Kur’an akılları ve ruhları özgürleştiriyor
Kur’an-ı Kerim’de “firavun (mahiyetini ve halkını) ahmaklaştırdı” buyuruluyor.
Firavunlar ve diktatörler etrafındakilerini kendi ütopyaları adına hipnozlayıp köleleştirirler ve onları halkın arasına narkozcu olarak gönderirler. Çok zeki ve cerbezeci insanlardır, siyahı beyaz, beyazı siyah göstermede çok başarılıdırlar.
Kendinden çok emin, firavunlaşmış bir komutan askerlerine şöyle hitap ediyordu: “Ordularım, yiğitlerim, haydi benim için gidin savaşın ve ölün, beni çok sevmeniz gerekmez; benim için sadece ölmeniz yeterlidir.”
Kainatın sahibini, Yüce Rabbini ve kendisinin mahiyetini bilmeyen insanlar, mutlaka birisinin çekim gücü içerisinde körleşirler ve köleleşirler. Esir hale gelir ve meczuplaşırlar.
İslam ve Kur’an; insanları “Kula kul olmaktan, eşyaya kul olmaktan, nefse, şöhrete ve şehvete kul olmak”tan kurtarır; özgür insanlar haline getirir, bağımlılıklardan kurtarır.
Sinema, radyo, televizyon, internet, derken dijital alemin bütün beyinlere ve kalplere ulaştığı bir dünyada yaşıyoruz.
78 milyon nüfusu olan Türkiye’de 72 milyon internet abonesi var, bu şu demektir ki, siz kendi ülkenizdeki insanlara bile hakim olup da yurtdışından narkozcuların ve hipnozcuların ulaşmalarına mani olamazsınız. Dünyanın herhangi bir merkezinden sosyal medya ağı ile her türlü fikir, belli mihraklardan enjekte edilebiliyor ve ulaşılabiliyor.
(Din yüksek ahlaki değerler manzumesidir) (Peygamber Efendimiz ben yüksek ahlakı tamamlamak için gönderildim) buyurmuştur. Dinin ana umdelerinden 1- Canın muhafazası 2- Malın muhafazası 3- Neslin muhafazası 4- Aklın muhafazası, sorumlulukları vardır.
Neslin, aklın, vatanın, canın muhafazası görevlerinde ne kadar başarılıyız.
El bebek gül bebek büyütülmüş ciğerpare evlatlarımız her gün yüzüne baktığımız toz kondurmadığımız çocuklarımız, internet ve akıllı telefonlar vasıtasıyla her an birileri ile irtibat kurarak beyinleri karıştırılmakta, fikirleri tarumar edilmektedir. Cesetleri vücutları bizim tarafımızdan beslenirken kalpleri, beyinleri başkaları tarafından işgal edilmektedir. Yıllardır gazete tirajının artmadığı; iki buçuk üç milyon civarında gazete tirajı olan ülkemizde, internet abonesi 72 milyona ulaşmış, internet kafelerin adedi ise meçhuldür.
Çeşitli eğlence programlarıyla ses yarışmaları, güzellik yarışmaları, evlilik programlarıyla, laubali, vurdumduymaz, hiçbir derdi ve davası, düşüncesi olmayan, gayri ciddi bir nesil gözümüzün önünde inşa edilmektedir. Milli heyecanını aşındırarak, batı hayranı kendi köklerinden utanan boş kafalı batı yandaşı laylaylom bir nesil üretmek için her türlü proje uygulanmaktadır. Evlatlarımızın kalplerine, kafalarına ulaşılabilmektedirler.
İçerdeki işbirlikçileri (Amerika yeryüzü gemisinin kaptanıdır bunu kabul etmemiz lazım diyecek kadar) nesillerimizi ABD’ye transfer edecek kadar vicdansızlığa ulaşmıştır ve bu talimatları açıkça vermektedir.
(“ANA KUZULARI GİBİ; VATAN, BAYRAK, ANA BABA DEYİP GİTTİĞİNİZ YERLERDEN DÖNMEYİN” FETVASINI AÇIKÇA SÖYLEYEN GÜLEN GİBİ İŞBİRLİKÇİLER HEP SAHNEDEDİR.)
Balta ağacı keserken ağaç ağlamış.. Balta sormuş: “Canın mı acıdı?” Ağaç demiş: “Hayır acıdan değil, sapın benden onun için ağlıyorum.”
İşbirlikçiler o kadar acımasız ki, nesillerin kendi elleriyle ciro edilmesi karşısında mutluluk duymakta, ileride yapacağı meşkuk hizmetler adına bugünki büyük günahlara imza atabilmektedir.
Daha önce başörtüsü mevzuunda Gülen şöyle bir fetva vermişti: “Hiç kimse başını açamaz. İleride yapılacağı irşat, tebliğ, cihat dahil meşkuk bir hizmettir, bugün başını açması ise, büyük bir günahtır. Gelecekteki bir hizmet için, bugün büyük bir günaha adım atmayan kimse fetva veremez.”
Şimdi Gülen ilerideki bir ütopyası için bugünki insanlara her türlü günaha girme ve işbirlikçilik yapmaya fetva veriyor.
YÜZÜ DOST ÖZÜ DÜŞMANDAN USANDIM
DİLİ MÜMİN KALBİ ŞEYTANDAN USANDIM
DOSTUM HERKESİN KAHRI ÇEKİLİR AMMA
BEN DAVASIZ MÜSLÜMANDAN USANDIM.
Tarihini bilmeyenin coğrafyasını başkaları belirler, geçmişini bilmeyenin geleceğini de başkaları belirler.
Nesillerimize milli heyecanı, milli şuuru; vatan, millet, bayrak ve anne babaya itaat inancını çok erken yaşlarda anlatmalıyız. Fatih nesiller, lokomotif insanlar yetiştirmeliyiz. Gelecek yazımızda 18 Mart Çanakkale şehitleri münasebetiyle kahraman nesillere layık kahraman evlatlar yetiştirmemiz hususunda inşallah yazacağım. Allah’a emanet olun.


