Karşılığı olmayan, dolar ve euroya yatırım en yanlış ticarettir
Aç kurda karşı zillet ve korku göstermek, onun iştahını kabartır.
Avrupa Birliği’nin, yapmış olduğu oylama ile ihanet ve küfrün bir millet olduğunu, gavurun, gavur olduğunu açıkça göstermiştir.
Teröre açıkça yataklık yapan, Türkiye düşmanlığı içerisinde olan herkese kapılarını açan, Avrupa Birliği’nin maskesi düşmüştür.
Türkiye’ye karşı 17-25 ve 15 Temmuz darbe hareketlerinde başarısız olunca, daha önceki yazılarımda da, belirttiğim gibi, b,c,d planlarına geçilmiştir.
FETÖ ve PKK işbirlikçisi, Avrupa ve ABD, Hillary Clinton’ın başarısızlığı da buna eklenince, B planı olan, Siber saldırı ve ekonomik saldırılarla, Türkiye aleyhtarlığı kampanyaları ile Türkiye’yi çökertmek ve dize getirmek amaçlı, planlarını devreye sokmuş olduğu açıkça görülmektedir.
Avrupa parlamentosundaki yapılan oylamada, 25 sene evvelinden başlayan, Avrupa’da lobi faaliyeti yapmakta olan, Fetöcülerin parlamenterler ve medya organlarıyla, ilişkileri ve finans destekleri Türkiye aleyhtarlığının, Fetö tarafından organize edildiği çok açık bir şekilde, küçük bir araştırma yapılırsa görülecektir.
Dünya kamuoyunu Türkiye ekonomisini çıkmazda ve darboğazda göstererek, boykot ilan ederek, ekonomik sıkıntıya sokmak amaçlı yapılan bu kaostan, Türkiye çok kısa zamanda çıkacaktır.
Dolar’ın 3.50’lere yaklaşması, Euro’nun yükselmesi, faizlerin artması, elbette ki kısa bir sarsıntı meydana getirmiştir. Fakat Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanımızın sürekli dik durması ve halka moral vermesiyle, değişik alternatiflerle, Şangay beşlisi, Arap dünyası, hatta Japonya ile olan temaslarını, Orta Asya ülkeleriyle olan işbirlikteliklerini öne çıkararak meydan okuması,
DOLAR’IN DA, FAİZİN DE, EURO’NUN DA, BATI DÜNYASININ DA, BURNUNU SÜRTECEKTİR.
Çok kısa bir zamanda, geri adım atmaya ve kapımıza yalvarmak için gelmeye mecbur edecektir.
Çünkü bizim onlara değil, onların bize ihtiyacı var. Türkiye bütün dünyanın, doğu ile batının ortasında, bir iletişim ve ulaşım köprüsüdür.
Enerji kaynaklarının geçiş hattı üzerindedir, kültürlerin ortasındadır, Asya ile Avrupa’nın bağlantısıdır, denizlerin ve boğazların kesiştiği noktadadır, bunlar bütün dünya tarafından inkar edilmeyecek üstün coğrafi konumlarımızdır.
Eğer bu coğrafi imkanlar, jeopolitik imkanlar olarak, çok iyi değerlendirilebilir ise, HASIM OLANLARIMIZ, HISIM OLMAK İÇİN KAPIMIZDA SIRALANACAKLARDIR.
Siyasilerimiz, ekonomistlerimiz ve uzmanlarımız sürekli müdafaada kalmayıp, tıpkı Cumhurbaşkanımızın yapmış olduğu gibi, dik durarak, müdafaadan çok hücuma geçecek ve ekonomiyi canlandıracak, köklü yeni alternatifler üretmek mecburiyetindedir.
Ben derinlemesine bu konuda uzman olmadığım halde, şu önerilerin yerinde olup olmadığını, ekonomi uzmanlarına sormak istiyorum?
Acaba dolar ve euroya bağımlı olmak, iki ayağımızı bir kaba sokarak, AB ve ABD’ye muhtaç olmak hususunda bir pranga değil midir?
Rezerv para olarak, bütün dünyaya yutturulan bu zoka yani, dolar ve eurodan kurtulma yolları yok mudur.
BENCE DOLAR VE EURO, DÜNYA’YA KARŞI YAPILMIŞ EN BÜYÜK ALDATMACA VE SAHTE PARA ÜRETİMİDİR.
Dünyanın en büyük borçlu ülkesi, ABD ve AB olduğu halde, altın olarak karşılığı olmayan, sadece kendilerinin, basma ve üretme kontrol etme hakkı ellerinde olan, bu kağıt paraların itibarını sarsmak ve insanların Dolar’dan ve Euro’dan çıkıp, reel ticarete yönelmelerini sağlamak, (BARTER) mal takası, ticareti bir alternatif olamaz mı?
BÜTÜN DÜNYA’YA KARŞI PROPAGANDA HAREKETİ BAŞLATARAK, TÜRKİYE’NİN DEĞİL, ABD’NİN 18 TRİLYON, İNGİLTERE’NİN 11 TRİLYON, ALMANYA’NIN 7 TRİLYON DIŞ BORÇ AÇIĞI İLE DÜNYANIN EN BORÇLU ÜLKELERİ OLDUĞU, AYRINTILARI İLE UZMANLAR TARAFINDAN, TEKRAR TEKRAR ANLATILARAK, ALTINA, REEL TİCARETE VE YATIRIMA, PARANIN YÖNLENDİRİLMESİ SAĞLANAMAZ MI?


