--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Zalim PKK ve FETÖ için, artık idam yasası getirilmelidir 

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Henüz 15 Temmuz  büyük fitne ve büyük darbe olayı geçeli iki ay olmasının ardından, bu kurban bayramımızın birinci, ikinci, üçüncü günlerinde yapılan ve bayramımızı kana boyayan, PKK katliamları da, Fetö ihanetine ilave edilince, artık sadece,  

KINAMA VE LANETLEME İLE BU İŞİ GEÇİŞTİRMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.  

Lütfen, artık kınamayın, lanetlemeyin, bu işin gereği olanı yapın. 
Bu teselliler ile halkın vicdanındaki yaraları kapatmak mümkün değil,  
kanlı bombalı eylemlerin hemen ardından, bütün kamu vicdanında ve şehitlerin ailelerinin vicdanında,  

BU HAİNLER VE BU CANAVARLAR, BİR GÜN BİLE YAŞATILMAMALI MUTLAKA İDAM EDİLMELİ. 

Duygusu köpürerek ve kabararak gündeme gelmekte ve birkaç gün sonra bu öfke patlaması unutulmakta ve ölenlerin ocaklarına ateş düşmektedir. 

Darbenin hemen ardından bütün meydanlarda, halkın darbecileri ve PKK teröristlerini idamla cezalandırma istemesine karşılık, Sayın Cumhurbaşkanının idam eğer meclisten çıkarsa, tarafımdan onaylanır dediği, bir anda kamuoyu tarafından unutuldu veya bilinçli bir şekilde unutturuldu. 

Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuyu tekrar gündeme getirmesinde, Allah adına ve millet adına büyük faydalar var. 

Allah’ın rızasını ve milletin hoşnutluğunu kazanacak, bu büyük ve zor karar diğer taraftan elbette ki ilahi desteği de arkasına alarak, Allah’ın büyük rahmet ve bereketini getirecektir. 

Allah’ın yöneticilere ve idarecilere, Peygamberlere, en büyük lütfu aynı zamanda onlara sadık vezirler ve sadık yoldaşlar ihsan etmesidir. 

Efendimiz (AS) Hz. Ebu Bekir ve Hz. Ömer için aynı şeyleri söylemiştir.  

(İKİNİZ İLE BENİ TAKVİYE EDEN ALLAH’A HAMD OLSUN) dediği rivayet edilmiştir  

(Üstül Gabe kitabın da sayfa 6-10) 

HZ. EBU BEKİR VE HZ. ÖMER BENİM NAZARIMDA, BİR BAŞ İÇİN GÖZ VE KULAK GİBİDİR. 

Hadisinden de bunu anlayabiliriz. (Feyzul Kadir sayfa 1, 89) 

Hz. Peygamber (AS) bu kulak ve göz gibi kıymetli tuttuğu, müşavirlerin görüşlerini ne kadar üstün tuttuğunu; (Ebu Bekir ve Ömer, istişare sırasında, bir mesele de ittifak edip birleştiler mi, onlara asla itiraz etmem) sözüyle de ifade eder. (Heysemi Mecmau’z Zevaid sayfa 9) 

(Ben ilmin kenti, Ali de kapısıdır, her kim ilim isterse kapıya gelsin) Cabir Bin Abdullah, El Ensari ve Mücahit’den naklen bildirilmiştir. 

Yöneticilerin yönettikleri işlerde, en büyük başarısı, kendilerine seçeceği danışmanlar, müşavirler ve işi teslim edecekleri yetkili kişileri, doğru seçmeleridir. Her şeyi kendi yapma, kendi kontrolünde tutma, insanın gücünün yetmeyeceği bir husustur. 

SALAHAT, MAHARET, SADAKAT, ARANACAK EN ÖNEMLİ VASIFLARDIR. 

Ve liderler her şeyi kendisi yapmaktan çok, bu vasıflardaki kişileri bulup, kendilerine yakın tutmak ve işi ehline vererek,  

BU EHLİYETLİ KİŞİLER İLE SİSTEMLER KURMAK, BAŞARISINI VE BECERİSİNİ GÖSTERMEK MECBURİYETİNDEDİRLER. 

Liderler başarının devamını sadece kendisinin sırtındaki bir yük olarak, sırtına alırsa bu yük en güçlü liderleri bile bir müddet sonra, iki büklüm edip çökertecektir ve onların geçip gitmesi ile en önemli başarılar heba olup kaybolacaktır. 

Buraya kadar yöneticilerin müşavir heyeti, danışman kadrosunun önemini anlattıktan sonra: Efendimiz (AS) istişareye ne kadar uyduğunu ve istişarenin neticesini kabullenmesini hiçbir şekil de, Peygamberliğine münafi olmadığını, açıkça gösteren bir misalle anlatmaya çalışacağız. 

Bedir muharebesinde; Allah Resulü elde edilen esirlere ne yapılması gerektiği hakkında ashabıyla istişare etti. Esir meselesi o güne kadar, Müslümanların ilk defa karşılaştıkları bir durumdu. Bu konuda Allah’tan gelen bir beyan da yoktu. Hz. Ebu Bekir, esirleri fidye karşılığında, salıverilmesi görüşünde olduğunu söyledi; Hz. Ömer ise, ben Ebu Bekir’in görüşünde değilim dedi. 

-Bunlar Kureyş’in liderleri, önderleri, komutanları, onun için; Bana, Aliye, Hamza’ya, en yakınlarımızı ver ki, onları öldürelim. Ta ki Allah akrabamız bile olsa, müşriklere karşı kalplerimizde bir sevgi taşımadığımızı bilsin dedi. 

-Allah Resulü ise, Hz Ebu Bekir’in görüşüne göre hareket etti ve devamını Hz. Ömer anlatıyor: 

-Ertesi gün; Allah Resulü’nün yanına gittim, yanında Ebu Bekir vardı ve beraber ağlıyorlardı ısrarla niye ağladıklarını sordum; Allah Resulü: Nihayet alınan fidyeler karşılığında, esirleri salıverilince şu ayetin indiğini söyledi:  

(Yeryüzünde ağır basıp, küfrün beli kırılıncaya kadar hiçbir Peygambere esir bulundurması yaraşmaz, siz geçici dünya malını istiyorsunuz. Halbuki Allah sizin için, ebedi olan ahireti istiyor, Allah azizdir, hakimdir.) Enfal suresi 8-67. ayetler de Hz. Ömer’in görüşü istikametinde inzal buyurulmuştu. 

Küfrün beli kırılıp, hak düşüncesi hakim olduktan   sonra, esirler o günkü şartlara göre tutulur veya salıverilir veya fidye karşılığı serbest bırakılabilir.  

Muhammed suresinin dördüncü ayeti buna amirdir. Ama bu düşman kuvvetlerinin kımıldayamaz hale getirilmelerinden sonradır. Halbuki Bedir’de düşman ordusu üzerinde, tam bir hakimiyet gerçek anlam da tamamlanmış değildi. 

Henüz İslam’ın gücü bütün toplumun katılımıyla, ağır basmış da değildi. O sırada düşmanın, biraz uyanık davranması büyük bir felaket getirebilirdi. İşte o engin dehasıyla, feraseti ile basireti ile bunu sezen Hz.Ömer fıtratındaki Celaleddin de tesiriyle esirlerin öldürülmesi görüşünde olduğunu söylemişti. 

Efendimiz (AS) bütün şefkati ile müşriklerin kalplerine girmek ve imanı anlatma niyetine rağmen, ilahi irade Hz.Ömer’e muvafakat etti ve onu tastikledi. 

240’DAN FAZLA ŞEHİDİMİZİN, 2000’DEN FAZLA GAZİLERİMİZİN ACILARI, PKK’NIN İSE 40 YILDIR 40 BİN İNSANIMIZI KATLETMESİNE KARŞILIK, DUYGUSALLIĞI DEĞİL, İLAHİ ADALETİN UYGULANMASINDA, ALLAH’IN RIZASI VE İNAYETİ BİZİMLE OLACAĞI AÇIKTIR. 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle