--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yöneticiler ve aydınlar topluma ışık tutarken kendilerini unutmamalıdırlar 

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Tasavvufta önemli bir düstur; (MEN AREFE NEFSE, FEKAT AREFEH RABBEH) nefsini bilen, Rabbini bilir, manasında; kendimize bakma, kendimizi tanıma, açısından çok önemli bir sözdür. 

Yine Mevlana’ya izafe edilen bir söz; (İNSAN GENÇ İKEN, AYNADA KENDİSİNİ GÖRÜR, YAŞLILAR İSE TUĞLAYA BAKSA BİLE KENDİSİNİ GÖRÜR.) Bu söz  düşündürücüdür. Yani sürekli etrafındaki hadiselere, siyasi, politik meselelere bakarken, kendimizi ihmal ettiğimizin farkında bile değiliz. 

Geçmişe dönüp eksik ve yanlışlarımıza bakmak, ileriye yönelik istikbalde mutlaka başımıza gelebilecek, yaşlılık ve ölümü düşünmek, hayatımızdaki eksiklikleri ve yanlışlıkları bulmak, dünya politikası içindeki entrikaları ve siyasi entrikaları düşünmek kadar önemlidir. 

Bu hadiseler ile meşgul olmak, bizi kendimizle meşgul olmaktan bir hayli alıkoymaktadır.  

Bunu çok güzel ifade eden klasik belki de pek çok kişinin bildiği bir hikaye var: 

Ormanda iki arkadaş ağaç kesiyormuş, birinci adam, sabahları erkenden kalkıyor, ağaç kesmeye başlıyormuş, bir ağaç devrilirken, hemen diğerine geçiyormuş, gün boyu hiç dinlenmeden, öğle yemeği dahi yemeden, hırsla işe devam ediyormuş. Akşamları da arkadaşından birkaç saat sonra ağaç kesmeyi bırakıyormuş. 

İkinci adam ise, arada bir dinleniyor ve hava kararmadan eve dönüyormuş. Bir hafta boyunca bu tempoda çalıştıktan sonra, ne kadar ağaç kestiklerini saymaya başlamışlar. Sonuçta ikinci adamın daha çok ağaç kesmiş olduğu ortaya çıkmış. 

Birinci adam öfkelenmiş; bu nasıl olabilir, ben senden daha çok çalıştım, sabah senden erken gittim, akşam da senden daha geç eve döndüm. Ama sen benden daha çok nasıl ağaç kesmiş olabilirsin, bu işin sırrını ne? 

İkinci adam tebessüm etmiş ve demiş ki; sır falan yok, sen hiç aralıksız hırsla çalışırken, ben arada dinlenip, sık sık baltamı biliyordum. Keskin baltayla daha az gayret gösterip, daha az çabayla, daha çok ağaç kesiyordum. 

Evet! Kendimizi geliştirmek ve kendimizi yenilemek, kendimize zaman ayırıp yaşamamızı, objektif bir bakışla gözden geçirmek, zayıf bulduğumuz taraftarımızı geliştirmek için çaba göstermektir.  

Bu zihnimizin, ruhumuzun, karakterimizin, güçlenmesi için olmazsa olmaz bir koşuldur. Bunun gibi, ben siyasilerin, devlet yöneticilerinin ve gazetecilerin çok çalıştığı, çok koşuşturduğu, fakat sürekli fikir üretebilmek için, çok okumak, çok düşünmek ve kendine zaman ayırmayı ihmal ettiklerini düşünüyorum. 

Dolan bardak taşar, yarım olan bardak ise hiçbir şey taşırmaz. Kendi nefsine ve kendi eksiklerini tamamlamaya, yani bardağını doldurmaya çalışmadan, doğru fikir üretmek mümkün değildir. Belki bu yukarıdaki anlattığım klasik hikayeden, alınacak çok ciddi bir öğüt ile yöneticilerimizin, siyasilerimizin ve aydınlarımızın, yanlarına aldıkları sürekli onları, hayra yönlendirecek, akıl, kalp ve ruh dünyalarını, aydınlatabilecek danışmanları ve onların eksik yanlarını söyleyebilecek, hayırlı müsteşarları olması gerekmektedir. 

Ecdadımız Osmanlı, bütün tarih boyunca kendilerine cesaretle ve açık yüreklilikle yol gösterebilecek, onların eksik ve gediklerini tamamlayacak, vezirlerini yanlarında tutmuşlardır.  

Bizim siyasetçilerimiz de, gerçekten işlerini kendileri yapmaktan daha çok, iş yaptıracakları mekanizmaları ve hayırlı danışmanları, müsteşarları yanların da bulundururlar ise, kendi eksikliklerini ve zayıf taraflarını geliştirebilecek, vakti kazanmış olacaklardır.  

Ben ve gazeteci arkadaşlarım da, aynı şekilde dünya siyaseti ve politikası adına, fikir üretirken, kalbi, ruhi, vicdani ve akli melekelerimizi inkişaf ettirecek, İslami, Kur’ani yönlerimiz itibariyle de, nefis terbiyesine ve iç dünyalarımıza da, ışık tutacak kaynakları bulmayı ihmal etmemeliyiz. 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle