Hasetten kurtulmak hayır işlemekten daha zordur
Hikâye ve kıssalar ile bazı hakikatleri anlatmak herkes için hep ilgi çekici olmuştur. Mevlana’nın, Bediüzzaman’ın kitapları ile pek çok İslam aliminin de bu metodu kullandığını görürüz. Biz de bazı hususları hikayemsi metotlar ile anlatmaya çalışıyoruz.
Bir zamanlar padişah çarşı pazarı teftiş ederken, kendisine güven telkin eden, siması temiz bir genci, saraya hizmetkâr olarak almış. Çeşitli görevlerde onu sınamış, kısa zamanda padişahın güvenini kazanacak işler yapıp hazine vezirliğine kadar yükselmiş, adı (İYAZ) olan bu kölenin, yükselişini saray erkanı bir türlü hazmedememiş ve hep bir bahane ile padişaha şikayetlerde bulunmuşlar. Onun bu işe layık olmadığını dile getirmişler, farklı zamanlarda hazine dairesine izinsiz olarak girip çıktığını söylemişler. Ve padişahın kalbine bir şüphe düşürmeye muvaffak olmuşlar. Padişah da duvardan bir delik açıp gözetlemeye karar vermiş ve İYAZ, bir gün sessizce hazine dairesine girdiği zaman padişah delikten bakmış, İYAZ hazine dairesinde altınların, elmasların, pırlantaların, olduğu yere hiç yönelmeden, eski ahşap bir sandığı açıp içinden çıkardığı kendine ait, eski yamalı köle elbisesini, üzerine giyerek, aynanın karşısına geçmiş ve kendi kendine şöyle demiş: “İYAZ sen düne kadar bir köle idin. Yüce Allah, seni imanın ve dürüstlüğünün mükafatı olarak, hazine vezirliğine yükseltti, fakat sakın köleliğini ve Allah’ın bu lütfunu unutma ve istikametini kaybetme!” Sonra üzerindeki köle elbisesini değiştirerek sessizce hazine dairesinden çıkarken, padişah ile yüz yüze gelir. Onu gözetleyen PADİŞAH BOYNUNA SARILIP ZATEN GÜVENİMİ FETHETMİŞTİN, ŞİMDİ BENİM DE ALLAH’A KARŞI KULLUĞUMU UNUTMAMAM İÇİN ÖYLE BİR DERS VERDİN Kİ, KALBİMİ DE FETHETTİN. Hasetçilerin hasedi tersine dönüp hayra vesile olmuştu.
Bir aracın yüz beygirlik motor gücü varsa, sekiz yüz beygirlik fren gücüne ihtiyaç vardır. Yani bire, sekiz oranında durdurma gücüne ihtiyaç vardır. Misal olarak iyilik yapmak için bir gayret gücüne ihtiyaç varsa, haset, kıskançlık duygusunu bastırmak için sekiz kat fazla gayret gerekir. Bu misal gibi düşünülebilir. İnsanın kendini kötülüklerden alabilmesinin daha zor olduğu yüce kitabımızda 6666 ayet vaaz edildikten sonra, Nas ve Felak sûrelerinde tekrar dikkat çekilmek istenen şey insandaki müthiş şer ve haset kabiliyetleridir ve bize yapılan uyarı haset ve fesat kabiliyetimizi kontrol etmeye yönelik dehşetli uyarılardır.
Hz. Adem’in öz iki evladından birisi Kabil’in Habil’i öldürmesi kıskançlık yüzünden değil midir? Yusuf sûresindeki Ahsenü’l Kasas, en güzel kıssa, en güzel örnek diye zikredilir. Bu kıssada pek çok konuyla ilgili örnekler vardır. Başta Yusuf (AS)’ın onbir tane abisi tarafından kuyuya atılması, kendisinin babası tarafından daha çok sevildiğini kabullenemeyen ağabeylerinin kıskançlık duygusuna kapılarak Hz.Yusuf’u nasıl kuyuya attıkları anlatılır.
Hazreti Yakub’un bütün evlatları peygamber terbiyesini görmüş imanlı ve inançlı kimseler idi, babalarının peygamber olması ve onlara verdiği ahlaki terbiyeye rağmen kıskançlık duygusu onları küçük kardeşlerini kuyuya atmaya itti ve şeytanın tuzağına düşüp Yusuf’u kuyuya attılar.
Başkasının kendinden iyi olmasını kabullenememekten dolayı değil midir, kocaman dünyada bir anne ve babadan olan hakiki kardeşlerden birbirini öldürecek kadar müthiş bir haset hastalığına tutulması, Kabil’in Habil’i öldürmesi.
BUGÜN GÜLEN CEMAATİNİN İÇİNE DÜŞTÜĞÜ DURUM; “HAYIRLAR VE İYİLİKLER BENİM ELİMLE OLURSA MAKBULDÜR, BENİM DIŞIMDAKİLER, DÜNYAYI KURTARSALAR DA BEN ONU İSTEMEM” İNADINDAN VE BENCİLLİĞİNDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR.
Güzellikleri ben yapayım duygusuyla, ötekini iteklemek, fesadı ve bölünmeyi bilerek veya bilmeyerek körüklemek değil midir?
Hz. Ali ile Hz. Ayşe’nin Cemel vakası; “Hayrı ben yapayım, Hz. Osman’ın katillerini ben ortaya çıkarayım” yarışından yararlanarak Yahudi fitnesinin birbirine düşürdüğü bir olay değil midir?
(BİR İMAN HAKİKATİNİ MUHTAÇ BİRİSİNE ANLATMAK Kİ, EN MAKUL VE MASUM BİR HİZMETTİR, MÜMKÜN İSE BAŞKA BİR KARDEŞİNE ANLATTIRMASI VE BU HİZMET’İ NEFSİNE TERCİH ETMESİ O DAHA GÜZEL ANLATIR, DEMESİ) gibi pek çok kardeşlik ve ihlas prensipleri ile Bediüzzaman’ın Uhuvvet Risalesinde de önemle anlatılmıştır.


