Fetö’nün yeni silahı Çağlayan dergisi takibe alınmalı
Sızıntı dergisi Fetö’nün kurdurduğu, Öğretmenler Vakfı tarafından 1970’li yıllarda, ilk defa çıkarılmış olan aylık bir basın organıdır.
Bu dergide yaptığı yazı antrenmanları ile daha sonra Risale-i Nurlara benzer kitapçıklarla, örgütü kendisine çekerek ve Risale-i Nurlardan kademe kademe uzaklaştırmıştır ve örgütü kendi kitaplarına ve düşüncelerine bağımlı hale getirmiştir.
Adından da anlaşılacağı gibi, yetmişli yıllarda sızmak, hissedilmeden bir yerlere sıvışmak, girişmek, çöreklenmek manasına geldiğini tabii ki kimse düşünemezdi. Sızıntı bir ızdırap, üzülme duyarlılık manasında kullanıldığı düşünülmüştü.
1988 yılında Zaman gazetesi satın alındı ve daha sonra, Aksiyon dergisi sosyal hayatta, daha siyasi meselelere girerek, Sızıntı’ya eşlik etti. Örgüt mensuplarına siyasi taktikler ve stratejiler verme amaçlı, diğer yazarlardan da istifade edilerek, sosyal ve siyasi içerikli bir dergi olarak devam etti.
İlk adım Sızıntı ve Fountain dergisi, ikinci adım Zaman gazetesinin alınması, üçüncü adım Aksiyon dergisi, dördüncü adım Samanyolu televizyonu, Mehtap ve Irmak TV, Burç FM gibi kavramları kullanarak, ütopyasını kademe kademe yürütmüştür.
17-25 ve 15 Temmuz darbe hareketlerinden sonra, örgütün bütün kurumlarına, el konulduğu gibi, Sızıntı dergisine ve bütün örgütün ve Feto kitaplarının basıldığı en büyük kalesi olan, Çağlayan matbaacılığa da el konuldu ve kayyım atandı.
1993 yılında Halk Bankası’ndan, Türkiye Öğretmenler Vakfına, sembolik bir fiyatla (45 bin lira) karşılığında tahsis edilmişti.
Bugün öğrendiğime göre, Fetö Çağlayan isminde yeni bir dergi çıkarmış. Çağlayan Sızıntı’nın tam tersine, artık bütün dünyaya gürül gürül meydan okuma safhasına girildiğinin mesajını veren bir dergi.
Beli kırılmış olan örgütün, dağılma sürecine girdiği bu dönemde, onları cesaretlendirmek ve yüreklendirmek adına, mesaj verecek bir dergi, çok dikkatle takip edilmesi lazım.
Televizyonlardaki Fetö’nün verdiği görüntülü mesajdan daha çok, Çağlayan dergisinde açık açık strateji ve taktikler vererek, örgüt yeniden motive ve dizayn edilmeye çalışılacaktır.
Dünyaya meydan okuma manasında, Çağlayan dergisi hatta, pek yakında bir de Şelale diye bir dergi çıkarılırsa hiç şaşırmayın.
Sızıntı’nın devamı olduğu ve meydan okuyan bir dergi olduğu, örgüt üyelerini canlandırmak için, onlara yeniden güç, kuvvet enjekte etmek için verdiği mesaj şu:
Sızıntı Umman oldu,
Can içinde can oldu,
Lütfeyledi yaradan,
Coştu Çağlayan oldu.
Derginin kapağında da, büyük bir şelale ve bir çağlayan resmi var. Derginin kapağında içeriği ile ilgili yazı başlıkları var.
Derginin sosyal medya hesabından, Güneş tutulmasına son veren bir görüntü paylaşarak, attığı mesaj ise dikkat çekti. Sakın ye’se kapılma, iraden canlı ise, ümit kaynağı ol olabilirsen herkese!
İzmir Sarnıç semtinde örgütün dünya çapında 5. sırada olduğu söylenen, Çağlayan matbaacılık şirketi var. 27 bin metrekare alana sahip bu baskı merkezi, sıfır makinelerle dünyanın en modern bir tesisi olarak, Fetö’nün bütün kitaplarını ve Sızıntı dergisinin, KPSS ve diğer soru kitapçıklarının basıldığı en önemli bir Fetö karargahı idi. Bu dev kuruluşun başında, Feto’nun kardeşleri saltanat sürmekteydi.
Mesih Gülen yurtdışına kaçtı, Kutbettin Gülen ise şu anda tutuklu bulunmaktadır. Sızıntıyı basan Çağlayan matbaacılık, yeni çıkan dergiye isim olarak konuldu.
Çağlayan matbaasına atanan kayyım Ali Sarı Aydın’ın, Fetö’ye yakın olan personeli koruyup kolladığı hakkında, İzmir Cum. Savcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, matbaa içerisinde Fetöcülerin, AK Parti taraftarı olan işçilere baskı uyguladıkları iletilmiştir.
Ak Parti hükümeti ve teşkilatı ve pek çok kamu kuruluşundaki görevliler, maalesef Fetö’nün bu kuru gürültülerinin karşısında, yapacakları Fetö’ye karşı mücadeleyi şimdilik rölantiye alıp, 16 Nisan’ı beklemeyi tercih ettiklerini üzülerek görüyoruz.
Fetö’nün bu çıkışlarından etkilenmiş, korkmuş, hatta geri adım atmış olanlar da var. Bazı tertiplenmiş konferansları bile iptal etmekte fayda mülahaza eden, valiler de var. Onların küstahlığına karşı, AK Parti teşkilatının en önemli isimleri meydanlara çıkıp, gürül gürül mücadele etmeyi, Fetö’yü bastıracak her türlü operasyonları yapıp, bu referandum öncesi her türlü riski göze alarak, ‘Hayır’la mücadele edeceklerini ve Evet diyeceklerini, en net bir şekilde açıklamaları gerekir.
Ortada durmak ve böyle bir mücadelede kazananın tarafında olmayı tercih etmek, münafıklık değil midir?
Ben pek çok yerde konferans yapmak için, kendimi topun ağzına koyduğum halde, ‘hocam konferansları 16 Nisan’dan sonraya erteleyelim’ diyenlerle, inşallah yakın bir gelecekte tekrar görüşeceğiz ve hesaplaşacağız.
Bugün münafıkça tutumu bilerek tercih edenleri, Allah da, devletimiz de affetmeyecek, bu korkak hallerinin hesabını soracaktır. En zor zamanda, Vatanımızın, Devletimizin, Bayrağımızın ve Dinimizin yanında açıkça yer almazsak, iş bittikten sonra, kahramanlık taslamanın ne önemi var?
İzmir’de almış olduğum bir konferans teklifinin özellikle ertelenmesi, beni bu sözleri söylemeye mecbur etti. Bir taraftan da, Feto yanlısı olan kimselerin, devlet yapıları içerisinde, tekrar göreve getirilmesi, özellikle Fetö’ye yakınlığı ile bilinenlerin, ne kadar masum görünürse görünsün, devlet kademelerinde görev almaları ve devletimizin nimetlerinden faydalanmaları, onların hakkı değildir.
Bu işe uzaktan ve yakından bulaşmış olanların, en azından bu şaibe ile devlet kademelerinden uzak tutulmaları gerekir.
Referanduma bir ay kala, Beril Dedeoğlu’nun, geçici olarak atanmasının ve Fetö’ye yakınlığından dolayı, halkımızda ve tüm EGE’de, meydana gelen tepkiler ve kafa karışıklığı, Ak Parti Hükümetine ve özellikle Sayın Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan’ın tayin etmiş olduğu, Mustafa Cüneyt Hoş Çoşkun’un görevinden geçici olarak alınmasının, en kısa zamanda düzeltileceğini umut ediyoruz.
CUMA GÜNÜ SAAT: 20:45’TE PERDE ARKASINDA GÖRÜŞMEK ÜZERE.
Ali Sarıaydın’dan açıklama
23.03.2017 tarihli gazetenizde Nurettin Veren’in yayınlanan köşe yazısında ismim haksız bir isnatla geçirilmiştir.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, Çağlayan Matbaası Kaynak Holding’e bağlı bir şirkettir. Kaynak Holding’e İstanbul Anadolu 10. Sulh Ceza Mahkemesince kayyım atama kararı sürecinde, Çağlayan Matbaasının Genel Müdürü görevi tarafıma verilmiştir. Kaynak Holding halen TMSF tarafından yönetilmekte olup, verilen görev kapsamında matbaayı çalıştırmaktayım.
Kayyım atandığı ilk günden beri ve halen TMSF yönetiminde olan süreçte, şirketlerin yönetsel kararları Kayyım yönetimlerince alınmaktadır. Yaklaşık 16,5 aydır sürdürmekte olduğum bu görevim ile ilgili olarak bahsi geçen yazıdaki gibi hiçbir şekilde şahsıma yönelik Cumhuriyet savcılıklarına bir suç duyurusu yapılmış değildir. Böyle bir şikayet yoktur, iddia da yoktur. Ayrıca belirtmeliyim ki, sorumluluğunu üstlendiğim iş yerinde Ak Partililere baskı yapılması ve Fetöcüleri koruyup kollamam kesinlikle sözkonusu değildir. (Bunun iddia edilmesi çok büyük bir haksızlıktır... İddia eden de müfteridir.)
Ali SARIAYDIN
Çağlayan Matbaası Genel Müdürü


