--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Suriye ve Irak felaketlerini, unutmayalım

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Akit Tv’de her cuma yayınlanan, Nurettin Veren ile Perde Arkası programımıza ait whatsapp hattımıza, sizlerden gelen ve toplumun haberdar olması gereken bazı önemli bulduğumuz bilgileri, sizin sesinizi duyurma adına daha sonra cevaplıyoruz ve yayınlıyoruz. 

Duha suresinde, (Ve emma binı’meti rabbike fehaddis); ‘Fakat Rabbinin nimetini anlat da anlat.’ Buradaki vurgu, nimetlerin alışkanlığı ile zaman içerisinde ülfet dediğimiz nimetin farkındalığını kaybetmemeye vurgu yapılıyor.

Bugün bütün İslam dünyasının, haçlı dünyası tarafından demokrasi, özgürlük diyerek, devletlerinin ve vatanlarının ellerinden alınması için uydurulan yalanlar ve kandırmacalar ile parçalanması ve milyonlarca insanın öldürülmesi, sürgün edilmesi, tiyatrosu hiç değiştirilmeden tekrar tekrar sahneye konulmaktadır.

Parçalanan her devlet ve her millet diğer İslam ülkeleri tarafından, acıyarak sadece seyredilmekte ve dua ile teselli bulunulmaya çalışılmaktadır.

Bir gün sıranın kendilerine de geleceğini hesaplamayan ve gerekli tedbiri almayan ülkeler, hiç umulmadık bir zamanda, aynı felaketle burun buruna gelebileceklerini unutmamalıdır.

İşte bize ulaşan çok gerçekçi, ibret verici olayı, ilk ağızdan ve yaşamış olan, Suriyeli bir bacımızın, çok acı hayat, memat hikayesini, sizi de çok etkileyeceğini düşündüğüm için aynen aktarıyorum. 

Suriyeli bacımız anlatıyor:

Halep’de 3 katlı bir evimiz vardı. Halep çarşısında iki tane dükkanımız vardı. Ben ise hemşireydim. Dört çocuğumuz ile hali vakti yerinde denilen sayılı kişilerdendik. 

Irak’da savaş başladı. Televizyondan seyrediyorduk her şeyi. Gazetelerde gördüğümüz resimlere bakıp bakıp üzülüyorduk. Elimizden bir şey gelmez deyip dua ediyorduk. Ama hiçbir zaman Irak›da yaşananların bizim de başımıza geleceğini düşünmedik. 

Önce hiç tanımadığımız yabancı insanlar geldi. Ne istiyorlardı ben bilmiyorum ama mahallenin sözü en çok geçenleriyle görüşüyorlardı sürekli. Ben Şam’a gittiğim bir gün o bizim mahalleye gelen yabancı adamları, Şam’da Esad yanlılarıyla yemek yerken de gördüğümde, onların her iki tarafı kışkırtmak için gelen ajanlar olduğunu anlamıştım. 

Ama artık iş işten geçmişti. Çünkü insanlar çoktan sokakları doldurmuştu. Sonrası nasıl da hızlı gelişti anlayamadık. Şehirler, köyler bombalanıyor ve binlerce insan ölüyordu. 

Artık ne Esad laf dinliyordu ne de halk. Sonra yabancı ülkeler bu işe dur demek için Suriye’ye geliyor denildi. Önce sevindik. Esad’ı tek onlar durdurur dedik. 

Yanıldığımızı anladığımızda ne şehirlerimiz kalmıştı, ne de sığınacak bir ülkemiz.

Batı tıpkı Irak da yaptığı gibi bizim ülkemizi de karıştırmıştı. Sonra da en eski silahlarını bizi öldürmesi için Esad’a satmıştı. Oradan kazandığı paralar ile daha da gelişmiş silahlar yapmış ve onların da işlevselliğini yine bizim üzerimizde denemişti. 

Adı savaştı nasıl olsa, kimse bir şeyin hesabını soramıyordu.

Halep bombalanırken köyümüze gidelim dedik. Ama Halep yakınlarında arabalarımız tarandı. Annemi, babamı, iki kardeşimi, eşimi ve iki oğlumu bu saldırıda kaybettim. Oracıkta hiç bilmediğim bir köye gömdüler onları. Sonra ben kalan iki çocuğumla köydeki amcamın yanına sığındım. 

Bir uçak sesi duyduğumuzda kalbimiz yerinden çıkacak gibi oluyordu artık. Bir gün o uçaklardan birinden yine bir bomba atıldı ve işte o andan sonra iki çocuğum ve köyün çocukları, kadınları, adamları gözlerimin önünde başı koparılmış tavuk gibi çırpınmaya başladılar.  

Köyümüze attıkları kimyasal silah ile yandı bedenler, yok oldu. Kendime geldiğimde hastanedeydim. Tüm derilerim naylon ile kaplanmış gibiydi. Çocuklarım öldü, 180 kişilik köyden sadece 12 kişi kurtulduk.

Savaşın üçüncü yılından itibaren ölenlerin kaydı tutulmaz oldu Suriye’de. Şimdi Tv’ler Suriye’de 1 milyon insan öldü diyorlar. Yalan vallahi yalan. En az 4 milyon insan katledildi Suriye’de. Size diyeceğim odur ki; Batı Müslümanları yok etmeye kesinlikle kararlı. 

Kendileri birlik olmuşlar ve hep beraber Müslüman ülkelere saldırıyorlar. Önce özgürlük ve demokrasi yalanları ile insanları sokaklara döküyorlar. Sonra da biz iyi müdahale ederiz. Biz bu işi biliriz diyerek gelip ülkeleri işgal ediyorlar. Ama bu arada olan o ülkenin insanlarına oluyor. Dindarı, artisti, alimi, zalimi, çocuğu, kadını, adamı herkes ölüyor.

Çünkü bombalar insan, yaş veya meslek, inanç ayırt etmiyor. Ülkenize sahip çıkın. Mazlumların umudu olan bir ülkeniz var ve batı size de başladı, el birlik olup buna fırsat vermeyin. 
İş işten geçtikten sonra akıllanmak bir işe yaramıyor.

El birlik olun ve batıya yem etmeyin ülkenizi. Bakın ben bütün sülalemi ve altı kişilik ailemin hepsini kaybettim.” 

İşte şimdi İslam coğrafyasının tek kalesi ve umudu olan Türkiye’mizi de, hem içerden, hem dışarıdan, her yanımızın kuşatıldığı bir ortamda, bu kardeşlerimizin yaşadıklarını yaşamamak için, vatanımıza, bayrağımıza, devletimize sahip çıkmamız gerekmektedir.

Referandum konusu Türkiye’nin bir iç meselesi olmasına rağmen, bütün AB, ABD ve terör örgütlerinin kol kola bu işe saldırması, dünyada eşi görülmedik, bir müdahaledir.

Hâlâ kaos ortamı oluşturmaya çalışanlar, ülkemizi karıştırmak için her yolu deniyorlar. Gezi olaylarını tekrarlayıp, milletimizi kışkırtmaya çalışan dış güçlere karşı daima tedbirli olup, onların oyununa gelmeyelim.

Ülkemiz ekonomik, enerji, istihdam, üretim, sanayi gibi birçok farklı alanlarda yaptığı atılımlar ile Türkiye’yi daha ileriye götürecek ve kendi ürettiğimiz birçok projeler ile artık daha da yükselen bir ülke haline gelecektir. Bu yükselişi ve projeleri hazmedemeyen dış güçler, bu yaşanan, gelişen ve haçlı dünyasına karşı direnen, Türkiye’nin tekrar eskisi gibi, dış güçlere bağımlı hale getirilmek ve diz çöktürülmesi için uğraşılmaktadır.

Bizim tek yapmamız gereken devlet, millet olarak, birliğimizi bozmamaktır. Tıpkı Suriye, Irak, Libya, Mısır ve diğer İslam ülkeleri gibi, büyük Ortadoğu projesini uygulayarak, ülkelerimizi bölüp parçalamak isteyen, bu zalim ve gaddar düşmanlarımıza fırsat vermeyelim.

Allah ülkemize, milletimize ve devletimize gelecek bütün kötülüklerden bizi korusun, düşmanlarımızın planlarını bozsun inşallah.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle