Pasif boykot direnişleri ile Avrupa’ya ders verelim
AB ve ABD’nin, Irak ve Suriye’de kontrolleri altındaki taşeron çeteleri ile çıkarmış oldukları, örtülü ve açık savaş neticesinde, milyonlarca sığınmacı ve göçmenin, insanlık dışı katliamlarına ve facialarına göz yuman, faşist Avrupa ve ABD’nin umut haline gelmiş ve diriliş hayallerini tetikleyen Türkiye’nin, önünü kesmek için halk oylamasına sayılı günler kala, Hayır’cılara destek olmak üzere Türkiye aleyhtarı Fetö ve diğer terör örgütleri ile birlikte, lobiler oluşturarak, her türlü çirkefliği yaptıklarını milletimiz ve İslam dünyası görmüştür.
Bu olaylar onların yapmak istediklerinin tam tersine, Türkiye’ye ve Ak Parti hükümetine ve özellikle Tayyip Erdoğan’a güven ve sevgiyi artırmış en azından artı bir 10 puan ilave etmeye sebep olmuştur.
Şımarık ve gaddar Avrupa’nın, burnunu sürtmek ve onlara layık olduğu cevabı verebilmek için, sadece uluslararası diplomasi yönüyle yapılmış cevaplandırmalar değil, sivil itaatsizlik yoluyla Avrupa’da yaşayan 10 milyon Türk kökenli kardeşimizin, 50 yıldır onlara hizmetkar ve sadık işçileri olarak, bulundukları ülkelerde hiçbir sıkıntı meydana getirmeden, o ülkelerin ekonomisine ve sosyal hayatına, olumlu katkılarına rağmen gördükleri bu muamele karşısında, artık açıkça bir tavır koymaları gerekir.
Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Başbakanımızın cesurca yapmış olduğu mücadele ve söylemlerden başka, halkımızda pasif bir mücadele şeklinde, tıpkı Gandi’nin İngilizlere yapmış olduğu 12 Mart 1930’da, İngiliz sömürgecilerin koyduğu (TUZ vergisi uygulamasını ve İngilizlerin Hindistan’daki TUZ tekelini protesto etmek için), bir yürüyüş başlattığı zaman, Gandi’nin Gucerat Eyaleti’nin, Ahmed Abad kentinin, 388 kilometre ötesindeki kasabaya doğru başlattığı yürüyüşüne, 6 Nisan Günü ulaştı.
Gandi bu yürüyüşü gerçekleştirdiği zaman 61 yaşındaydı, yürüyüşünün sonunda elindeki TUZ topağını, binlerce kişinin tanıklığında parçaladı.
Mahatma Gandi’nin eylemi Hindistan’da geniş kapsamlı bir sivil itaatsizlik dalgasını başlatmış, bağımsızlık mücadelesinin de dönüm noktasını oluşturmuştu.
Bu direnişle kitleleri harekete geçiren Gandi, hiçbir terör eylemine kırıp, dökme ve çapulculuğa yeltenmeden, pasif direniş ve boykot hareketlerini, sosyal kitleleri harekete geçirerek, sabır ve gayretle silahlı güçlere karşı bile başarılı bir güç ortaya çıkarabilme tarzının öncüsüdür.
Pasif direniş metotlarından birisi de, onlarla işbirliği yapmama, barışçıl karşı koyma metotlarıyla, Gandi hiçbir şiddet hareketine başvurmadan, sadece fikri mücadele ve pasif direniş hakları ile toplumu harekete geçirdi.
Gandi pasif direniş ilkesinin ilk bulucusu değildir. Ancak muazzam bir ölçekte, siyasi alanda ve sosyal alanda uygulayanıdır.
Gandi’nin pek çok güzel sözünden bir cümlesini, bir paragraf ile buraya nakletmek isterim.
(Umutsuzluğa düştüğünde tarih boyunca doğruluk ve sevginin, her zaman kazandığını hatırlarım, Tiranlar ve katiller olmuştur. Hatta bir süre yenilmez sanılmışlardır. Ancak sonunda her zaman kaybederler.)
Göze göz ilkesi tüm dünyayı kör eder.
Ölmeyi göze alacağım birçok dava var ama
Uğrunda öldüreceğim hiçbir dava yoktur, diye güzel sözleri vardır.
Pasif direniş hususunda Gandi’den örnek alarak, yapabileceğimiz boykotları en kısa zamanda, hayata geçirerek, bu zalim ve gaddar Avrupa’nın suratına çarpacak eylemler yapabiliriz.
10 milyon civarındaki Avrupa ülkelerinde yaşayan Türk kardeşlerimizin, yıllardır hiçbir sıkıntı ve problem çıkarmadan bulundukları ülkede, itaatkar vatandaşlıklarının yanında, bu haksızlıklara karşı milli ve manevi değerlerini kaybetmeden, organize olmaları ve kendi içlerinde haksızlıklara ve zulme karşı bir tepki verme ve bir dik duruş organize ederek, pasif direnişi, Gandi’den daha güzel bir şekilde, uygulayabileceklerini düşünüyorum.
En azından Avrupa bankalarındaki paralarını bir aylığına bile olsa çekip, altına çevirerek veyahut da kendi ceplerinde, evlerinde veya Türk bankalarında muhafaza etmeleri, onlara verilebilecek en etkili bir cevaptır.
Düşünün milyonlarca Türk kardeşimizin Avrupa bankalarındaki paralarını, bir aylığına çekip altına çevirmeleri onlara gerekli uyarıyı çok açık ve çok etkili bir şekilde yapmış olacaktır.
Bu organizenin yapılabilmesi, onları dehşete düşürecek ve dize getirecektir. Paralarını Türk bankalarına aktarmak ve onlara karşı boykot ve onların mallarını terk etmek, Türkiye’de de onlara karşı Hollanda, Almanya, Fransa, Almanya kökenli ürünleri, en azından bir aylık da olsa boykot edebilme, ortak hareketini gösterebilirsek, milletçe onlara verilebilecek en büyük bir ders olacaktır.
15 Temmuz’da yapılan darbe hareketine karşı, kendiliğinden koordine olmuş bir mücadeleyle tankları durduran bir millet olarak, Avrupa’ya ve bütün dünyaya tekrar bir örnek teşkil edecektir.


