--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Tapınakçıların, İslam dünyasını israf ve tüketim ahlakı ile çökertme planı

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Batı dünyasından, İslam dünyasına, özellikle planlı bir şekilde israf ve tüketim çılgınlığı bulaştırılmış, salgın hastalık gibi insanımızı ve neslimizi mahvedecek bir silah olarak kullanılmaktadır.

Genç nesillerimizin ve toplumumuzun en kıymetli değerleri olan akıl etme, düşünme ve zamanı iyi kullanma, kabiliyetlerini çürütme, ahlakı yozlaştırma, müstehcenlik, moda adı altında çıplaklık ve açık saçıklık, uyuşturucu, akıllı telefonlar, internet yoluyla yapılan saldırılar ile devam etmektedir.

“Yiyiniz içiniz; fakat israf etmeyiniz! Çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Araf Suresi, 7/31) 

İsraf edilmemesi gereken en değerli nimet, bize tanınan ve süresi ne kadar olduğu bilinmeyen zaman nimetidir. (Yani ömrümüzdür.) 

Çünkü zaman hem dünya, hem ahiret adına iki dünyanın kazanılabilmesi için, çok dikkatli kullanılması gereken, Müslümanların en kıymetli malzemesidir.

Toplumumuz, televizyon ekranlarında magazin, eğlence, dizi programları ve internet oyunları ile meşgul edilerek, düşünüp araştıramaz ve okuyamaz hale getirilmiştir. 

Bugün her şeyi ile gayriciddi, sadece eğlence ve şehvani duygularının esiri, anomali bir nesil yetişmiş, okul ve üniversitelerimizin içi boşaltılmış, ilmi gelişmelerden ve araştırmalardan uzaklaştırılmış, mongollaştırılmış bir nesil türetilmek istenmektedir.

Zengin G-20 ve ABD ülkelerinde yiyecek, içecek hat safhada israf edilmekte, ülkemizde bile yılda 18 milyona yakın ekmek çöpe atılmaktadır. Afrika’da ve pek çok fakir ülkelerde ise, açlıktan ve susuzluktan ölen insanların sayısı milyonlarla zikredilmektedir. 

Dünyadaki servet dağılımı % 95 ile ABD ve Avrupa’daki para baronları olan 5-10 ailenin elindedir. Kalan % 5 ise bütün dünyanın geçinmeye mahkûm edildiği küçük bir orandır. Önce günlük hayatımızda kendimiz ve ailemizden başlayıp uygulayarak, israfın ne kadar kötü bir alışkanlık olduğunu anlayıp anlatarak, tasarruf etmenin (özenli ve dikkatli kullanmanın) Allah (c.c)’a karşı bir şükür ve ibadet olduğunu, israfın ise haram olduğunu düşünerek idrak etmeliyiz. 

Peygamberimiz (s.a.v) Cenab-ı Hakk’ın kullarına vermiş olduğu bütün nimetlerde, başta su olmak üzere, israfın her türlüsünden ümmetini sakındırmıştır. Abdest alırken dahi suyu israf etmemek konusunda bizleri uyarmıştır.

Peygamberimiz (s.a.v) denizin ve akarsuyun kenarında bile olunsa, suyun israf edilmemesini buyurmuştur.

İsraf hangi açıdan bakılırsa bakılsın kötü bir alışkanlıktır ve Allah (c.c)’ın nimetlerine karşı bir nankörlüktür. Hem bireysel hem de toplumsal olarak boşa harcanan zaman, emekler ve nimetleri değersiz olarak görmek demektir. 

Bizim gereksiz olarak gördüğümüz ya da fazla bularak aşırı tükettiğimiz herhangi bir şey, belki de başkalarının temel ihtiyaçlarını karşılayabilir. Bir şeyi müsrifçe tüketirken ilk önce ona ihtiyacı olan insanları düşünmek gerekir.

Maalesef; çocuklarımız telefon, internet gibi birçok siber tehlikeye ve teknolojiye maruz kalmış, anne ve babalar çocukları üzülmesin diye maaşlarından fazla tutan telefonları borç harç alıp, sıkıntıya düşmektedirler. Hatta pek çok yuva internet ve akıllı telefonlar yüzünden yıkılabilmektedir. Anne, baba, kardeş, akraba sevgisini ve saygısını tamamen yetirmiş olan çocuklarımıza, internet kadar bile söz geçiremiyoruz. 

Ülkemizin şuanda savaş içinde olmasına rağmen, hiç kimsenin hayat standardı dahi değişmeden, hayatlarına bolluk ve rahat içerisinde devam ettiği de bize gösteriyor ki; devletimiz bu kadar sıkıntıya, içten ve dıştan bu kadar düşmana rağmen, yoluna devam etmesi, ülkemizin ekonomik anlamda ne kadar güçlü olduğunu göstermektedir.

Bu bolluk nimetinin devam etmesi için bütün kalbimiz ve imanımızla, ülkemizin ve devletimizin birlik ve beraberliği, ordumuzun muzafferiyeti için keyfimizden biraz fedakârlık yapıp, dualarımızla cephedeki kahramanlarımızı hatırlamalı, maneviyatımızla destek olmaya çalışmalıyız.

Buradan bir de şu hatırlatmada bulunmak istiyorum.

TRT’nin yapmış olduğu çocuklarımızı, gençlerimizi tıpkı Diriliş Ertuğrul, Abdülhamit Han, Kut-ül Amare gibi diziler ile bilinçlendirmeliyiz. Ayrıca camilerde yapılacak, gençlere ve kadınlarımıza yönelik, ekstra hafta sonları veya akşam programları ile bir eğitim ve kültür merkezi haline getirip, dini ve milli kültürümüzü sevdirecek Kur’an’ın anlaşılmasına dair sohbetler ile geleceğimizi kurtarmamız açısından, bir an önce bu sevgiyi kazandıracak etkinlikler yapmalıyız.

Akademisyenleri, ilahiyatçı hocaları, vaizleri, hatipleri, gazetecileri çağırarak, belediye salonlarındaki etkinlikler ve tiyatrolar ile 15 Temmuz darbe harekâtına karşı, meydanları dolduran ve nöbet tutan vatansever kardeşlerimizin heyecanını, sürekli diri tutmalıyız. 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle