--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Irklar ötesi bir dâvâdır İslamiyet

Nurettin Veren
Nurettin Veren

(MİLLİYETİMİZ BİR VÜCUTTUR. RUHU İSLAMİYET, AKLI KUR’AN VE İMANDIR) Bediüzzaman Münazarat eserinden.

(Eski zamandan beri, Menfi Milliyet ve unsuriyet perverliğe, Avrupa’nın bir nevi Frenk illeti olduğundan, bir zehri katil nazarıyla bakmışım.) Mektubattan

(Gelinen asırda Fikri Milliyet çok ileri gitmiş, hassaten dessas Avrupa zalimleri, bunu İslamlar içinde, menfi bir surette uyandırıyorlar; Ta ki parçalayıp onları yutsunlar.) (Mektubattan)

Bakara Suresi 286. Ayetine göre: (Ente Mevlana Fensurna Alel Kavmil Kafirin) sen bizim Mevlamızsın, KAFİRLER TOPLULUĞUNA karşı; bize yardım et sözünden anlıyoruz ki, Kafirler ve Müminler olarak 2 kısım şeklinde insanlık ele alınmakta.

Çünkü ölçü İnanç ve İman noktasındadır. İngiliz bir İman etmiş Müslüman, Rus bir İman etmiş Müslüman, Arap bir İman etmemiş kişiyi, birbirinden ayıracak tek ölçü ve değer yargısı İman olarak zikrediliyor.

İnananlar ve inanmayanlar, ortak payda noktasından ele alınıyor. Kendisini ve Kainat’ın Yüce yaratıcısına inananlar ve inanmayanlar şeklinde olarak iki kısma ayrılıyor.

Bugün ise Terörün ve Eşkıyalığın temelinde bataklık halinde Canlı Bombaları üretme zemini olarak, Milliyet ve Mezhep ve Cemaatlerin anlayış farklılıkları öne çıkmış durumdadır. Mezhepçilik ve Cemaat anlayışlarındaki farklılıklar, belki de Milliyetçiliğin ve Irkçılığın da önüne geçmiş bir durumdadır.

Özellikle İslam Coğrafyasının içerisinde, durdurulamaz bir Uranyum Atomu gibi tahribat yapmaktadır. Yapılan bu Canlı Bomba katliamlarından, daha da öte, İSLAM’IN BÜTÜN İNSANLIK İÇİN, HİÇBİR HAYIR GETİRMİYECEĞİ, KORKULACAK VE ÜRKÜLECEK BİR DİN OLDUĞU, İSLAMAFOBİ MEYDANA GETİRMEK İÇİN, bir fikir uyandırarak, İslam’ın intişarı yayılması Kalplere girmesinin önüne geçilecek kötü bir imaj oluşturarak, ondan daha kötü bir şekilde, İslam’ın önünün kesilmesi istenmektedir. Bilinçli bir şekilde bu Canlı Bombalar ve Katliamlar yaptırılmakta ve İslam’ın kesinlikle insan yok etmekten başka hiçbir işe yaramayan, bir Barbarlık olduğu fikriyle insanların kalpleri, kafaları karıştırılmaktadır. 

Hucurat Suresi 13. De: EY İNSANLAR MUHAKKAK BİZ SİZİ BİR ERKEK VE BİR DİŞİDEN YARATTIK. TA Kİ TANIŞASINIZ, ANLAŞASINIZ DİYE, SİZİ ŞUBELERE, MİLLETLERE, KABİLELERE, AYIRDIK. MUHAKKAK Kİ ALLAH İNDİNDEKİ ÜSTÜN OLANINIZ, ONA KARŞI EN SAYGILI VE EN DİKKATLİ OLANINIZDIR. Muhakkak ki Allah Alimdir, Habirdir.

Irkçılığı men eden, insanların aynı asıldan geldiğini ders veren, bu Ayet-i Kerimede, Muhakkak ki Allah İndinde en Kerim olanınız, Takvada yani O’na karşı saygılı olmada dikkatli davranma hususunda, önde olanınızdır buyruluyor. Demek; Allah’tan korkma ve emirlere itaat mevzuunda, ırkçılıktan sakınma da dahil, Allah İndinde en makbul olanlar, şu veya bu ırka mensup olanlar değil, hangi ırktan olursa olsun, takvada en İleri gidenlerdir. Bulundukları İnanç ve yaşantıları itibariyle, insanları yargılamak ve onları ölüme mahkum etmek, gerçek bir hak ve adalet değildir.

Eğer öyle olsaydı, Efendimiz Taif de kendisini taşlayan, işkence eden, Taiflilere karşı, Cebrail (AS) gelip, Ya Resulallah eğer istersen, Cenab-ı Hak dağları onların üzerine indirmemi buyurdu demesine karşılık; Efendimiz: Hayır Yarabbi onların gelecek nesillerinden eğer bir kişi bile iman edecek olsa, onları yerin dibine batırma… diye onlar için mağfiret dilemezdi.

Müminlerin sıfatlarını o kadar geniş mahiyette anlatıyor ki, Ali İmran Suresi’nin devamında: 1: Kızdıkları zaman öfkelerini yutarlar, 2: İnsanlardan gelen kötülüklere karşı affedici olurlar, 3: Sonraki Ayetlerde de bu sıfatlar sayılmaya devam edilir, 4: Onlar bir kötülük yaptıklarında, yahut nefislerine zulmettiklerin de, hemen Allah’ı hatırlarlar da günahları için istiğfar ederler, 5: Yaptıklarında bile bile yanlışlarında ısrar etmezler. İşte Allah’ın sevdiği kullar bu sıfatları taşıyanlardır.

 Hangi Milletten, hangi Tabakadan, hangi Makamdan, gelirse gelsin, Allah’ın kulu olmanın şuuruna eren ve bunun zevkini tadan her Mümin de Allah’ın sevdiklerini sevmekle, mükellef değil midir? 

Allah bu kullarını severken, Mümin olduğunu söyleyen bir kişi, nasıl olur da bu sıfatlar kendisinde olmayan, ama sadece aynı milletten olduğu için, birisini yurttaşı olduğu için sevebilir.

Kur’an-ı Kerim’deki Ayetler ve Çağrılar Topyekûn insanlara yahut da Müminlere hitap eder. Kimse Dünya’ya gelirken, kendi Irkını ve kendi Ailesini seçerek Dünya’ya gelmez. Gidiş şeklini de kendisi belirleyemez. Biz bir insanın iyiliğinden ve kötülüğünden söz ederken, onun ahlakının, kalitesinin sıfatlarının ve eylemlerinin, güzelliğine veya çirkinliğine göre değerlendiririz. 

İnsanı yükselten, hak katında ona değer kazandıran, onun boyunun uzunluğu, kısalığı, kilosunun çokluğu, azlığı değildir, derisinin rengi de değildir, insan ruhu ile insandır, sadece cesediyle değil, ceset ruhun elbisesidir, insanın üstünlüğü şu Dünya Survivorı içerisinde, kazanacağı başarılarla ilgilidir, burası bir imtihan dünyasıdır, insandaki maddi ve manevi başarılar, üstünlük ölçüsüdür.

Aynen insanlar arasındaki ırk üstünlüğü, Şeytan’ın insana Ateşten yaratıldığı için üstün olduğunu iddia etmesine benziyor.

Sözlerimizi İbni Mace-Fiten 7: Efendimizin bir hadisi ile bitirelim, KİM HEVASINA UYARAK BATIL YOLDA CENK EDER, KAVMİYETÇİLİK ÇAĞRISINDA BULUNUR VEYA KAVMİYETÇİLİK ŞEVKİ İLE ÖFKEYE KAPILIRSA, CAHİLİYE ÖLÜMÜ İLE ÖLÜR. 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle