiniz.