--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Unutturulan birlik, beraberlik, kardeşlik ve edep duygusu 

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Ülkemizin büyük bela ve musibetlerden kıl payı kurtulduğu, 15 Temmuz kanlı darbesinin etrafımızdaki tehlikelerinin henüz geçmediği, PKK ve Fetö canavarının çepeçevre kuşattığı, bütün dünya zalimlerinin de arkadan destek verdiği, böyle bir zamanda,  

DÜŞMANA KARŞI; MÜMİNLER ARASINDA VİFAK VE İTTİFAK, BİRLİK VE BERABERLİK ORTAK HAREKET ETME, ELİYLE, DİLİYLE, KALEMİYLE, KILICIYLA, MÜCADELE ZAMANI İKEN,  

Şeytanın dürtüklemesi ve nefsin tahrik etmesi ile biri birinin açığını aramak, birbirinin kusurunu görmek ve onu toplum önünde itibarsız hale getirmeye çalışmak, bilhassa Fetö ile mücadeleye, 1996 yılında bütün Türkiye’ye beni aforoz ettiğini belirterek, yazılı olarak hain ilan ettiği halde, pek çok bedeller ödeyerek eşini ve altı çocuğunu kaybedip, hapislere giren, her türlü iftiralara ve suikastlara maruz kalan, yine de Fetö’ye karşı çarpışmaya tek başına devam eden, yalan ve iftiralarla benim gibi 20 yıldır, 3 kitap yazıp 50’ye yakın canlı televizyon programlar ile pek çok dergi ve gazete röportajları ile Fetö canavar yapılanmasını anlatmak için mücadele eden bir kimseye, en yakınındaki mümin görünümlü bazı şahısların bu mücadelede, ayağının altına karpuz kabuğu koymaya çalışması, edep, haya ve insafa sığamayacak sözler söylemesi veya yazması, düşmanın ekmeğine yağ sürmek, ona fırsat kazandırmak, şeytana alet olmak değilse nedir? Keşke bu iftiralar ve karalamalar, karşı cepheden gelseydi, canımızı bu kadar yakmazdı ve bizi üzmezdi.  

Sadece yazı yazmak, gazetecilik mesleği yapıyor olmak, mümin olmak sıfatının önüne geçmemelidir. İslam’ın evrensel ahlak prensiplerinin kırmızı çizgileri bizim ana çizgilerimizdir.  

GEZDİM HALEB İLE ŞAM’I, EYLEDİM İLMİ TALEP;  

MEĞER İLİM BİR HİÇ İMİŞ İLLA EDEP, İLLA EDEP. 

Yunus Emre’ye ait olan bu sözü herhalde evimizin baş köşesine, okullarımızın dersliklerinin girişine koymamız, sürekli aklımızda tutmamız gereken bir düstur olmalıdır. 

Eski medreselerde ve dergahların kapısında, bu kocaman bir levha olur üzerinde de, (EDEP YAHU) yazarmış. Edebiyat sözcüğü edep kökünden gelmektedir. Okullarımızdaki eğitim ve öğretim kelimeleri üzerinde biraz durmak lazım, öğretmek ve eğitmek çok şeyleri içinde ihtiva eden sözcüklerdir.  

Talebenin birisi öğretmeninin karşısında, bacak bacak üstüne atıp sigara içerken, öğretmeni, öğrencisine “biraz edepli olmak lazım büyüklere ve öğretmenlere, hocalara karşı” deyince; talebe biraz utanır, ayağını indirir. “Hocam bize x kare, y kare öğretiyorlar,  Biraz da oturup kalkmasını, konuşmasını öğretselerdi, biz de kendimize çekidüzen vermemiz gerektiğini unutmazdık” diyor. 

Toplumumuz maalesef diplomalı, tahsilli, kaba saba insanlarla dolu. 

Öğretmenler eskiden Muallim olarak (ilim veren eğitimci ismiyle anılırdı) sadece kitaptakini öğreten değil, ilmi beyninde yoğurup, öğrencisine hal ve tavrıyla da, koyunun yavrusuna hazmedip süt haline getirdiği gibi edep ve hayatı öğretir, daha sonra fen ve teknolojiyi de öğretirdi. 

İslam fıkıh kurallarına göre, en büyük günahı işleyeni görmüş olsa bile, o kişinin  dört şahit getirmesi gerekmektedir. 

SADECE DUYMAK VE DUYDUĞUNU KONUŞMAK VE YAZMAK, GIYBET VE İFTİRA OLARAK, GÜNAH TORBASINI DOLDURMAYA YETERLİDİR. 

İDDİA EDEN İSPAT ETMEK ZORUNDADIR. 

BUNDAN DA ÖTESİ, KİŞİYİ İNANCI VE İMANI ADINA SORGULAMAK VE KİŞİYE HAKSIZ YERE İMANSIZLIK VE MASONLUK GİBİ YAFTALARI YAPIŞTIRMAYA ÇALIŞMAK, KİŞİNİN KENDİSİNİ İMANSIZ VE KAFİR YAPAR. 

Yoksa toplum içersinde fitne ve fesat başını alır yürür ve Müminler arasında öncelikle birbirini yeme şekline dönüşür.  

Gelinen bugünkü noktada, Kafirler zaten bu kadar önemli İslami kaideleri ve İmani prensipleri bize unutturarak, İslam şuurunu ellerimizden alarak, Müminlere biri birini hiç tereddütsüz yiyip bitirtmek, parçalatmak ve bölmek istemektedir. Topu tüfeği birbirine atan da, atılan da, “Allah’u Ekber” deyip birbiriyle çarpışmaktadır.  

Bugün ise bu mücadelede, birlik ve beraberliği sağlamak, fitne ve bölünmeden kurtulmak için bir kardeşinin hakkında bildiği, duyduğu, bir hata ve bir günah varsa bile en büyük bir vazifesi odur ki; kardeşinin sırtındaki akrebi ve yılanı, ona söylemek ve onu o günahtan, o hatadan varsa kurtarmak ve onun ayıbını varsa bildiğin suçunu etrafa bildirmeden, Müminler içerisinde birlik ve beraberliği temin etmek için kendisiyle konuşmaktır. 

Aynı cephedeki insanlar bir tarafa doğru yönelmesi gerekirken, böyle basit ayak oyunlarıyla birbirlerini yok ederlerse, Allah’ın rahmeti, bereketi, inayeti, elbette ki üzerimizden uzaklaşır, işte Ortadoğu’nun ve Ülkemizin, kan, revan, perişan, hali meydanda olduğu, Irak ve Suriye’den hiçbir farkımız kalmaz.  

Hz. Mevlana buyuruyor ki: KALBİM İMAN NEDİR DİYE AKLIMA SORDU; AKLIM DA KALBİMİN KULAĞINA ‘İMAN EDEPTEN İBARETTİR’ DİYE FISILDADI. 

Onun için edep kurallarına riayet etmeyen kimseler yalnız kendisine kötülük etmiş olmaz, o belki bu yüzden bütün Dünyayı ateşe vermiş olur. 

Birkaç ayeti kerime ile kendimize çekidüzen verip unuttuğumuz şeyleri tekrar hatırlamaya çalışalım; Hücurat Suresi onuncu ayeti kerimede: (Müminler ancak kardeştirler, öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.) 

Hücurat Suresi 12. ayette de: (Birbirinizin gizli hallerini araştırmayın, bazınız bazınızın gıybetini yapmasın, toptan Allah’ın ipine sarılın ayrılmayın) Ali İmran Suresi 103. ayette de; Müslüman Müslümanın kardeşidir, ona zulmetmez, onu zelil etmez, ona hakarette bulunmaz.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle