--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Kainat İmamı Gülen ve Yaveri

Nurettin Veren
Nurettin Veren

“Yarım hoca dinden eder yarım doktor candan eder” diye bir söz vardır.

Dünkü yazımda, yarım doktor K.Ünal’dan bahsetmiştim. 

Bugün de bu adamın, Gülen’in yanında yarım doktorluğuyla beraber para menajerliği, adam tavlama ve her türlü organizasyonu planlama mevkiine terfi etmiş olduğunu anlatacağım.

İşte Kainat İmamı Gülen’in meczup kainat müezzinlerinden birisi bu kişidir. 

KİTAPSIZ ALİM OLANIN, EMEKSİZ ZENGİN OLANIN,

SERMAYESİ DİN OLANIN DOSTU ŞEYTANDIR.

Çünkü ne kendi cehaletinden haberi vardır, ne yanlışını anlaması mümkündür, ne de cahillik sınırlarını bilmesi mümkün değildir. Doğru olarak bildiği hayal dünyasında, yanlış değirmenine su taşımaktadır ve yanıltmak hususunda da kendi ile beraber pek çok kimseyi sürüklemektedir. Hayırlı ve vefalı dost; yanlışlara karşı çıkabilen ve yanlışları söyleyendir. Fakat Gülen, etrafına ısrarla ahmak insanları ve goygoycuları toplayarak kendi değirmenine su taşıyanları tercih etmiştir. Ve bir şekilde ilk kadrodaki arkadaş niteliğinde, kendisine tenkit yapabilecek veya itiraz edebilecekleri devre dışı bırakarak üçüncü, dördüncü, nesillere tamamen unutturmuş ve onları aforoz ederek “Hainler” olarak ilan etmiştir.

Meydan da, yüzde yüz kendisine bağımlı, itaatkâr, hipnozlanmış, bu insanlara kalmıştır. Dünyayı idare edeceğini iddia edenler bu tarz hipnozlanmış kimselerdir.

Peygamber Efendimiz (AS) 13 yıllık Mekke döneminde, sadece “la ilahe illallah” inancının kökleşmesi ve insanların bağımlı oldukları her şeyden arınmaları ve kurtulmaları için mücadele etmiştir.

Ne bir bölgede hakimiyet kurma, ne bir mezhep ve anlayış üstünlüğü, ne bir ırk ve aşiret ile ilgili saltanat girişiminde bulunmamıştır. Yaşadığı dönemde bunları başarabileceği imkanlar ve şartlar elinin altında mevcuttu. Kendisine bu hususta destek verecek pek çok güçlü aşiretler ve Bizans valileri olan Araplar, Pers imparatorluğu hakimiyetinde görevli güçlü Arap valiler vardı. Öncelikle buradan başlaması gerekirken, hiç birisini tercih etmemiş ne mezhep, ne ırk, ne aşiret, ne kabile imkânlarını kullanıp; önce bir güç elde edip daha sonra İslam’ı anlatma yolunu tercih etmemiştir. 

Halbuki elindeki bu imkanları önce kullanıp daha sonra İslam’ı anlatmayı düşünebilirdi. Fakat Yüce Rabbimiz hepsinden öte, ne ırk, ne mezhep, ne aşiret, ne bölge, adına hareketde O’na müsaade etmemiş, sadece ve sadece (LA İLAHE İLLALLAH’I TEBLİĞ ETMESİ İÇİN EMRETMİŞ) bütün çileli yollardan geçerek kullanabilecek kolay yolları terk edip ‘la ilahe illallah’ın meşakkatli, zor ve çileli yollarında yürümüştür.. İşte bu 13 yıllık dönemdeki çalışmalarla, ‘la ilahe illallah’ kalplere ve beyinlere, ruhlara hakim konuma geldikten sonra; Medine döneminde amele yönelik olarak yapılması gereken, sosyal içerikli değişiklikleri ve hayatın diğer yönlendirmelerine geçilmiştir. 

Bugün birçok imkana rağmen, insanlara sigara gibi küçük bir alışkanlığını bıraktırabilmenin bile, ne kadar zor olduğu açıkça görülmektedir. Fakat 13 yıllık; imanın kalplere, ruhlara, doldurulması ve kökleştirilmesi tamam olduktan sonra, sosyal hayattaki bütün değişikler Medine döneminde ümmet tarafından kısa bir zaman diliminde kabullenilmiş ve uygulamaya geçilmiştir.

Dikilen İslam ağacının Allah adına meyveleri sadece ve sadece Allah’tan alınacak rıza ve Cennet meyveleridir. Başka hiçbir beklenti olmadan bu ameller, müminler tarafından yaşam tarzı olarak benimsenmiştir. Şimdi ise bütün çabalar bu geniş kitle tarafından Gülen’den madalya almak ve onun ütopyasının ve hayal dünyasının başarısı adına yapılmaktadır, işte büyük yanlış buradadır.

İMANIN EN YÜCE MERTEBESİ (ALLAH.CC) İLE İFTİHAR ETMEKTİR. 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle