--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

TERÖR BELASINA NASIL DÜŞTÜK, NASIL ÇIKARIZ

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Dünyanın 200’e yakın ülkesinin pek çoğunda idam cezası halen uygulanmaktadır. İnfaz metodları farklı farklı olsa da ölüm cezası verilmektedir. Bizim ülkemizde de en son idam cezası 1984 yılında uygulandı.

2002 yılında 4771 sayılı kanun ile Avrupa Birliği üçüncü uyum paketi gereğince idam cezası barış zamanında kaldırıldı. Hemen arkasından Türkiye, Kasım 2003’te 6’nolu ek protokolü onayladı.

Nihayet 14 Temmuz 2004 tarih, 5218 sayılı kanunla TÜRKİYE’DE İDAM CEZASI HER KOŞULDA MUTLAK OLARAK KALDIRILDI. Bu teferruatı niçin anlatıyorum Türkiye’de idam cezasının kaldırılmasının en önemli sebebi Abdullah Öcalan davası ile yakın ilişkisinin olmasıdır. Dünya; Abdullah Öcalan’ın hayatını kurtarmak için elbirliği etmiş gibi kendi ülkelerinde idam olmasına rağmen, Türkiye’de bu idamın kaldırılmasını Abdullah Öcalan’ın hayatına mukabil yapmıştı ve biz de bunu kabul etmiştik.

BEN BUNUN SİYASİ SORUMLULUĞUNUN KİME AİT OLDUĞUNU TARTIŞMAK İÇİN YAZMIYORUM, SADECE İLAHİ SORUMLULUĞUNU TARTIŞMAK İÇİN YAZIYORUM. 

Avrupa Birliği kapısında 50 yıldır bekletilen Türkiye, yalancı bir cennet uğruna ne kadar büyük veballi işlere imza attığını düşünmeli ve yeniden gözden geçirmelidir. Günümüzde İngiltere’nin ve pek çok Avrupa ülkesinin Avrupa Birliği’nden çıkma hazırlıkları ve arayışları içerisinde olduğu halde biz hâlâ pek çok yanlışları kabullenerek bu yalancı cennete girmek için kapıda yalvaran dilenci durumda olmak İSLAM onuruyla bağdaşmıyor. Ne NATO’nun vaat ettiklerinin aslı astarı var ne de binlerce haram, akla ve mantığa uymayan Avrupa Birliği müktesebatına imza atmamızın bir mantığı var.

Biz İslam’ın ölçüleri içerisinde hareket etmeye mecburuz. Peygamber Efendimiz (A.S) zamanında vuku bulan ibretli bir hadise şöyle:

Aşiretin ileri gelenlerinden soylu bir kadın hırsızlık yapar ve hırsızlığı sabit olan bu kişinin eli kesilecektir. Fakat akrabası ve çevresi çok geniş olan bu güçlü kişi bir çare bulup cezanın uygulanmaması için Efendimizin kıramayacağı çok sevdiği bir sahabesi olan Üsame Bin Zeyt efendimizi araya koyar ve çok büyük diyetler vererek bu hatanın giderilmesi için onu aracı yapar, o da bu büyük diyet vererek hatanın, hırsızlığın, ödenebileceğini düşünerek efendimize bunu söyleme cüretinde bulunur. Efendimize gelir der ki; ‘Ya Resulallah falanca aşiretin önde gelenleri beni size filanca kadının eli kesilmemesi için çok büyük diyetler vererek affedilmesini söylemem için gönderdiler.’ Peygamber Efendimiz o kadar şiddetli bir halde cevap verdi ki, yüzü kızardı ve alnındaki damar şişti.

‘Vallahi eğer kızım Fatıma dahi hırsızlık yapsaydı elini keserdim. Sizden önceki kavimler cezaları fakirlere uygularlar zenginleri göz ardı ederlerdi. Allah, onları onun için helak etti.’ Bunu söyleyen ve aracılık yapan sahabe dedi ki; ‘Keşke aracılık yapıp da Efendimiz’den bu hakareti ve bu azarlamayı işitmeseydim.’

Şimdi; ben, bugünkü Avrupa Birliği müktesebatı ve Avrupa İnsan Hakları müktesebatı gibi meselelere şu açıdan bakıyorum; kendi ülkelerinde böyle bir terör hadisesi olduğu zaman bütün dünyayı ayağa kaldıran batı dünyası kıs kıs gülerek arka arkaya yapmış olduğu terör hadiselerinde bir taraftan da teröristlerini koruyacak yasaları bize dayatarak bizi şamar oğlanına çevirmiştir.

Biz de onların ne Avrupa Birliği’ne girmeyi ne de müktesebatlarına imza atmayı kabul etmemeliyiz. Eğer bizi aldattıkları o kabul ettiğimiz idam cezasının kaldırılmasını bizim parlamentomuz bir şekilde kabul etmişse, TEKRAR BU HATAYI DÜZELTECEK. EN AZINDAN TERÖRE KARŞI İDAM YASASINI GETİREREK BU HATAYI DÜZELTMELİDİR. Acilen yasa teklifi parlamentoya sunulmalıdır. ÖLEN İNSANLARIN KANLARI YERDE KALMAMALIDIR. 

Zira; devletin acizlik göstermesi zalimlerin iştahını kabartır, (DEVLET, KADİFE ELDİVEN İÇİNDEKİ ÇELİK PENÇE GİBİ OLMALIDIR.)

Devletin sağ elinde lütuf ve şefkat, sol elinde terbiye ve ceza bulunmalı ve öyle davranmalıdır. 

Bu yapılan terör eylemleri; bilinçli bir şekilde dağda kaybedilen savaşın, şehirlerde kazanılacağının dağılan örgütünü toparlamak ve cesaretlendirmek için Türkiye düşmanlarını da hükümete karşı iç darbe yapmaya çağırmak içindir. Sandıkta kazanamadıkları için hükümeti zayıf göstererek askeri darbeye davetiye çıkarmaya çalışmaktır. 

ALLAH’IN İZNİYLE, BU FİTNELERİ KURSAKLARINDA KALACAK. KAHRAMAN TÜRK ORDUSU VE MİLLETİ HER TÜRLÜ FİTNE VE FESADI BİRLİK VE BERABERLİK İÇİNDE AŞACAKLARDIR.

BU AKŞAM SAAT 22:15 TE AKİT TV’DE, DERİN KUTU PROGRAMINDA BU KONULARI KONUŞACAĞIZ.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle