Rusya ve İsrail ile yapılan anlaşmaya farklı bir bakış
Bazen uluslararası ilişkilerde zaman kazanmak, savaş kazanmak kadar önemlidir. Coğrafi konum itibariyle, güç dengesi eşit olmaması sebebi ile ekonomik menfaatler yönüyle düşünülecek olursa, İsrail ve Rusya ile uzun süre küs kalmayıp, iyileşmeye yönelik anlaşmaların, mutlaka Sayın Cumhurbaşkanı ve Hükümet’in, derinlemesine düşündüğü planlara ve hesaplara binaen yapılmıştır. Avrupa Birliği’ndeki bu büyük çatlak ve kendi aralarında dağılma sürecine girmesi, Obama’nın birden bire, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını düzeltmek üzere, Avrupa Birliği ülkelerinin liderleri ile bir araya gelmesi hiç beklenmedik bir şekilde, Papa’nın Ermenistan’a aniden ziyaret edip ‘soykırım’ açıklamasında bulunması, Batı dünyasının, Haçlı zihniyetinin, İngiltere’nin dağılmasıyla panik içerisine düştüğünün çok açık belirtileridir.
Ben bunun Asr-ı Saadetteki (HÜDEYBİYE MÜSALAHASINA), benzeyen bir durum gibi olduğunu düşünüyorum. Zahiren Müslümanlar açısından bir hezimet gibi görünse de, Fetih Suresi bu anlaşmadan sonra gelmiştir.
Burada alınacak çok örnekler vardır. Müslümanların Medine’ye hicretinden sonra Bedir, Uhud, Hendek muharebeleri, Mekkeli müşriklere karşı açık bir savunma mücadelesi olarak yapılmıştır. İlk Huruç hareketi olarak Peygamber Efendimiz’in gördüğü bir rüya ile hicret’in altıncı yılında Müslümanlar 1400 kişilik bir kafile ile Mekke’ye doğru, Umre yapmak üzere yola çıkmışlardı. Bu; Müslümanların, savunmadan Huruç hareketine geçerek atmış oldukları ilk adımdı. Fetih öncesi ilk hareketti, fakat bütün mesele İslam’ın kalplere ve gönüllere yerleşmesi için zaman kazanmaktı. Zafer kazanmak ve toprak elde etmek değildi.
İşte bu Mekke’ye doğru çıkılan ilk Umre görevi esnasında, Müslümanlar Mekke’ye yakın bir yerde yolda durdurulmuş, geriye döndürülmek üzere önleri kesilmişti. Sahabe-i Kiram arasında bir endişe bir tereddüt hasıl olmuş gitmekte ısrar etmişlerdi. Müşrikler ise bu sene durup geriye dönmelerini ve seneye gelmelerini şart koşmuşlardı.
İkinci şart olarak: On yıllık bir ateşkes ilan edilmişti.
Üçüncü şart ise: Mekke’den Müslüman olarak, Medine’ye gelecek olanlar kabul edilmeyecekti veya istenirse iade edileceklerdi.
Bu sözleşmeyi Peygamber Efendimiz (SAV) ve Mekkeli Müşriklerden bir heyet imzalamıştı. Peygamber Efendimiz’in imzalamış olduğu Allah’ın Resulü Hz. Muhammed lafzını, Mekkeli müşrikler kabul etmedi ve silinmesini istedi. Başta Hz. Ömer ve Hz. Ali (RA) bu ağır şartların kabul edilmesine karşı çıktılar. Burada kazanılan On Yıllık zaman içerisinde, Mekke’deki akrabaları ile temas ederek, İslam’ın sosyal hayatta ve insan ahlakı üzerinde ve ruhi yükselmede meydana gelen değişiklikleri sergileye bilmek Mekkelilerin taşlaşmış kalplerini, mühürlenmiş gözlerini ve kulaklarını yumuşatmak ve açmak için zaman kazanılmıştı. Müslümanların Mekkeliler tarafından gözlenmesine ve güzel ahlaklarının onları etkilemesine bir zemin oluşturulmuştu. Zahiren mağlubiyet gibi olsa da, aslında İslam’ın zaferine açılan ilk adım olmuştu. Bu süre içerisinde Halit Bin Velid ve Amr Bin As gibi pek çok meşhur Sahabe iman ile müşerref olup hidayete ermişti.
Bugün yeni Türkiye’nin çepeçevre kuşatıldığı ve bir yandan arkasında dost görünen büyük devletlerin açıkça destek verdiği, terör ile mücadele ederken, aynı zamanda ekonomide 4.8 büyüme hızı ile, özellikle savaş teknolojisinde, uzay sanayinde, ekonomik büyük atılımlar yaparak, ateş çemberini kırmaya çalıştığı şu dönem de, bu zamanı kazanmaya Hüdeybiye Müsalahasında olduğu gibi çok muhtacız ve bu kazanılacak zamanı, çok iyi değerlendirmek mecburiyetindeyiz.
KESİNLİKLE BU TÜRKİYE’NİN BİR DİZ ÇÖKMESİ VE BİR İTİBAR KAYBI OLARAK DÜŞÜNÜLMEMELİ, STRATEJİK VE POLİTİK USTACA YAPILMIŞ SİYASİ BİR MANEVRA OLARAK DEĞERLENDİRİLMELİDİR.
Herkesi memnun etmek, yapılan projelerin neden ve niçinini anlatabilmek herkesin anlamasını beklemek kesinlikle mümkün olmayan bir zirvedir.
KALENİN TAMAMINI FETH ETMEK HER ZAMAN, MÜMKÜN OLMASA BİLE, KALEDEN BİR TAŞ DÜŞÜRMEK SURLARDA BİR GEDİK AÇMAK, ZAFER KAZANMAYA BİR ADIM DAHA YAKLAŞMAKTIR.


