--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Karşıtlıkları Diyanet Başkanı veya hocalar üzerinden İSLAM’a!

Nusret Reşber
Nusret Reşber
8

Rahmetli Necmettin Erbakan’a İslam’ı getirecek korkusuyla yapmadıklarını bırakmadılar.

Hele bir de İslam Ülkelerinin bir araya gelip güçlenmesi ve dünyada söz sahibi olmaları adına D-8’lerin kurulmasında rol oynadı ya. Hem içeriden hem dışarıdan taarruz başlattılar ve istifasına kadar Erbakan’ın peşini bırakmadılar.

Aynısının bin bir türlüsünü Tayyip Erdoğan’a uygulamak istediler ama başarılı olamadılar. Ve halen de bu zorbalıklarından vazgeçmiş değiller. Bugün de aynı çevreler “Nerede bir açığını bulup da saldırıda bulunabiliriz” havasında ya atadığı bakanlar, üniversite rektörleri veya resmi açılışlarda yanında duran ve “Ya Rabbi bu açılışı hayırlara vesile eyle, rızana uygun kıl…” gibi ifadelerle dua eden Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ve onun atadığı imamlar üzerinden saldırıyorlar.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ne yapıyor?

Israrla koyulan engellerin üzerine ve o engelleri kökünden bitirmek için aynısı ile mücadele veriyor.

Dün Merve Kavakçı hanımefendiye reva gördükleri zulmü Tayyip Erdoğan’ın, Abdullah Gül’ün, milletvekili ve bakanların eşlerine, gerek resmi ve gerek gayri resmi tören ve protokollerde uygulamak istediklerini hâlâ unutmuş değiliz. Fakat Tayyip beyin inancındaki kararlı duruşu, onların tüm çabalarını tarihin çöplüğüne gömmüştür.

Sadece eşinin örtüsüne sahip çıkmakla kalmadı Sayın Cumhurbaşkanı, başta TBMM’de olmak üzere emniyet ve askeriye de dâhil tüm devlet birimlerinde ve okullarda isteyen herkesin başörtülerini takabilecek ilklere imza attı.

Müslüman vatanın inançlarına, kültürlerine uygun yaşam tarzını özgürleştirdiği, alınan haklarını geri verdiği için kin gütmekteler ona muhalif olanlar.

Cumhurbaşkanı, geri plana atılan ve yerine oturtulamayan değerleri bizzat yanı başında tutarak gereken değeri kazanması için uğraş verdi/veriyor.

Yanından ayırmadığı başörtülü eşi, kızları ve diğer örtülü hanımefendiler de, son zamanlarda varlığı dahi çok konuşulan Diyanet İ. Baş. Sayın Erbaş’ın da saldırıların odağında olması, bunu açık bir şekilde göstermektedir.

Hatta Erbaş’ın görevlendirmesiyle Ayasofya Camii’nde göreve gelen Prof. Dr. Mehmet Boynukalın ve aynı yerde Bakara suresi 114. ayeti okuyan Mustafa Demirkan Hoca da aynı sebeple hedef alındılar!

Yani esas mesele, orada görev yapan hocalar değildi, saldırı odağındaki değerler, İslam Dini ile özdeşleştiği ve varlığını aktif olarak gösterdiği için hedef alındılar. 

Yoksa aynı değerler pasif olarak kenarda, kamuoyundan uzak, kendi halinde olduğunda hedef tahtasına oturtulmazlar.

Zira dün Sayın Cumhurbaşkanıyla beraber hareket ettiklerinde, eşleriyle birlikte düşman kabul edilen zevat, A. Gül, Davutoğlu, Babacan vs. bugün aynı çevrelerce dost edinilmiş, içli-dışlı bir vaziyette değiller mi?

Tıpkı Risalet’inden önce çok güvenilen, sevilen-sayılan biri olduğu halde Peygamberimizin, Allah’ın dinini tebliğe başlayıp, “Bu taptıklarınızı terk edin, Allah’ın dini olan İslam’a girin, kurtulun…” dediğinde aynı kişilerin ve Mekkeli müşriklerin düşman kesilmeleri gibi…

Yüce Allah buyuruyor ya: “(Ya Muhammed!) Kendi dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden asla hoşnud olmayacaklardır. De ki: ‘Doğru yol, ancak Allah’ın yoludur’. Sana gelen ilimden sonra onların heveslerine uyarsan, and olsun ki, Allah’tan sana ne bir dost ve ne de bir yardımcı olur.” (2- Bakara 120)

Evet, evet! Mesele bu!

Sayın Erbaş! 

Meslek okulu İHL’den lisans programı ilahiyata, oradan da en üst seviye olan profesörlüğe yükselmiş olman, dahası yıllarca emek verdiğin Diyanet Başkanlığı’nda göreve getirilmen onlar için hiçbir şey ifade etmez!

Hele bir de kin kustukları Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan döneminde, onun imzasıyla gelmişsen onlara göre iflahın asla mümkün değil...

İlahiyat Profesörü ve Diyanet’in başı olarak dua etmeniz kadar doğru ve haklı bir şey olmasa da “besmelesiz başlanan her işin sonu ebteldir” (kesiktir)’ ve “bunu iyi bilen Cumhurbaşkanı ve biz de onun için duaya önem veriyoruz” mefhumunu onlar anlamaktan yoksunlar.

Kur’an’da buyurulur: “Onlara baktığın zaman cüsseleri hoşuna gider; konuşurlarsa sözlerini dinlersin; tıpkı, sıralanmış kof kütük gibidirler; her çığlığı kendi aleyhlerine sayarlar; onlar düşmandır, onlardan çekin; Allah canlarını alsın, nasıl da aldatılıp döndürülüyorlar.” (63-Münâfikûn 4)

Ha! Türkiye’nin dışındaki tüm İslam âleminin lider gördüğü ülkemize ve son yirmi yılda başımızı eğdirmeyen Cumhurbaşkanına ihanet edersen…

Onun bir dediğini iki edersen…

Devletin başı olan Erdoğan’a rağmen tüm teröristlere ve hainlere kucak açanların yanında yer alırsan…

Onların lehlerine, bu ülkenin aleyhine bir iki cümle sarf edersen o zaman gör nasıl onların baş tacı olursun.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da ABD’de İslam düşmanlığından yakınıyor. Bizim kendi ülkemizde bunun önüne geçemedik ki, dünyada buna engel olabilelim.

Efendim, “Yargıtay binasında duaymış, selammış, günaydınmış, cahiliye hayatına benzetmeymiş… Bunlar sadece saldırma bahaneleri...

Bunların derdi İslam ile O’nun değerleriyle. Öyleyse, “Öfkenizden ölün!” (3-Al-i İmran 119)

 

Nusret Reşber Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle