--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

FETÖ’nün diktatörlüğü, sizi hiç korkutmuyor mu?

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Bugünlerde bütün dünyanın üzerinde yoğunlaştığı 16 Nisan referandum sürecinde, sanki dünyada ilk defa bir referandum yapılıyormuş gibi, Tayyip Erdoğan ve AK Parti hükümetinin yıkılması için ne gerekli ise, el birliği içerisinde Bremen Mızıkacıları durmadan çalışıyorlar.

Hâlbuki dünyanın pek çok yerinde, daha büyük diktatörler yıllarca ABD’nin himayesinde 40 yıl, 50 yıl devlet başkanlığı yapmış ve bunun adına demokrasi denmişti.

Hafız Esat, Enver Sedat, Saddam Hüseyin gibi diktatörler, ABD’nin gölgesinde yaşamışlardı, hiç kimse buna sesini çıkarmamıştı.

Şimdi ise; açıktan açığa Türkiye’nin, dünya siyasetinde yer almasını, masada ve sahada söz sahibi olmasını istemeyen hasım devletler, hileli algı yollarını kullanarak, referandumu engellemek için, her türlü yalana ve sahtekârlığa başvurmaya çalışıyorlar.

Esasen maşa olarak kullanılan FETÖ’nün, dünyanın diğer diktatörlerinden, başlarına daha büyük bela olabileceğini düşünmüyorlar. Bu işbirliği yaptıkları FETÖ, eğer 15 Temmuz’da Türkiye’de başarıya ulaşabilseydi, nasıl bir felaketle karşı karşıya kalınırdı. Bunun muhasebesini yapma ihtiyacını bile duymuyorlar.

Hiçbir seçim ve siyasi yola müracaat etmeden, Türkiye›nin bütün kurumlarını hile ve sahtekarlıkla görünmeden, hissedilmeden sinsice ele geçirip, kendi kafasına göre bir ütopyayla, Türkiye’yi ve bütün dünyayı yönetme hastalığına tutulmuş bu meczup insanı iyice tanımış olsalardı, Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğünü mumla ararlardı.

İşte bu FETÖ meczubunun, gerçekte nasıl bir ruh hastası olduğunu ifade edecek, 1979 yılında kendisinin yazdığı Prizma 2 kitabının 179. sayfasında, Kutbul İrşad diye, daha önce Sızıntı dergisinde de yazdığı bu yazıyı aktaracağım. 

Elinde bu kitabı bulunduran örgüt mensuplarının dikkatle okumasını ve bizim bu yazıyı aktaracağımız bölümleri, dikkatle anlamaya çalışmasını tavsiye ederim.

Kutbul İrşad yazısında Feto esasen kendisini adres olarak örgüte lanse ederken, şu tariflerde ve açıklamalarda bulunuyor: Kutbul İrşad: Hz. Muhammed (AS) Dar-ı Beka’ya (ahret alemine) irtihal edince, onu bu dünyada temsil eden, Allah ile irtibatta olan büyük insanlardır. Onlar mahiyetleri ve misyonları ile bir bakıma yeryüzünde adeta Kâbe konumundadırlar.

Ehli Tahkik’in beyanına göre; bazen onlar Kâbe’nin, bazen da Kâbe onların etrafında döner. İşte böylesi kişilere, Allah’ın matmah-ı nazarı anlamında Kutup adı verilir. Allah böylelerinin bakışlarıyla kâinata bakar, merhamet veya gadap eder. Bu makamı ihraz edenlerin en büyük özelliği, tasarruflarının öldükten sonra da devam etmesidir. 

Bu açıdan Kutbul İrşad’a Hakikat-ı Ahmediye’yi tamamı ile temsil eden, dolayısıyla da Hakikat-ı Muhammedi’ye namzet olan, insan nazarıyla bakılabilir ve insanları sahili selamete çıkaracak bir rahmet ve ışıktır.

 (Yukarıdaki ifadeye bir yorum getirirsek, Peygamber Efendimizin vefatından sonra, Hakikat-ı Ahmediye’yi tamamıyla temsil edecek, hiç kimse olamaz, sadece onun sünnetinin temsilcisi olabilir.)

Bu yönüyle ona yeryüzünde tevhid güneşi denir. Bu şahıslara müracaat etmeden yollara dökülenler, niyetleri ne kadar da samimi olursa olsun, çöllerde tek başlarına rehbersiz yolculuk yapan insanlar gibidirler. Hatta bu kişilerin şahsi ibadet ve taatleri ne kadar çok olsa da, bu feyz kaynaklarından yararlanmadıkları için, ileride dünyevi başka cazibe noktalarının cazibelerinden kurtulamayıp, yollarda kalabilirler. En sonunda Kutbul İrşad, kâinatın mana, mahiyeti ve muhtevasını anlatan, yeryüzünde Cenab-ı Hakk’ın matmah-ı nazarı demektir.”

İlahiyatçıların ve akademisyenlerin, bu paragrafın içerisinde dahi, İslam’ın ve Kur’an’ın anlayışına ters düşen bu söylemleri bulup, insanları uyarması gerekirdi. 1979 yılında yazmış olduğu Prizma kitabında, bu itikadi bozukluklarla, insanların kafasını altüst ederken, öldükten sonra dahi tasarruf sahibi olduklarını, (yani ölümsüz) bütün kâinatın imamı seviyesinde bir tasarruflarının olduğunu, (kâinat imamı iddiasını ortaya sunan) bir diktatörün emrine amade olan, HDP, CHP ve diğer örgüt mensuplarına ithaf olunur.

Hayır deyip de Feto’ya yandaş olanlar, Tayyip Erdoğan’ın diktatörlüğünden endişe edenlere de ithaf olunur. 

Eğer bu düşüncelerle kâinatın imamı olduğunu iddia eden Feto’nun diktatörlüğünü kabul etmeleri mümkün ise, artık inadın gözü kördür demekten başka, elden bir şey gelmez.

Tayyip Erdoğan gitsin de, Feto gelsin deme ahmaklığına düşenlere söylenecek başka bir söz yoktur.

Mahrem toplantılarda yapmış olduğu video sohbetlerinde açıkladığı gibi, kâinat imamı olmaktan başka hiçbir hedefi yoktur, Mehdiliği de, Mesihliği de kabul etmez, onları küçük görür.

“Türkiye’yi ele geçirip Mehdi olmayı, bin basamak aşağıya inmek olarak kabul ederim. Amerikan başkanlığını verseler, elimin tersiyle iterim” diyen bir insanın, kâinat imamı olduğunu kabul etmek ve buna razı olmak ahmaklığın dik alası değil midir? 

Kendi beyanlarıyla, video görüntülerinde Perde Arkası programlarımızda bunları yayınlamıştık.

İsteyenler Feto’nun bu sapkınlıklarını, Akit TV Nurettin Veren ile Perde Arkası bölümlerini YouTube’da izleyebilirler. 

Böyle bir meczuba kucak açmak ve onları barındırmak, bütün ülkeler için, Türkiye’deki 15 Temmuz darbesi gibi, çok yakın bir tarihte karşılaşacaklarının açık bir alametidir. Bugün Türkiye’deki 15 Temmuz’un arkasındaki, Fetö destekçileri kendi ülkelerinde de Fetö darbelerine maruz kalacaklarından hiç şüpheleri olmasın.

Allah tuzak kuranların, tuzaklarını bozandır. Rabbimiz ülkemizi şerlerinden muhafaza eylesin. 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle