--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Hikâye değil, yeni nesilleri imanın ve ilmin heyecanı ile şahlandırmalıyız

Nurettin Veren
Nurettin Veren

İslam’ın kalben, aklen, iman ve itikat bölümü, bir de inandıktan sonra yapılacak ibadetler ve amel bölümü vardır. 

Mekke döneminde tamamen inancın yenilenmesi putlarla ve sapıklıklarla mücadele etme ve onlardan kurtulmak dönemi 13 yıl sürmüştür. Daha sonra Medine’de kalpleri temizlenmiş, akılları nurlanmış olanların yaptıkları ibadetler ile, Cenab-ı Hakk’a doğru yükselme döneminde, amel kısmı ele alınmıştır. Namaz, oruç, abdest, cuma, zekât, hac gibi ibadetler, burada farz kılınmıştır. 

Günümüzde itikat ile ilgili pek çok meselede, henüz hedefe ulaşmamış ve kafaları karışık insanlarımızı araştırmadan, düşünmeden, akıl ettirmeden, imanı içine oturtmadan İslam’ın amel kısmında tartışmalar yaparak, sakal, sarık, cübbe, namazın, abdestin farzları, müekked sünnetleri, vacipleri gibi teferruat üzerinde tartışmalar yapılmaktadır. Adeta insanlar teferruatta boğularak, iman ve itikad mevzuunda mahrum bırakılmaya yönlendirilmektedir. İslam’da inanç meselesi, kamu içerisindeki devlete karşı sorumluluklar, şahıslar arasındaki sorumluluklar, öncelikle ele alınmış ve bunlar emir sigası ile ifade edilmiştir. 

İşte bu manayı ifade eden ayetlerden bir tanesi Nahl Suresi 90’da: “Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder, hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar, o düşünüp tutasınız diye, size öğüt veriyor.” Emir sigasıyla her cuma günü imamların hutbede okuduğu bu ayet-i kerimenin üzerinde çok düşünülmesi lazımdır. 

İslam’ın aksiyon dini ve sosyal hayatta, herkese düşen sorumluluğunu açık bir şekilde eyleme geçirmesi için, bu hususu tekrar tekrar ifade ediyor. Yine Araf suresi 29’da “Rabbim adaleti emretti, her secde ettiğinizde yüzlerinizi ona çevirin ve dini yalnız Allah’a has kılarak ona yalvarın, İlkin sizi yarattığı gibi, yine ona döneceksiniz. Rabbim Adaleti ve doğru olmayı, adaleti gerçekleştirerek sosyal, siyasi, ekonomik ve idari bir düzen kurmayı, sosyal adaleti, sosyal güvenliği temin etmek, refah payını artırarak toplumda dengeli dağıtılmayı emretti.” 

Yine emri bil maruf ve nehyi anil münker farz bir ibadettir. İyilik yapmak denince, pek çok şeyi kapsamaktadır. İyiliğin miktarı ve adedi belirtilmeden, genel manada her türlü iyilik kastedilmiştir. Nehyi anil münker ise, kötülüğü men etmek demektir. Adedi miktarı, şekli belirtilmeden her türlü kötülük zikredilmiştir. İyiliğin her çeşidi ve kötülüğün her çeşidini toplum içerisinde tesis etmek, müminin namaz, abdest, hac, oruç gibi farz ibadetler olarak, boynunun borcu olan farz bir emirdir. İşte kolay bir Müslümanlığı tercih ederek namazı, abdesti, hacca, umreye gitmek kadar gösterdiği gayreti, hak ve hakikatin tesisi için mücadeleye, cihada ehemmiyet vermeyip, kolay olan Müslümanlığı tercih etmekle, toplum içerisindeki teknik teknolojik gelişmelerle, hain ve haçlı dünyanın gerisine düşmüş olmak, kuvvet dengesini kaybetmek ve yapılan ihanetlere karşı duramayacak hale düşmek, İslam’ı yanlış anlamanın cezası olarak haçlı kâfirlerinin, Cenab-ı Hakk tarafından Müslümanlara bir uyarı imtihanıdır. 

İyiliklere karşı taraftar olmak, kötülüklerin de karşısına dikilmek, namaz kılmak, oruç tutmak, kadar farz bir ibadettir. İşte başta Fransa, AB ve ABD’nin ılımlı İslam Projesi ile küstahça Kur’an’dan çıkarılmasını istedikleri 300 ayetle, cüret ettikleri İslam’ın direncini, mücahede ruhunu, şehitlik anlayışını ve kendilerini korkutan diğer ayetleri yumuşatmak için seçtikleri ayetlerdir.

FETÖ’yü de bu meselede kullanmak için, cihad ruhunu ve şehitlik anlayışını sulandırmak, hümanizmi öne çıkarıp dünya kardeşliği yalanı ve sahtekarlığı ile narkozlayıp, Müslümanları tepkisizleştirip katletmek için ortaya atılmış yeni bir söylemdir. Irak, Suriye, Afganistan’da milyonlarca Müslüman’ın kanlarını döken, haçlı seferlerinde de bütün zulümleri ortada olduğu halde FETO kendi ifadesi ile; haçlılar sizin kadınlarınıza, kızlarınıza ve mabetlerinize dokunmazlar diyebilmektedir. Hatta daha da ileri gidip, ölen birkaç Yahudi çocuklar için ağladığını ifade ederken, milyonlarca Müslüman çocukları için tek kelime söyleyememiştir. Mavi Marmara gemisindeki 9 şehidimiz için kınamada bulunmuş, Yahudi otoritesine başkaldırmayın ve itaat edin diyebilmiştir. (Hangi otorite)

Yine kendisini her konuda, söz söylemede yetkili gören FETO, Türkiye’den eğer 3 kişi cennete gidecek olsa, bunların başında Akın İpek gelir diyebilmiştir. Daha önce de Kenan Evren ve Ecevit için cennete girmelerine şefaatçi olurum deme küstahlığını da göstermişti.

Kur’an-ı Mucizül beyanın bir diğer ismi İLİM’dir. İLİM 728 ayette, 854 defa geçiyor. İLİM kitabı olan Kur’an-ı Kerim’i, sadece kavli bir dua kitabı olarak sözle, dua ile yapılabileceği gibi, kalple yönelme ve niyetle de gerçekleşebilir, fakat bu dua yeterli değildir. Filli duayı yaptıktan sonra, işin gerçekleşmesi için gerekli sebepleri ve çalışmaları yaptıktan sonra bu dua yapılmalıdır. Çift sürmenin ve tohum atmanın, Cenab-ı Hakk’ın rahmet hazinelerinin kapısını çalmak anlamına geldiğini, fiili bir dua olduğunu unutmamalıyız.

Hal dilimizle yaptığımız bu dua, insanın iç dünyasını yansıtan bir ayna, çaresizlikler ve zorluklar karşısında davranışları ile yaptığı duadır. 

İstanbul’un fethi sırasında Hz. Fatih’in 22 yaşındayken gece duaları ile beraber, gündüzleri yapmış olduğu o günkü dünyanın en büyük şahi topları, hem fiili hem de kavli dualardır. Bizans ise, kuşatma esnasında kutsal büyük haçın karşısında yalvarıp, sokak aralarında dolaştırarak, ondan medet umuyordu. Fakat kutsal haç onları Fatih’in toplarının gazabından ve top yapma ilminin elinden kurtaramadı. İşte şimdi biz benzer durumdayız.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle