FETÖ’nün yurt içi ve yurt dışı trolleri iş başında
Dünkü yazımızda, Sayın Cumhurbaşkanımızın her şeyi göze alarak, Rusya ve İsrail ile birkaç hafta içerisinde siyasi bir manevra yaparak arayı düzelttiğini, Fırat Kalkanı operasyonu ile YPG ve DEAŞ hedeflerini vurmaya başladığını yazmıştık.
Bugün ise tam da her şey Rusya ve İsrail ile iyileşmeye doğru gidiyor derken, FETÖ’nün bir tetikçi polisi beklenmedik bir şekilde, tıpkı bir canlı bomba gibi kamikaze bir eylem gerçekleştirdi, Rusya büyükelçisini bütün dünyanın gözleri önünde tekbir getirerek katletti.
Yurtiçi ve yurtdışında, canlı bomba halinde tespit edilmesi mümkün olmayan kurumların içerisinde, görüntüsü itibariyle masum ve kimlikleri itibariyle her yerde olabilen bu canlı bombalar, bütün dünyayı şaşkına çevirecek eylemleri her an her yerde yapabilir.
Biz buna, siber saldırıları, yurtiçi ve yurtdışındaki hain lobileri de ekleyerek, nisan ayında, FETÖ’nün A-B-C planı olarak dile getirmiştik.
Yurtdışındaki ilişkilerimizi bozmak üzere, bugün yaşamış olduğumuz şok, yani Rus büyükelçisini katlederek bütün dünyayı şaşkına çevirip, Türkiye ile Rusya’nın arasını bozmak üzere düğmeye basılmış ve eylem gerçekleştirilmiştir.
FETÖ’nün emniyet, yargı, askeriye, mülkiye içerisindeki karanlık örgütü, Türkiye içerisinde, milli birlik ve beraberliğimizi bozacak, ekonominin dengelerini alt üst edecek, iş adamlarını istedikleri şekilde kumpaslarla kendilerine köle edecek, FETÖ mafyasının pek çok eylemlerini de dile getirmiştik, fakat bir türlü inandırıcı olamamıştık.
Geçenlerde de, yurtiçindeki işadamlarına yapılan bu kumpaslardan bahsetmiştim. Yine özellikle bu kumpasların başında bulunan, Zekeriya Öz, Osman Karakuş, Mustafa Özcan, Celal Kara, Fikret Seçen, Necdet İçel’den oluşan karanlık haraç örgütünün, iş adamlarına, futbol kulüplerine, popüler futbolculara örgüt tarafından kumpaslar yapılarak, tehditler ile mal varlıklarına el konulmak istendiğini ve FETÖ’ye bağımlı hale getirildiğini anlatmıştık.
Bu olayların en yakın tanığı, Necdet İçel’in şoförlüğünü yapan Hüseyin Sarıçiçek’in anlatımına göre, Necdet İçel’in İzmir Torbalı’da ki yazlık çiftliğinde Zekeriya Öz’ün de bulunduğu bir gizli toplantıda, Erol Evcil’in bu çiftliğe getirilerek, helikopterle kaldırılıp atılacağı korkusu ile istediklerini yaptırmayı planladıklarını, Hüseyin Sarıçiçek’in Yeni Asır gazetesindeki anlatımlarından okumuştuk.
Bilhassa, Osman Karakuş, Mustafa Özcan, Necdet İçel, Zekeriya Öz dörtlüsünün, iş adamlarına aracılar koyarak tehditlerle haraç istemelerini ve himmet adı altında taleplerde bulunmalarını yazmıştık.
Bu işin başındakiler Osman Karakuş ve aynı zamanda örgüt lideri F. Gülen’in kardeşi Mesih Gülen’dir. Mesih Gülen ile Osman Karakuş aynı zamanda dünürdürler.
Bu haraç örgütü, birçok kumpaslarda aktif rol almıştır. Bunların başında; Mehmet Emin Karamehmet ile Pamukbank davası, Aziz Yıldırım’ın şike davası, Erol Evcil’e yapılan kumpas gibi niceleri var.
Aziz Yıldırım, Mehmet Emin Karamehmet ve medyatik olan davalar bir şekilde çözümleniyor.
Ya diğerleri ve sesini duyuramayanlar; FETÖ’nün hâlâ devam etmekte olan, mağdur ettiği diğer davalar tekrar gözden geçirilmeli, FETÖ’cü hakim ve savcıların mağdur ettiği eski davalar ve mağdurlara, iade-i mahkeme yolu en kısa zamanda açılmalıdır.
Geçen haftalarda Erol Evcil ile ilgili bir haber okumuştum. Bu haberde eski Savcı Zekeriya Öz’ün kendisine şantaj yaptığı yazılıydı. Bu konunun aslının şöyle olduğunu öğrendim.
Erol Evcil’in sahibi olduğu Sivas’ta bir fabrikası var. Bu fabrikanın bulunduğu arazi içerisinde, sosyal tesisler, lojmanlar, okul, cami ve bir de demir çelik fabrikası var. Bu arazi 700 dönümlük bir alan içerisinde.
FETÖ’nün arayıp da bulamayacağı bir külliye, resmen FETÖ bu külliyeyi ele geçirmek için çok uğraşmış, Erol Evcil direnince başına gelenler malum; teftişler, sahte raporlar, sahte belgeler, arkasından soruşturmalar. Hatırladığım kadarıyla operasyonu Savcı Ferruh Gün yapmıştı, hakim Mehmet Hamzaçebi, o dosya için o mahkemeye özellikle gönderilmişti. Osman Karakuş Safranbolu’da Erol Evcil ile yüz yüze bu konuyu FETÖ adına pazarlık etmek üzere iki, üç defa yüz yüze görüştüklerini yine Hüseyin Sarıçiçek’in yazılarından okumuştuk.
Bunun gibi niceleri, bu mağduriyetlerin de yeniden ele alınarak, iade-i mahkeme yoluyla, FETÖ’nün kumpaslarından kurtulma yollarını beklemektedir.


