--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

“Tarihini bilmeyenin coğrafyasını başkaları çizer” diye düşündürücü bir söz vardır

Nurettin Veren
Nurettin Veren

1786 yılında, ABD bandıralı Grand Türk isimli bir gemi, İzmir limanına yanaştı. İçinde taşıdığı yolcular ise, Anadolu’ya ekilmek üzere gönderilen, ilk nifak tohumları olan, misyonerlerdi, önce İzmir çevresinde yuvalandılar.

Anadolu’da da, birçok misyoner okulları açtılar. Öğrenci olarak da, daha çok Bulgarları, Ermenileri, Rumları, İngilizleri, Yahudileri ve Kürtleri aldılar. 1863 yılında değişik dillerde, kitaplar ve dergiler basmak üzere, matbaalar kurdular.

160.000 civarında basılı kitap ve 400’ü aşkın okul, 17.500 talebesi ile geniş bir kitle oluşturdular. O dönemde ABD Başkanı Theodore Roosevelt’e göre, dünyada herkesten önce yok edilmesi gereken bir Türk gücü vardı, talimata göre bu mukaddes ve vaad edilmiş topraklar, silahsız bir Haçlı Seferi ile geri alınacaktır, denilmekteydi.

Bugün FETÖ’nün uyguladığı sistem, bu talimatla bire bir örtüşüyor.

Bulgaristan’ı kuranlar, başta Robert Koleji olmak üzere, işte bu okullarda yetiştirildiler. Daha sonra Anadolu’da nifak tohumları ekilmeye ve Anadolu’da yaşayan halklar, birbirinden soğutularak düşman edilmeye çalışılırken, bir yandan da Anadolu’da Hıristiyanlara can suyu verilerek, Anadolu yeniden Hıristiyanlaştırılmaya çalışıyordu.

1960 yılına geldiğimizde ise, yeni bir tezgah daha sahneye konulmuştu. ABD büyükelçiliğinde bir Albay başkanlığında, 18 kişiden oluşan bir Kürt işleri bürosu kuruldu ve bu büro aracılığı ile özellikle Doğu illerimizde, ABD adına görev yapacak, çok iyi Türkçe konuşabilen ve bölge hakkında çok geniş bilgiler ile donatılan, yeni ajanlar yetiştirilmeye ve Anadolu’ya yollamaya başlandı. Bunların çoğu Barış Gönüllüleri adı altında, 69 ilimizde toplam 232 Barış gönüllüsü olarak bulunmaktaydı. (Halbuki hiçbir savaş ortamı yokken, bunlar neyin barış gönüllüsü idi.)

İşte o günden sonra, PKK hareketinin başlangıcı, bu fitne tohumlarına mükemmel bir gübre olmuştu. Bizler ise Amerika’nın Barış Gönüllüleri diye içimize sokmuş olduğu zehri unuttuk, görmezden geldik, bu zehre karşı Ppanzehir üretmeyi ve kullanmayı maalesef yeterince akıl edemedik.

İslam ve Kur’an kardeşliği ile ekilen bu fitne ve ayrılıkçı Kürt kardeşlerimizi, bu hain ABD’nin içimize soktuğu, fitne tuzaklarından kurtarabilirdik. Fakat yeterli eğitim, ilgi ve alaka gösteremedik ve onları elimizden kaçırdık. Zaman ilerledi, 1992 yılına geldiğimizde, başka bir Amerikan ihanetiyle, yine karşı karşıya geldik.

10 Aralık 1992’de, ABD’ye ait çekiç güç helikopteri, Cudi Dağı’ndaki PKK’lılara, açıkça silah ve mühimmat atmaya devam ettiler. Bu durum Eşref Bitlis Paşa tarafından genelkurmaya intikal ettirilince, Eşref Bitlis’in helikopterine ateş açtılar, ama Paşa şimdilik kaydıyla kurtulmuştu. Daha sonra, helikopteri düşürülerek, teknik kaza süsü verilerek şehit edildi.

Türkiye, Irak’ta kurulacak bir marksist Kürt Devleti’ni asla istemiyor, hatta bunu savaş nedeni sayıyordu. 1996 yılında, 7500 Kürt peşmergesi, ABD’de Washington’da bir Kürt üssü kurularak, başına Mike Amity adlı bir Yahudi getirilerek, eğitildiler.

İşte Irak’taki, sözde Kürt devleti projesinin taslak planları, daha önce buralardan gezi süsü verilerek, istihbarat faaliyetlerinde, Yahudi ajanları tarafından hazırlandı. Bölgenin nüfus yapısı nasıl değiştirilir, nüfus ve tapu kayıtları nasıl sabote edilir, göçmenler nasıl ürkütülerek sığınmacı olarak uzaklaştırılır gibi, ince işler öğretildi.

2002 yılı (Milenyum Challeng) Türkçesi bin yılın meydan okuması adlı bir tatbikat, Nevada’da düzenlendi. 

ABD askerlerine Türkiye’yi işgal eğitimi tatbikatı yaptırılıyordu. ABD özel Kuvvetleri ve ABD de yetiştirilen Kürt gruplar, 9 Nisan’da Kerkük’e, 10 Nisan’da da Musul’a girdiler ve buraları işgal ettiler. Birinci Körfez Savaşı’nda olduğu gibi, yine ilk iş olarak, tapu ve nüfus dairelerini bombaladılar ve ateşe verdiler.

Maksatları, bölgeyi Türksüz ve Arapsız bir yapı halinde göstermekti, öyle de yapıldı. 4 Temmuz 2003’te, ABD askerleri Kuzey Irak’ta görev yapan Türk özel kuvvetlerine baskın yaparak, bazı subaylarımızın başına çuval geçirdi.

ABD’nin zararlı ve hain faaliyetleri, 2016’da da devam etti. Irak’taki kukla hükümete gaz verilerek, Musul’daki Başika askeri varlığımız tehdit edildi ve Irak’tan çıkmaya zorlandık.

Şimdi ise, ABD tarafından Suriye’nin, Afrin bölgesinde, bölücü örgüt PKK adına bir terör akademisi kuruldu. Bugün işe açık açık, Suriye ve Irak’ta binlerce TIR, ağır silahlar bize doğru kullanılmak üzere, hain PKK ve PYD’ye teslim edilmekte. Bütün dünyanın gözü önünde, Türkiye’ye saldırmak için açık planlar yapılmaktadır.

Bu ihanetleri, tekrar tekrar, yeni nesillerimize anlatarak, bir iç gerilim ve milli mücadele ruhu uyandırılmalı. Cennet vatanımızı elimizden almak için planlar yapan hainlere karşı, neslimizi idealist, vatanperver, İmanlı ve Kur’anlı nesiller halinde, aralıksız eğitmeliyiz.

En etkili medya organları ile hazırlanmış Diriliş Ertuğrul gibi ve Milli Kurtuluş ve Çanakkale Savaşlarındaki mücadelemizin, bugün içinde yaşadığımız hain kuşatmanın devamına karşı, anlatan filmlerle, yapımlarla, medyayı en etkili bir silah olarak, nesillerimize faydalı olacak şekilde yönlendirmeliyiz.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle