Siyonizm’in ve ABD’nin saldırganlığı enerjiden çok su kaynaklarıdır
IRAK’ta ABD’nin oynamış olduğu maskeli balonun senaryosu hiç değiştirilmeye ihtiyaç dahi duyulmadan, Suriye’de de sahnelenmiş ve hedef olarak Türkiye için uyarlanmaya çalışılmıştır.
Son zamanlarda ülkemiz üzerine oynanan oyunlar hiç olmadığı kadar artmış ve bunlar artık şer odaklarının gizleme gereği dahi görmeksizin eyleme döktüğü olaylar haline gelmiştir. Rahmetli Necmettin ERBAKAN hocamız 1992 senesinde yaptığı bir konuşmasında, Ortadoğu’da bugün yaşanan gelişmeleri olduğu gibi anlatmıştır ve bu konuşmanın sonunda esas hedefin ülkemiz olduğuna vurgu yapmış, gerek Irak’ın işgali gerekse Suriye’de yaşanan KAOS ortamını o günlerden görmüştür.
Peki konuşmanın sonunda söylediği esas hedef Türkiye sözünün içeriği nedir? Bunun gerçeklik payını anlamamız lazım, öncelikle konuşmada geçen (IRAK işgalinden sonra devletin dağılması sonucu boşa çıkan silahlar bölgedeki terör örgütlerine dağıtılacaktır) demiştir. Bugün görülüyor ki; bu terör örgütleri PKK ve bölgedeki uzantıları PYD, YPG ve IŞİD, İsrail’e karşı tek bir eylemi dahi yapmadan, Türkiye’ye karşı eylem yapmada kullanılmıştır.
Bu örgütler özellikle Türkiye sınırında yaşayan Türkmen kardeşlerimizi ve diğer unsurları yerlerinden göçe zorlayarak bölgeyi boşaltmakta, nüfus yapısını değiştirip Yahudi-Kürt devletine zemin oluşturmaktadır. Türkiye’nin gelişmesini ve toprak bütünlüğünü korumasını istemeyen dış mihrakların kendi basın yayın organlarında servis edilen sözde Kürdistan haritasına bakılınca, özellikle son yıllarda yaşadıklarımızın sebebi daha iyi anlaşılacaktır. Olayın daha vahim tarafıysa bahsedilen bu haritanın esasen büyük İsrail haritası olarak gösterilen haritayla, birebir örtüşüyor olmasıdır.
Ülkenin diğer bölgelerinde de olan imkansızlıklara ve istenmeyen durumlara sadece bölge halkı maruzmuş gibi propagandayla bölgede kaotik bir yapı oluşturulmaya çalışılmış, Bölge halkının devletimize karşı kışkırtılması ve bu propagandanın da belli oranda başarılı olması maalesef binlerce insanımızın katledilmesine ve ülkenin yıllarca biriktirdiği ekonomik değerlerin kaybolmasına sebep olmuştur.
Ariel Şaron’un İsrail başbakanlığı yaptığı dönemde Arz-ı Mev’ud (vaad edilmiş topraklar) ile ilgili bir konuşmasında (Türkiye de ilgi alanımız içindedir) demesi de gösteriyor ki; asıl hedef Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da, Kuzey Irak’ta ve bugünlerde ordumuzun operasyon yaptığı Suriye’nin Kuzey Bölgesinde ve hatta olası bir İran operasyonuyla İran’ın Güney Batısındaki Kürt kökenli vatandaşlar kışkırtılarak kurdurulmaya çalışılacak bir yapay Kürdistan devleti, aslında Siyonist güçlerin hayalini kurduğu büyük İsrail devletinin tâ kendisidir.
İkinci aşamada ise: Bölge halkı köleleştirilecek ve hayali İsrail devleti için adeta birer modern köleler haline getirilecektir. Hatırlatmak isteriz ki; yüzyılın başında emperyalistlere güvenerek Osmanlıya karşı savaşmış ya da yanında olmamış Ortadoğu devletlerinin hali ortadadır.
Peki bahsedilen harita birden mi ortaya çıkmıştır, neden bu sınırları kapsıyor, acaba düşünülmeden günlük kaygılarla çizilmiş bir harita mıdır? Bu, Babil Kralı II. Sargon, Nebukadnezzar ve Roma İmparatorluğu’nun Yahudi devletlerini işgal ederek ve dünyanın çeşitli yerlerine Yahudileri sürgün etmeleri ve Yahudilerin İspanya’dan göç ederek, Osmanlı Devleti’nin topraklarına 1492 yılında kabul edilmelerini içeren çok daha uzun ve tarihi bir sürecin konusu olmakla beraber, biz birinci Siyonist kongresinin toplanmasından itibaren olaya bakarsak, 1897 yılında Theodor Herzl liderliğinde toplanan birinci Siyonist kongresinde birinci elli yılda Filistin’de kurulacak bir İsrail devleti, ikinci elli yılın sonunda ise, Türkiye’yi de kapsayacak yukarıda bahsettiğimiz büyük İsrail devletini kurma kararları alınmıştır. Bu topraklar seçilirken sınırlar öyle belirlenmiştir ki; dünyanın en verimli toprakları denebilecek yerler bu sınırlar içerisinde kalmıştır.
Gerek tarım alanları, gerekse tarım yapılabilecek alanlardaki suyun bolluğu, bu toprakları Siyonist hedeflerin baş köşesine oturtmuştur. Zaten Arz-ı Mev’ud denince ilk akla gelen sınırlar Nil’den Fırat’a sözüyle anlatılır. Günümüzde ise bu alanlar güncellenerek Seyhan ve Ceyhan nehirlerinin beslediği Çukurova, Asi Nehri’nin beslediği Amik Ovası da bu sınırlar içerisine alınmıştır.
Aslına bakılırsa enerji, petrol ve doğalgazdan daha çok kıyamet; suyu elde etmek için koparılmaktadır.
DEVAMI YARIN Kİ YAZIM DA…


