Trump’ın dünyaya etkileri değil, bizim dünyaya etkilerimiz ne olacak!!!
Hangi kanalı açsam Trump nasıl bir lider olacak, dünyaya etkileri ne olacak tartışmaları yapılmakta. 8 yıl ABD başkanlığı yapan Barack Obama geldiği zaman da, bütün dünya beklenti içerisinde, ondan gelecek bir iyilik ve sadakaya el açmış, zenciler ümitlenmiş, Afrika kıtası umuda kapılmış, İslam Alemi de bir hayli iyimser bekleyiş içinde idi.
(İnsan için kendi eliyle yaptığından başkası yoktur.) Birisinin vereceği sadaka ve iyilik beklentisi içerisinde, yerinde sayıp durmak, inanan insana, Müslümana yakışmayan bir davranıştır. Tembel ve pasif Müslümanlık diye bir şey, İslam’da hiçbir zaman yer almamıştır.
Ey Peygamber onlarla mücadele et, cihat et, onlara olabildiğince dirayetli ve sert davran. Neticede onların varacakları yer cehennemdir. Müminlerin de inşallah varacağı yer, Cennettir mealindeki Ayetler ile kararlı duruş ve tereddüt etmeme buyrulmaktadır.
Mümin çift canlıdır, dünya hayatı onun için Ahiret Alemi’nin bir tarlasıdır ve bir bekleme salonudur. Burada yapacağı işler ve hamleler, Ahiret’te neticesini alacağı işler olduğu için çok önemli davranışlardır.
Esas gayesi dünya hayatı ve dünyanın başarıları ve muvaffakiyetleri değildir. Allah adına yapacağı hareketler ve bulunduğu çizgi önemlidir. Galibiyeti ve mağlubiyeti yaratacak olan Allah’tır. Doğruluk adalet, hakkaniyet ve Allah adına hareket yapabilme önemlidir.
Ahiret esas istirahat yurdudur ve varılacak menzildir. Nice yenilmez olan geçmiş dönemlerin firavunları, devreleri, fil orduları, karşı konulmaz güçleri, çok küçük sebepler ile gözle görülmez mikrobik afetler ile sinekler ile böcekler ile yerle bir olmuş depremlerle, tabii afetlerle haritadan silinmiş ve kalıntıları ibret olsun diye, geçiş yolları üzerinde, turistik manzara olacak şekilde kalıntıları göz önünde, bırakılmıştır.
Geçmiş tarihlerden Trump’a kadar, değişik büyük güçlü Devlet liderlerini, 70-80 kiloluk grip ve nezleden müteessir olan, zavallı insanlar olmaktan çıkarıp, bütün yeryüzüne hükmedecek, güç sahibi olarak tevehhüm etmek, Mümin için bir züldür.
Yüce Rabbimizin havl ve kuvvetini bilen Müminler, onların yapacağı entrikalardan ve silah gücünden etkilenmez.
(Nice az topluluklar vardır ki, kendinden kat kat büyük olan topluluklara, Allah’ın izniyle galip gelirler, onlar ki Allah’a kesin olarak kavuşacaklarına inananlardır, Allah sabredenler ile beraberdir.)
Bakara 249’da; Talut ordusu ile birlikte sefere çıktığı vakit, Allah sizi bir ırmak ile deneyecektir. Kim ondan içerse benden değildir, kim de ondan tatmazsa şüphesiz ki bendendir. Bir avuç alanlar müstesna olmak üzere, pek çoğu ondan içtiler.
Talut ve beraberindeki Müminler, ırmağı geçtikleri vakit, bizim bugün cehalet ordusuna karşı gücümüz yoktur dediler.
Mutlaka Allah’a kavuşacaklarını bilenler ise dediler ki; Nice az topluluklar Allah’ın izni ile çok kalabalık toplulukları yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir. Bu kıssadan anlaşıldığına göre, Ordu’nun içerisinde iki grup insan vardır.
Az olan inananlar ile ordudaki kalabalık fakat zayıf inançlı, mensupları. İşte bu az olanlar, pek çok kalabalıklara galip gelmişlerdir. Bugün de esas hedefi sadece dünya olmayıp, hem dünya hayatında, hem de ebedi ve sonsuz Ahiret yurdunda, Allah’ın huzuruna çıkacağına inanan nesillerin yetiştirilmesi ve bu ahlak seviyesindeki yöneticilerin çoğaltılması meselesine vurgu yapılmaktadır.
Hz. Adem’den beri sayısı bilinmeyen Peygamberler ile insanlık tarihinin tekrar tekrar sıfırlandıktan sonra, hayatın devam edip bugüne kadar gelmesi, iyi ile kötünün sürekli çarpışıp, sıfırlanarak hayatın yeniden başlamış olması, kıyamete kadar sürüp gidecektir.
Elbette içinde bulunduğumuz bugün de, tıpkı bir çemberin etrafında dönmesi gibi, yukarıdakiler aşağıya, aşağıdakiler yukarıya, güneşin doğup batması gibi, tekrar tekrar devam edecektir.
Müminler Allah’tan umudunu kesmez, kafirler ancak Allah’tan ümidini keserler. Allah’ın havl ve kuvvetinin, zalimlere karşı bir şey yapamayacağını düşünmek, Allah hakkındaki bilgi eksikliğinden kaynaklanır.
Bütün güç ve kuvvetin ve makro planın, Allah’ın elinde olduğunu bilen Müminler, ne kadar zayıf durumda olsalar da, yüce Yaratıcının ve Kainat’ın sahibinin, ilahi plan ve projesine inanır, gücüne inanır ve ezildiği bu yerden doğrulup, gerçek erdemlilerin ve hakiki İslami ve insani kuralların, yeryüzüne hakim olması için, yaşamanın gayesi olan, irşat ve tebliğini yapar, örnek insanlar yetiştirir ve örnek insan olarak davranıp, bütün dünyaya hak ve adaleti dağıtma görevine devam eder.
Bugün de bütün olumsuz kuşatmalara rağmen, dev para, silah ve enerji güçlerine sahip olanlara karşı, daha önce küçük bir obadan çıkıp, dünyaya 600 sene hükmeden, atalarımızın kurmuş olduğu Osmanlı İmparatorluğu gibi, dünyaya yeniden aynı misyonu takdim etmeye ve öğretmeye mecburuz.
Bütün her şeye rağmen Güneş doğudan doğacak, Hilal her şeye rağmen bütün yüksek tepelerin üstündeki istavrozların üzerinde yükselecektir.
Zulüm, haksızlık ve karanlık da ışık karşısında mağlup olacaktır.


