Rahmetli Hasan Karakaya’nın beni Akit ailesi ile tanıştırması
Rahmetli Hasan Ağabeyi vefatının seneyi devriyesinde, gerçekten en sevgi dolu duygularımla, Fatihalar okuyarak yâd ettim.
Kendisiyle çok geç tanıştım, çok kısa zaman sonra böyle kıymetli bir dostu, Medine-i Münevvere’de, Peygamber Efendimizin kabri şerifinin yakınında vefat ettiğini öğrendim. İnşallah Ahiret’te de, Peygamber Efendimize komşuluğu şerefi ile Cenab-ı Hak mükafatlandırsın.
Kalemi keskin, kalbi çok yumuşak, merhametli ve adaletli, ferasetli bir insandı.
Kendisini hiç tanımadığım bir dönemde, A Haber’de bir programda, Hasan Karakaya, Latif Erdoğan, Abdurrahman Şimşek ve Orhan Sali’nin katıldıkları bir programı seyrederken, Fetö ile ilgili yorumlar ve değerlendirmeler yapılmaktaydı.
Laf bir ara döndü dolaştı; Nurettin Veren nerede? Fetö hakkında 2003 yılından, 2006’ya kadar, 3 tane kitap yayınlayıp, Fetö’nün ne büyük tehlikeler ve teşkilatlanmalar yaptığını anlatan Nurettin Veren, pek çok televizyon programlarıyla, bu örgütün korkunç yüzünü ortaya çıkarmıştı, acaba şimdi nerelerde denince, Abdurrahman Şimşek, o şimdi F.Gülen’in tarafında, hatta F.Gülen’in Kırklareli’ndeki İmamı ile beraber, F.Gülen’in okullarını pazarlamaya devam ediyor, iftirasını atmıştı.
Orada bulunan ve beni yıllardır tanıyan, benim başıma gelenleri en yakından bilen, 1996’dan itibaren örgütten koptuğumu ve mücadele ettiğimi, 2001’de ise Fetö tarafından 30 yıllık ailemin elimden alınıp, 6 çocuğumun koparıldığını ve benim hapse Feto tarafından atıldığımı bilen Latif Erdoğan, o haksız saldırıya hemen müdahale etmemişti.
Abdurrahman Şimşek ise; Nurettin Veren şu anda Kırklareli’nde cemaatin imamı ile beraber cemaatin okullarını pazarlıyor demekte ısrar etti.
Rahmetli Hasan Karakaya kardeşimiz ise; yahu nasıl olur, bu adam F. Gülen tarafından iftira ve tehdit suçundan Kırklareli cezaevine atılmış ve bu kadar çileler çekmiş, siz ise, onu Fetö’nün yanında ve okullarını pazarladığını söylüyorsunuz demişti.
Beni hiç tanımadığı halde, mantıklı bir değerlendirmeyle tanımadığı bir Nurettin Veren’i, vicdanının sağduyusuyla, müdafaa etti ve korudu.
Allah ondan ebediyen razı olsun.
Sağduyulu ve hakkaniyet sahibi olan Hasan Karakaya, işte böyle samimi ve adaletli bir gazeteci ve keskin bir kalemdi.
Adım geçtiği için, canlı yayına bağlanmak istediğim halde, programın yöneticisi Orhan Sali ile konuştum. Beni programında konuşturamayacağını söyledi ve beni hakaretlere ve iftiralara maruz kalmama rağmen, programa dahil etmedi.
Ben çok sarsılmış ve kalben kırılmış olduğum halde ertesi gün, Hasan Karakaya kardeşimizi aradım. Daha önce hiç tanışmamış olmamıza rağmen, akşamki programda, beni müdafaa ettiği ve bu olayı sorgulayıp hakka taraftar olduğu için, teşekkürlerimi sundum.
Kendisiyle de tanışmak istediğimi söyledim. Beni gazeteye davet etti ve Akit gazetesinde kendisi ile ilk defa tanıştık. Olayın içeriğini anlattım ve böyle bir iftiraya maruz kaldığımı kendisine aktardım..
Özellikle de, kendisinin beni tanımadığı halde, bana sahip çıkmasına şaşırdığımı söyledim ve teşekkür ettim.
O da beni Mustafa, Nuri, Ali İhsan Karahasanoğlu beyler ile tanıştırarak, Akit gazetesinde ve Akit televizyonunda programlar yapıp, burada çalışabileceğimi ve hakka hizmet hususunda, kapılarının bana ardına kadar açık olduğunu söylediler.
Belki vefatından önce, benim hayatımda bir dönüm noktası olacak, Akit Gazetesi ve Akit Televizyonu ile Mustafa, Nuri, Ali İhsan Karahasanoğlu kardeşlerimizle tanışmamıza vesile oldu ve ben bu aileye, dahil olmamın hikayesini bu şekilde yaşamış oldum ve göreve başladım.
Abdurrahman Şimşek’in hiçbir araştırma yapmadan, haksız isnatlarda bulunması, işte böyle bir şerrin arkasından, böyle bir hayır doğurdu.
Rahmetli Hasan Karakaya, böyle bir hayra vesile olduğu için, her gün kendisine dualarımı gönderiyorum. Allah gani gani rahmet eylesin diyorum.
Hakka hizmet, halka hizmet, hakka taraftar olmak, hakkı bir şekliyle ikame etmek, Hasan ağabeyin karakteriydi ve fıtratının bir gereği idi. Tabiî ki haksızlık ve iftira karşısında susmak, dilsiz şeytan olmanın gereği idi.


