--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

İdam yasası için referandum yapmaya var mısınız?!! 

Nurettin Veren
Nurettin Veren

(BUGÜNKÜ AVRUPA GADDAR ZALİMLERİ VE ASYA MÜNAFIKLARINI KISKANDIRMAMA, SESSİZ VE DERİNDEN GİTMEYE DİKKAT ETMEMİZ HUSUSUNDA, İŞARİ BİR MANA ÇIKARILABİLİR.) 

Geçen haftaki köşe yazımda şu konuyu ele almıştık: İslam’ın müşriklerle yapmış olduğu ilk savaşın Bedir Savaşı olduğunu ve kendi akrabaları ile karşı karşıya geldikleri, kendi yakınlarının ellerine esir düşmesi karşısında, Peygamber Efendimizin ve Hz. Ebu Bekir’in akrabalık bağlarından dolayı ve ileride bunların İslam’a girebileceği şefkatiyle hareket etmeleri niyetiyle, bedel karşılığında, esirlerin salıverilmesi hususunda karar vermelerine karşılık, Hz. Ömer’in savaş meydanında, biz bunlarla savaşırken eğer ellerine düşseydik, hiç düşünmeden bizi Allah’a inancımızdan ve Müslüman olduğumuz için kesinlikle bizi öldüreceklerdi.  

Öyleyse bugün onlar bizim elimizde Allah’ın yardımı ve inayetiyle esir olarak bulunuyor. Biz de onları hiç düşünmeden öldürmeliyiz, hem de en yakınlarımızı, akrabalarımızı bize teslim et ki, kendi elimizle; 

ALLAH İÇİN BÜTÜN SEVGİ VE MUHABBETLERİ BİR YANA BIRAKARAK, ALLAH’IN MUHABBETİNİN EN ÜSTÜN MUHABBET OLDUĞUNU GÖSTERELİM DEMİŞTİ.  

Gelen ayet-i kerimeye göre ertesi gün; Hz. Ebu Bekir ile Efendimiz (AS) gözyaşlarıyla mescitte otururlarken, Hz. Ömer gelip, “Ya Resulallah niçin ağlıyorsunuz” diye sorduğunda, Efendimiz ve Hz. Ebu Bekir gelen ayet-i kerimenin, Hz. Ömer’in görüşü istikametinde olduğunu açıkça söylemişlerdi

Bugün duygularımızın ve başka etkilerin tesiriyle, her gün sabah televizyonları açtığımızda, terör örgütlerinin hangi vatan evladını, hangi karakolumuzu ve hangi alışveriş merkezini ve hangi şehir meydanını bombaladığını ve kaç ölü ve kaç şehit olduğunu, hava raporu izler gibi izlemeye devam ettiğimiz bir dönemde; 

HÂLÂ DAHA İDAM YASASININ ÇIKMAMIŞ OLMASI, MİLLET VİCDANINDA VE İLAHİ HUKUKA GÖRE BİR HAKSIZLIKTIR, HALA TATBİK EDİLMEMESİ İSE, İÇİMİZİ ACITMAKTADIR.  

Artık hiçbir şekliyle, bu PKK, DEAŞ, FETÖ ve diğer terör örgütleri ile yapılan mücadelede, idam cezasının ertelenmesinde, kamu vicdanının ve evlerine ateş düşenlerin tahammülü yoktur. 

Hiçbir köprü açılışı ve hiçbir tünel açılışı, bu terör örgütlerine karşı yapılacak haklı mücadelede, İNSAN VİCDANINI VE KAMU VİCDANINI İDAM YASASINI ÇIKARMAK KADAR TAMİR EDEMEYECEKTİR.  

Allah’ın kanunlarını uygulamakta tereddüt etmeden yürümek, milletin desteğini 15 Temmuz’daki kamu vicdanının, devletin arkasında tereddütsüz durmasını temin ettiği gibi daha da arttıracaktır. 

Bu husustaki gecikmeler ise, devlete olan güveni azaltacak ve artık devletin terör ile mücadelede imansızlara karşı, aciz durumuna düştüğünü duygusunu uyandıracak ve tereddüt hasıl olacaktır. 

Bu hususta Fetih Sûresi 29. âyette: Bugün olduğu gibi; 

“ONLAR KÂFİRLERE KARŞI ÇOK ŞİDDETLİ, MÜMİNLERE KARŞI OLABİLDİĞİNCE ŞEFKATLİ DAVRANIRLAR.”  

Hiç düşünmeden dünyanın değişik yerlerinden gelecek lobi faaliyetleri ve baskılara rağmen, Allah’ın adaletine göre açık bir emir olan kâfirlere ve müşriklere ve vatan hainlerine karşı idam yasasını çıkarmak ve uygulamakta tereddüt etmeden, bir an evvel kamu vicdanında meydana gelen tereddütleri yatıştırmak ve daha çok vatanı ile, milletiyle, devleti ile, bütünleşmiş bir şekle gelebilmek için, bu uygulamayı yapmak mecburiyetindeyiz. 

BU GÜVENİ HASIL ETMEK DEVLETİN ELİNDEDİR. 

Özellikle Doğu ve Güneydoğu’daki askerimiz kadar, fedakârlıkta,  

HİÇ TEREDDÜTSÜZ MÜCADELE EDEN KORUCULARIMIZIN DAHA MÜKEMMEL BİR ŞEKİLDE EĞİTİLİP, DAHA MÜKEMMEL SİLAHLARLA DONATILARAK, EKONOMİK DURUMLARININ DA İYİLEŞTİRİLMESİ İLE BÜTÜN TERÖR ÖRGÜTLERİNE KARŞI CANLARINI SİPER EDEN, BU FEDAKÂR KÜRT KÖKENLİ KARDEŞLERİMİZİN, KAHRAMANLIKLARI ÇOK İYİ ANLAŞILMALI VE ÖNEMİ ANLATILMALIDIR. 

Başka bir âyet-i kerimede ise; insanlardan ne tepki gelirse gelsin, kararlı davranmayı, Allah’ın iyiliği emredip, kötülükten men etme emrini mutlak surette yerine getirmeyi, peygamberler gibi salih müminlerin de üzerine düşen önemli bir sorumluluk olduğu anlatılır.  

Bir ayette şöyle buyrulmaktadır: “Sizden hayra çağıran iyiliği emreden ve kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun, kurtuluşa erenler işte bunlardır.” (Âli İmran Sûresi 104. âyet) 

DEVAMI YARINKİ 

YAZIMDA…

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle