--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fetö’nün hipnozu ve narkozu

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Fetö kendine bağımlı kıldığı pek çok müridinin putlaştırdığı bir insan haline gelmiştir. Daha önceki kendine ait video konferanslarında yayınladığımız ve geçen haftaki Perde Arkası programımızda da gösterdiğimiz gibi, (eğer benim yüzümden bir tek arkadaşıma ve bir tek hizmet müessesesine zarar gelecek olursa dinen haram olan intiharı bile bile yaparım diye ilan etmişti.) 

Vatanına milletine ve bütün hizmet arkadaşlarına vermiş olduğu zarar açık açık meydanda ve pek çok kendisine tabii olanlar ve arkadaşları vatana ihanetle suçlanırken, Dini’ne karşı yapmış olduğu tahribatlarda, pek çok insanın değil dünyasına, ahretine bile şirk unsuru olarak zarar verdiğini gördüğü halde, hâlâ kendisi aradan çekilmiyor.

Bu kadar yetişmiş insanın vatan haini suçlamasıyla hapishanelere girmesi, yurtdışına kaçıp firarda olması, çoluk çocuğunun perişan olması büyük bir tahribat ve zarar değil midir. 

Ayrıca kendisinin bir şirk unsuru olarak, insanların aklını başından alıp, kendi cazibesiyle etrafında sürüklemesi, ahretlerini berbat etmesi, onlara yapılmış en büyük kötülük değil midir?

İntihar etmesi değil, ama bütün bu yaptıklarının bir sapkınlık ve büyük bir günah olduğunu anlayarak, teslim olup en azından tövbe edip, vatana ihanet ettirdiği insanlara karşı açık beyanda bulunması, yerinde bir davranış olmaz mı?

Bunu ilk önce söz verdiği ve halen peşinde gitmekte olan insanların ona söylemesi gerekir. 

Birçok insan şirkin büyük bir sapkınlık olduğunu duyar, ama bunun kendisiyle uzaktan ya da yakından ilgisi olduğunu hiç düşünmez.

Şirk koşanların, sadece taştan ya da tahtadan oyulmuş totemlere secde eden insanlar oldukları sanılır. Şirk sadece bununla sınırlı bir kavram değildir. Sanılanın aksine pek çok toplumda, pek çok şirk unsurları yaygındır.

İnsanın Allah’ın rızasına muhalif olarak medet umduğu, rızasını aradığı her varlık, Allah’ın rızasına tercih ettiği her şey Allah’tan başka edindiği birer ilahtır.

Bu sebeple şirk’i çok yakınında görmek, ondan çok korkmak ve çekinmek, insanın kaçınması gereken günahlarının en başında gelmektedir. Şirk özet olarak Allah’a iftira etmek, O’na eş, ortak koşmak manasındadır.

Kur’an şirk’e karşı yapmış olduğu pek çok uyarılarla, insanı özgürleşmeye, Allah’tan gayrı hiç kimseye kul köle olmamaya davet eder. 

Bu yönü ile Peygamberler de, özgürlük savaşçılarıdır. İnsanın şirk tehlikesini kendinden uzak görmesi, bundan müstağni sayması, kendisinde şirkin kesinlikle olmadığını düşünmesi, ona çok büyük zarar getirebilir.

Çünkü böyle bir insan konuyu düşünmeye dahi gerek görmeyecek, konu hakkında anlatılanları, verilen örnekleri, kendi üzerine almayacak ve dolayısıyla eğer şirk içinde yaşıyorsa, böyle yaşamaya devam edecektir.

Şirk koşanların hepsinin ortak özellikleri, Allah’tan başka ilahlar, yol göstericiler, hüküm koyucular, düzen kurucular, dostlar, yardımcılar edinen kimseler oldukları görülür. 

Ancak şirk koştukları şeyler bakımından, şirk koşan müşriklerin farklı çeşitleri vardır. En başta ehli kitap Hz. İsa’ya ilahlık yakıştırarak şirk’e düşmüşlerdir.

(Onlar Allah’ı bırakıp bilginlerini ve rahiplerini rabler edindiler, Meryem oğlu Mesih’i de, oysa onlar tek olan bir Allah’a ibadet etmekten başka bir şeyle emir olunmadılar, Ondan başka ilah yoktur, o bunların şirk koştukları şeylerden yücedir.) Tevbe Suresi 31 

Allah ve din adına şirk koşanlar ise; Dinde olmayan birtakım hükümler, kurallar icat eden, helal ve haramları kendi anlayışına göre şekillendiren, Dini kendi istek ve arzularına çıkar ve taassuplarına göre değiştirip, özünden ve aslından saptıranlar, Kur’an hükümlerinde eklemeler, çıkarmalar ve değişiklik yaparlar.

Böylelikle hak dinle aynı ismi taşıyan, ancak içeriği bambaşka olan, batıl yeni bir din kurarlar, fark ettirmeden. 

Müşrikler, bu şekilde yalnızca kendilerini değil, kendileriyle birlikte geniş insan kitlelerini de şirk’e sürüklerler.

Kendi sapkın dinlerini empoze ederler, din ahlakının aslından ve Kur’an’dan haberi olmayan, cahil kitleler de bu kimselerin uydurdukları sapkın dini benimserler. Bunlar peşlerinden gittikleri insanları Allah’ın dışında, dinde kanun koyucu olarak gördükleri için, bile bile Allah’a şirk koşmuş, izinden gittikleri kişileri de ilahlaştırmış olurlar.

Şirk’e düşenler ölçüsüzce davranışları ve Kur’an’da tarif edilen anlamdaki akla sahip olmayışı, mantık örgüsündeki bozukluklar, sürekli olarak diğer insanlar karşısında onların küçük düşmelerine yol açar. 

Batıl bir anlayışla baktığı için, Allah ile yakınlık kuramaz. Çünkü kalbi kendini kandırır, Allah’ın adı dilindedir, fakat kalbinde değildir, Allah’a ulaşmak için aracılar tayin eder, bu aracıların rızasını kazanmayı yeterli görür, şirk’e düşen insan bugünkü hal ve harekatının ve davranışlarının, İslam’a ve Kur’an’a uyup uymadığını kontrol etmez, sürekli istikbaline yönelik yatırımlar yapar, hırs ihtiras haline gelir, tevekkülsüz bir üslup ve tavır içinde, müşriklerin bir özelliği de korkak olmalarıdır.

Müşrikler özellikle samimi müminlere karşı korku içindedirler, cehalet ve Kur’an’dan uzak kaldıkları için şirk’e düşenler ise gerçekleri öğrenince, vicdanlarına başvurur tövbe ederek doğru yola yönelerek kurtulabilirler.

Buradan Fetö hadisesine bir ilişki kurarsak, Fetö’nün kendisinde dini yetkinin olduğunu etrafına kabul ettirerek, şirk unsuru olarak bir fenomen halinde geniş kitleleri de peşine takarak, gelinen noktanın ülkemizde ve dünyadaki büyük facialara sebep oluşunu, hayret ve dehşetle görüyoruz. Şirk’in dünyadaki tehlikesi bu kadar büyük olursa, ahiretteki felaketin sebebiyeti ne derece büyüktür.

Elbette ki, İslam ulemasının sessizliği, meydanı ona kaptırarak binlerce, milyonlarca insanın, Fetö’nün felsefesiyle ve onun etrafını hipnozlamasıyla, şirk ordularını ve şirk unsurlarını dünyanın başına bela etmesi, İslam’ı altüst etmesine karşılık, İslam ulemasının bunu durdurması ve tamir etmesi boyunlarının borcudur.

Geç de olsa doğruların anlatılması ile pek çok kimsenin, Fetö’nün mıknatıs gibi kendisine çektiği insanların, şirk’e düşmesinden kurtulabileceği inancındayım.

 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle