--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Önce düşünme kabiliyetimizi öldürdüler, başka narkoza ihtiyaç yok

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Oku emrini aldığı halde okumayan, düşün emriyle, düşünmeye yönlendiren bir ümmetin mensupları, okumaktan ve düşünmekten uzaklaştırılan Müslümanlar olarak, kaybettikleri bu özellikleri yeniden geri almadan, zilletten ve meskenetten kurtulmaları mümkün değildir.

Yerlerin ve göklerin yaratılışında, gece ve gündüzün peş peşe gelişinde, sürekli karşılıklı bir gece, bir gündüz adeta birbirleriyle mücadele eder gibi olmalarında, akıl sahipleri için alınacak dersler ve ibretler vardır. 

İnsanın pek çok yeteneklerinden en önemlisi, okuyabilme ve düşünme kabiliyetidir. Onu diğer canlılardan ayıran en mümeyyiz vasfı, düşünebilme, araştırabilme, merak edebilme kabiliyetleridir.

Evrende yaratılmış olan her varlık, her detay mutlaka üzerinde düşünmeyi gerektiren hikmetler ile doludur. Ancak bu hikmetleri sadece her an Allah’a dönüp yönelen, Allah’ın yarattıkları üzerinde düşünen, samimi ve vicdanlı kişiler görebilirler.

Niçin düşünmüyorsunuz? Ne az düşünüyorsunuz? Niye bakmıyorsunuz? Niye akıl etmiyorsunuz mealindeki ayetler, namaz, oruç, zekât, hac hakkındaki ayetlerden daha az değildir. 

Düşünme diğer farz emirler gibi, mutlaka farz olarak yapılması gereken emirlerden biridir. Sonsuz hayatı kazandırabilecek en önemli kabiliyetlerimizden birisi; düşünme, araştırma ve kendi sahibini bulma ve gayesini bilme yolunu açabilecek, böyle mükemmel sonsuzluk kazanma kabiliyetini dünya işleri ile tüketmemektir. Böyle bir gücü, böyle bir imkânı sadece dünya işlerinde kullanarak, kaybetmekten daha büyük bir zarar yoktur.

Bugün İslam düşmanlarının, Müslümanları düşünemez, araştıramaz ve hareket edemez, dünyayı beceremez, ahireti hiç beceremez duruma sokmalarıdır. Görülüyor ki; düşünmeden yaşayan, dünyayı beceremediği gibi, ahrette hiç beceremeyen zavallılar halinde, onların ayakları altında çiğnenmektedirler.

Düşünce kabiliyeti, cihat ruhu, şehitlik manası ve her şeyi araştırma ve gözlemleme, bunlar farz olan emirler iken, Müslümanlara unutturulmuş, hedefleri dünyaya yönelik dünyanın hazları ve lezzetleri içerisinde, kendini ve sahibini bilememe, bulamama, hedefini kaybetme işte bugünkü neticeyi doğurmuştur.

Kur’an’ı Kerim’de anlatılan bütün peygamber kıssalarında, her peygamberin geldiği toplumda ilk öğrettiği şey, özgür yaşama ve özgür düşünme kabiliyetlerini harekete geçirme ve anlatmaktır. 

HER PEYGAMBER GÖREVLERİ İTİBARİ İLE ÖZGÜRLÜK ÖNDERLERİDİR

Bulundukları toplum içerisinde, baskıları ve zincirleri, beyin yapılarını açma, onları özgürleştirme ve düşünce kabiliyetlerini inkişaf ettirmek için gelmiştir. 

Men arefe nefse, fekad arefe Rabbehu, kim nefsini bilir, tanırsa Rabbini bilir, Kur’an’daki ilk gelen ayet de, oku ayeti olduğu gibi.

Henüz Kur’an’ı Kerim’in tamamı nazil olmamış, 6666 ayetin 23 senede geldiğini düşünürsek, ilk gelen ayet de oku manası neyi ifade ediyordu?

Ortada henüz okunacak Kur’an olmadığına göre, bu gelen 1. ayetteki oku emri neyi okumak içindi? 

İslam’ın tebliği başlamıştı, kâinatı ve kendisini okuması ve anlaması manası içindi. İlk emri; oku olan, 2. sûre kalem sûresi olarak gelen ve Kur’an’ın bütün ayetleri içerisinde düşünmeyi ve akıl etmeyi emreden bir dinin mensupları olarak, ne yazık ki okumayan, düşünmeyen, toplumlar haline getirildik.

Müşrikler, zalimler ve putperestler, Müslümanların esas enerji kaynağı olan bu insani kabiliyetlerden bizi uzaklaştırarak, düşünmeden yaşayan, günübirlik yaşayan, borçlanarak yaşadıkları fantezilere düşkünlükler ile ve lüzumsuz israflarla şımarıklık içerisinde, bizi zillete ve meskenete bağımlı hale getirdiler ve bu şekliyle de, yeni nesilleri düşünemeyen toplumlar halinde avuçlarının içerisine aldılar.

İşte kaybettiğimiz en önemli cevherlerimizden birisi de, düşünmeden yaşama halimizi terk edip, yeniden Kur’an’ın emrini yerine getirip tek kurtuluş yolumuz olan, düşünerek yaşama yoludur. 

Yüce Rabbimiz neyi nasıl düşüneceğinizi Rum Suresi 8. âyette şöyle buyuruyor: Kendi nefisleri konusunda düşünmüyorlar mı? Allah gökleri, yeri ve bu ikisi arasında olanları ancak hak ile belirlenmiş bir süre, (ecel olarak) yaratmıştır, gerçekten insanların çoğu Rablerine kavuşmayı inkâr ediyorlar.

Dünya kör tesadüfler sonucu oluşmuş sıradan bir mekân değildir. Dikkatle bakıldığında yeryüzünün insan için yayılıp döşendiği, toprağın adeta bir halı gibi kapladığı, gökyüzünün insanın korunabilmesi için adeta bir tavan kılındığı, içindeki canlıların insanı beslemesi, giyim ve barınması için uygun özelliklerle dolu olduğu ve pek çok nimetleri ile harika büyük sanatların göstergesi ile dopdolu olduğu, bu durumda dünya bir oyun ve oyalanmadan ibaret olamaz.

İnsan düşünerek bu gerçeklere rahatlıkla ulaşabilir, daha derin düşünürse, daha büyük gerçeklere de ulaşabilir. 

Bakara Suresi 164’de; düşünmenin önemi şöyle ifade edilir; şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ile gündüzün ardarda gelişinde, insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde, Allah’ın yağdırdığı ve kendisi ile yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda, her canlıyı orada üretip yaymasında, rüzgârları estirmesin de, gökle yer arasında boyun erdirilmiş bulutları, evirip çevirmesinde, düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle