--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Mescid-i Aksa’yı kapatanlara karşı, Ayasofya’yı açmalıyız

Nurettin Veren
Nurettin Veren

15 Temmuz hain darbe girişiminin sene-i devriyesinin, bütün yurtta meydana getirdiği heyecan ve gerginlik gündem de olduğu için, hain İsrail’in Siyonist katliamlarını ve Mescid-i Aksa’daki ezan ve namazın yasaklanmasını konuşamadık.

İslam dünyasının dağınıklığı, kendimize ait olan, birleştirici ana payda noktalarını bulamayışımızdan veya unutturulmuş olmamızdan kaynaklanmaktadır. (La İlahe İllallah, Muhammeden Resulullah,) en büyük ortak paydamız ve birinci parola ve şifremiz olduğu gibi, 

Peygamber Efendimiz, bir Hadisi Şerifte; Mescid-i Aksa hakkında şöyle demiştir. (Kâbe, Mescid-i Nebevi ve Mescid-i Aksa, üçü de harem bölgesidir.

Mescidi Aksa’yı, Müslümanlar ile birlikte, Yahudiler ve Hıristiyanlar da kutsal kabul etmektedir. Bölgeye Hz. Süleyman›ın inşa ettiği tapınağa nispetle, Tapınak Tepesi adı verilmektedir. Burayı tapınak bölgesi olarak gördükleri için, birçok Radikal Yahudi grubu, aynı bölgede yeniden Hz. Süleyman tapınağını inşa etmek üzere, kurumsal çabalar içerisine girmişlerdir.

Bu çabaların bir parçası olarak İsrail Devleti, Mescid-i Aksa’nın altında tapınağın kalıntılarını bulmayı ve sahiplenmeyi amaçlayan, arkeolojik kazılara girişmiştir.

Mescid-i Aksa; pek çok Peygamberin gelip geçtiği, bir kısmının da içerisinde Metfun bulunduğu, Miraç yolculuğunda, Hz. Peygamberin uğradığı ve de hicretten yaklaşık 17 ay sonrasına kadar, Müslümanlara kıble olan bir mekan olmasından dolayı, Müslümanların nezdinde, ayrı bir değere de sahiptir.

Peygamber Efendimizin, Miraç gecesinde Kudüs’e gelerek, Mescid-i Aksa’da bütün Peygamberlere namaz kıldırdığı rivayet edilir. Mescid-i Aksa, Hicri 16. Senesinde, Hz. Ömer (RA) Suriye, Şam seferinden sonra, Kudüs’e uğrayıp, Mescid-i Aksa’yı ziyaret etti. Uzun seneler kendi haline terk edilen Mescid-i Aksa da, biriken ve etrafı kirleten pislikleri temizletti.

Ezan okutarak, cemaatle namaz kıldırdı, Yahudilere Mescide emniyet ile girme hakkını tanıdı. Hıristiyanlara da; Yahudileri aralarına sokmamalarını tavsiye etti. Kudüs’teki kiliselere dokunulmaması için emir verip, Hıristiyanlar ile anlaşma yaptı.

Bugün ise; yasakçı siyonist İsrail hükümeti, Mescid-i Aksa da, ezan okunmasını ve namaz kılınmasını yasakladığı halde, İslam Alemi dediğimiz büyük coğrafyada, iki milyara yakın nüfusuyla, özellikle Arap dünyasından, en küçük bir tepki hareketi dahi oluşmuyor.

Sünni bir hareket olduğunu iddia eden DAEŞ, EL NUSRA, TALİBAN, PYD, PKK, gibi örgütlerden, bugüne kadar herhangi bir şekilde, yanlışlıkla bile olsa bir tek, füze veya bir silah, Siyonist İsrail hükümetine yöneltilmiyor.

Müslümanları paramparça eden DAEŞ’in kanlı eylemlerine rağmen, İsrail’e bir kurşun bile sıkmıyor. Nasıl bir Sünni veya Şii örgütü olduğu belli olmayan pek çok örgüt, özellikle kendi araların da birbirini yemekle ve Türkiye’ye saldırmakla meşguller.

İslam İşbirliği Teşkilatı, Filistin Ulusal Konseyi, Filistin Alimler Komitesi, Müslüman Alimler Birliği, Hamas, Mısır›daki El Ezher Kurumu ve Türkiye başta olmak üzere birçok İslam ülkesinden, tepki ve kınama yağdı. Fakat artık bu yeterli değili bıçak kemiğe dayanmış olarak, katil Siyonist İsrail’e anlayacağı dilden, topyekûn İslam dünyasından bir davranış ve bir yaptırım gerçekleştirilmelidir.

Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri, Prof. Dr. Karadaği, Kudüs’ü savunmanın, gerçek bir zorunluluk ve dini bir cihat olduğunu söyledi.

Siyonist İsrail makamları, Cuma Namazında bile, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, ezan okunmasına ve namaz kılmasına izin vermedi. Halbuki yer yerinden oynamalı ve her Müslüman, dünyanın her tarafından en küçük tepkisini, bir tükürükle bile gösterseydi, İsrail o dakika yerle bir olurdu, tükürün o hayasız Siyonistlerin yüzüne.

Yukarıda zikrettiğimiz bu üç Harem bölgesinden birisi olan Mescid-i Aksa, Mekke ve Mescid-i Nebevi ile kardeş olan bu üç Harem bölgesinden birisidir. Bugün buna sessiz kalan Ümmeti Muhammed, yarın Kâbe’ye, Mescid-i Nebevi’ye karşı da yapılabilecek olan saldırılara ve işgal hareketlerine karşı, nasıl bir araya gelebilecek ve tepki verebilecektir.

Özellikle Arap dünyası bu kutsallarımıza el uzatan, Siyonist ve ABD sistemine karşı, bu kadar görmez ve duymaz bir şekilde, onların uşaklığında yürümeye devam ederlerse, Allah bir gün bu Mekke’ye hizmetkar olma şerefini onların elinden alır, layık olan birisine ihsan eder.

Uyanış ve Diriliş için, daha ne gibi bir uyarı ilahi bir tokat gerekir. Kendi aralarında dahi bir araya gelemeyen ve Katar’a boykot ilan eden, fakat İsrail’e karşı bugüne kadar hiçbir tepki ve boykot ilan etmeyen, başta Suudi Arabistan ve diğer Arap ülkeleri, bu Filistin’in Siyonistler tarafından işgaline karşı göz yumar ve sessiz kalırlarsa, Allah bu Kâbe’ye hizmet etme ve onun mihmandarlığını yapma görevini, onların elinden alır. Çünkü bu işe liyakat gösterilmez ise, Allah o görevi layık olan bir devlete nasip eder.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti de, bu tepkisini Ayasofya da ezan okumaya ve namaz kılmaya açarak, fiilen bir tepki olarak verebilir ve onların anladığı dilden konuşarak, onları dize getirebilir.

Bu davranış, umut edilir ki, hem Arş-ı Ala da melekler tarafından, hem de yeryüzünde mağdur ve mazlum İslam ümmeti tarafından alkışlanmaya ve Türkiye’nin öncülüğünde bir araya gelmeye, yeniden vesile olur.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle