--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Yargıda ve YÖK’te trol FETÖ’cülerin acilen tasfiyesi gerekir

Nurettin Veren
Nurettin Veren

FETÖ’nün yargıdaki 9 kişilik beyin takımının tamamını yöneten Selahattin Atalay’dır. Adalet Bakanlığı eski Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı Selahattin Atalay’ın kardeşi Sebahattin Atalay çocukluğundan itibaren ikisi birlikte, FETÖ’nün yanında yetiştiler.

15 yaşından itibaren FETÖ’nün yanından ayrılmayan, çayını, kahvesini ikram eden, bütün eğitimleri müddetince FETÖ’nün yanında kalan kimselerdi.

Selahattin Atalay, Adalet Bakanlığı organizasyonunu yönetmek için, gizli imam olarak FETÖ tarafından yetiştirildi. Adalet Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkan Yardımcılığına kadar yükseldi. Sebahattin Atalay ise, değişik ünitelerde mahrem imamlık yaparak (ADİL ÖKSÜZ gibi) daha sonra da, Fatih Üniversitesi Genel Sekreteri olarak görev aldı. 

Hüseyin Yıldırım, İlyas Şahin eski Yargıtay üyesi Nazmi Dere, Mustafa Kemal Özçelik, eski HSYK üyesi Ahmet Toker, eski Yargıtay Üyesi Aydın Boşgelmez, eski Yargıtay Genel Sekreteri Mehmet Kaya, Muzaffer Bayram eski HSYK Genel Sekreteri. 

Bunların kararı olmadan yargıda hiçbir işlem yapılamazdı. Yargıtay üyelerinin kimler olacağını, kimlerin hangi görevi yapacağını, hangi soruşturmaların ne şekilde olacağına bunlar karar verirlerdi.

Daha sonraki yıllarda Osman Karakuş, Yargıtay imamı olarak FETÖ ile irtibatı sağladı, görev değişiklikleri oldu. Mesih Gülen, Osman Karakuş’un dünürü olarak FETÖ kumpaslarında ve FETÖ talimatlarını Osman Karakuş’a iletme ile görevlendirildi.

Emekli savcı Gültekin Avcı, İzmir’de açmış olduğu avukatlık bürosu ile iş adamlarına yapılacak kumpaslar da Mesih Gülen’in emrinde çalışırdı. 

Osman Karakuş, Ali Çelik, Mustafa Özcan birlikte oluşturdukları ekipleri ile hem inşaat şirketlerinin örgüte ait bütün okul, yurt, hastane inşaatlarını, hem de özel güvenlik şirketlerinin kuruluşuyla da görevlendirildiler. Ali Çelik ve Mustafa Özcan, Asya Bank ve bütün örgüt finansı ile en üst düzey sorumlu idiler. Doğrudan FETÖ’ye bağlı olarak çalışırlardı.

Eski Diyarbakır Başsavcısı Durdu Kavak, yargıdaki tüm önemli kararları FETÖ adına, bu 9 kişilik heyetin aldığını açıkladı.

Tabii çok geç kalınmış bir açıklama ile darbe soruşturması kapsamında ifadesini verirken bunları söyledi. Keşke bu açıklamalarını masum insanlara şantajlar, kumpaslar kurulurken, FETÖ’nün bu zalim ve gaddar mafya, hakim ve savcılarının deşifresi yapılabilseydi.

Şu anda cezaevlerinde, FETÖ’nün kumpasına ve iftirasına uğramış pek çok işadamı ve masum kamu mensupları, mağdur insanlar olmayacaktı. Halen daha bu mağduriyetleri yaşayan FETÖ kumpası ile inleyen, FETÖ’ye karşı olduğu veya haraç vermediği suçlaması ile cezaevlerinde olan, ayrıca FETÖ’cülük ile itham edilip, FETÖ’nün kumpası ile üniversitelerden atılan öğretim elemanları vardır.

Bu kararların çoğu, üniversitelerindeki FETÖ’cü rektörlerin ve kadroların henüz tamamı tespit edilememiş olmasından kaynaklanmaktadır. FETÖ’cü rektörleri ve dekanları, öğretim üyelerini, YÖK’e belgeleri ile şikâyet eden, hükümet yanlısı ve vatanperver hocaların, suç duyuruları maalesef YÖK tarafından şikâyet edilen rektörlere veya bağlı bulundukları üniversitelere açıkça bildirilerek şikâyet edenlerin atılması ve mağdur edilmesi, söz konusudur.

Kararlarının yeniden incelenmesi, bağımsız yeni denetçiler tarafından yapılmalıdır. Yakın tarihte açıklama yapan Nurettin Canikli, atılan öğretim üyelerinin YÖK tarafından yapıldığını söylenmesi, tam bir çelişkidir.

YÖK’ün bünyesinden hiçbir şekilde ihraç, ayıklanma ve temizleme yapılmadı. Şu anda halen daha yapılması gereken en önemli kurumlardan birisi YÖK’tür. 15 Temmuz’dan sonra deşifre olanların haricinde, mevcut gizli trollerin ihracı ve ayıklanması lazımdır.

Şimdi bulundukları üniversitelerde hırsızlık, yolsuzluk ve FETÖ ile irtibatlarını, dosyaları ve belgeleri sunan öğretim üyeleri, YÖK’e göndermiş oldukları şikâyetlerini maalesef YÖK içerisindeki troller ve FETÖ’cüler rektörlere haber vererek ihbar eden FETÖ karşıtı öğretim üyelerini görevlerinden uzaklaştırarak onları cezalandırmaktadırlar.

Gerçek FETÖ’cüler ile mücadele eden, FETÖ’cüleri ihbar eden, öğretim üyelerini YÖK, ihbar edilen rektör ve dekanlara, bölüm başkanlarına sizi böyle birisi ihbar etti, siz FETÖ’cü müsünüz diyerek, o ihbar eden FETÖ ile mücadele eden kişileri deşifre ederek, açıkça onları ezin ve görevinden uzaklaştırın diyerek, mücadele edenleri pes ettirmeye çalışmaktadır.

Belki yoğunluktan dolayı sayın Bakan Nurettin Canikli, bu olayların iç yüzünü takip edemediğinden bu dosyaların farkında değildir. Elimizde bu istikamette pek çok mağdur olmuş öğretim üyelerinin dosyaları mevcuttur. 

Bu durumda FETÖ ile mücadele edecek, samimi insanlar ve devlet yanlısı insanları bulabilir misiniz? İşte bize gelen bu dosyaları, biz de sunabileceğimiz sistemler bulamadığımız ve sizlere ulaşamadığımız için, bu ve benzer mağduriyetler olduğu için, insanlar maalesef bu sistemden gittikçe ümidini kesmektedirler.

Bu işle ilgili mücadele ünitelerinin kurularak, bağımsız denetçilerin olması ve tıpkı istinaf mahkemelerinde olduğu gibi bir sistem yapılanması ve kurulması gerekmektedir. Yoksa tekrar mağdur olanları YÖK’e yönlendirmek, tabiri caiz ise, kurda kuzu teslim etmek gibi olacaktır.

YÖK’te de mutlaka tasfiyeler yapılmalıdır.  

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle