--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kendimizi Şanghay Beşlisine veya NATO’ya mecbur hissetmekten kurtarmalıyız  

Nurettin Veren
Nurettin Veren

BM Güvenlik Konseyi’nde, Halep’e İnsani yardım ulaştırılması için, çatışmalara 7 gün ara verilmesini isteyen, BM Güvenlik Kurulu karar tasarısını sadece Rusya ve Çin reddetti.

Halep’te rejim ve Rusya’nın şiddetlenen hava saldırılarında, çok sayıda sivilin hayatını kaybetmesi ve BM’nin HALEP’İ YİYECEKSİZ KENT İLAN ETMESİ ÜZERİNE, İspanya, Mısır ve Yeni Zelanda tarafından hazırlanarak, konseye sunulan karar tasarısı oylandı. 

Tasarıyı Rusya ve Çin ve veto ederken, veto yetkisi olmayan Venezuela da, evet oyu kullandı. Angola’nın çekimser kaldığı oylama da 11 ülke tasarıya destek oyu verdi.  

BU VETO İLE RUSYA, 2011’DEN BU YANA 6. KEZ, ÇİN İSE 5. KEZ, SURİYE TASARISINI VETO ETMİŞ OLDU. 

15 üyeli konseyde bir tasarının kabul edilebilmesi için, dokuz kabul oyu alması ve daimi üyeler, ABD, Rusya, Çin, İngiltere ve Fransa’dan hiçbirinin tasarıyı veto etmemesi gerekiyor. 

İşte Cumhurbaşkanımızın sürekli dile getirdiği, dünya beşten büyüktür dediği, hokkabazlık budur. 

Rusya beş yıl içinde altıncı kez, Suriye’ye adım atılmasını engellemiştir. 

BM Güvenlik Konseyi’nde, Halep’e insani yardım ulaştırılması için, 7 günlük ateşkes öngören tasarıyı veto eden, Rusya ve Çin’e batılı ülkeler tepki gösterdi.

İngiltere’nin BM daimi temsilcisi, Matthew Rycroft oylamanın ardından yaptığı konuşmada, Rusya’nın hem Konseyi, hem de Suriye’deki yüz binlerce masum insanı rehin aldığını savundu. Rycroft, konseyin bir kez daha Suriye’ye karşı sorumluluğunu yerine getirmede, başarısız olduğunu vurguladı. 

(Dünya ve Suriye halkı, Rusya’nın ve Çin’in, Suriye’de işlenen korkunç suçlara katkısı ve rejime olan, desteğini asla unutmayacak) ifadesini kullanan Rycroft, Rusya’nın Suriye’de terörle savaşmadığını anlattı. 

Rusya’nın belki terörle savaştığını iddia edebileceğini, ancak bunu açıkça bir fantezi olacağını söyleyen Rycroft, açlıktan ölmek üzere olan çocuklara yardım ulaştırmak için, 7 günlük ateşkesi bloke etmek, terörle savaş değildir diye konuştu. 

Bu ülkelerin, ülkesinde yarım milyona yakın insanı öldüren bir despota, destek verdikleri için, tasarıyı veto ettiğini sözlerine ekledi.

Bir tarafta Halep’teki yüz binlerce insanın, 7 günlük ateşkes fırsatını beklerken, bunun bile kendilerine verilmemesi ile ciğerlerimizi dağlayan, kardeşlerimizin ve çocuklarının tecavüze uğramamak için, intihar eden bacılarımızın, feryatlarını dile getirdiğimiz bir zamanda, 

Türkiye çok kritik bir kavşakta karar vermek durumundadır. 

Bir tarafta açık ihanet içerisinde olan, Batı ve ABD, PYD ve PKK’yı terör örgütü değildir diyerek, açıkça üzerimize salarken, her türlü silah desteğini vererek, PYD armalı ABD askerleriyle takviye edip, yine de bize NATO’da müttefikimiz olduğunu söyleyen, münafık ABD ve AB devletler topluluğu NATO;  

Diğer tarafta ise, biz Esad rejimine karşı, ÖSO’yu eğit, donat projesi ile yanımıza alarak, birlikte çarpışırken;  

Esad rejimini ayakta tutmaya çalışan, Müslümanlara 7 günlük ateşkesi bile çok görüp, bunu veto eden Çin ve Rusya, (Asya münafıkları ve batının Zalim gaddarları.) 

Türkiye bu ortam içerisinde yolunu bulmak, seçmek ve dengeleri çok iyi kullanmak mecburiyetindedir.  

Şanghay Beşlisi kendi aralarında henüz tam ittifak etmiş durumda değildir. Diğer yandan, AB de dağılma sürecine girmiş bulunmaktadır.  

Şanghay Beşlisinin içerisinde, İslam liderliği sembolik olarak, İran’a verilmiş ve seçilmiştir. İran ile aynı beşli içinde olmak, Rusya ve Çin ile bir arada olmak, yılanla, akrep ile bir arada olmaya eşdeğerdir. 

ABD ve AB ile bir arada olmak ise, ayılarla, domuzlarla, bir arada olmaya eş değerdir. 

Bize dayatmış oldukları, Avrupa Birliği muktesebatı denilen, 120 bin sayfalık, bizim ruhumuzu dahi değiştirecek, korkunç tekliflerle doludur. 

Ruhumuzu teslim etsek bile, onları memnun edemeyeceğimiz şartlarla doludur. 2020 yılında ise, 350.000 sayfaya ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu derece ağır şartlarla, Avrupa Birliği’ne girmek ise, tamamen yılanın ağzına girmek, ruhumuzu bile onlara satmaktır. 

Biz kendi dünyamızı ve medeniyetimizi, yeniden kurmak yüksek ahlaki değerler ile dünyaya gerçek insani değerleri öğretmek, bütün insanlığı bir ailenin fertleri gibi düşünerek, evrensel adalet ile güvence altında, yaşanılabileceğini göstermek misyonunu eda etmeliyiz.  

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle