--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Fetö mücadelesinde ve darbede gerekli hassasiyet gösteriliyor mu?

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Dünkü Yeni Asır gazetesinde, Fetö’nün 50 yıl öncesinden, esnaf içerisinde Paşa lakabını verdiği Gürbüz Dönmez’in ve Şerif Ali Tekalan’ın, birinci sayfadan resimleri yayınlanmıştı.

İzmir Karabağlar semtinde mobilyacı olan Gürbüz Dönmez’e, ilkokul mezunu birisine Paşa lakabını vermesini, o gün için ne manaya geldiğini hiç kimse düşünmemişti.

Bu Paşa lakabının nereden geldiğinin hikayesini size anlatayım.

Gülen’in Bozyaka yurdunda kaldığı zamanlar da, yani 1977-1987 arasında, bir gün, Barbaros Kocakurt’un elindeki bir köpek tasmasını bana gösterdi. Gürbüz Dönmez’in bu tasmayı Fetö’nün önüne getirip koyduğunu anlattı. 

Bu tiyatroyu, Fetö gizliden gizliye Barbaros aracılığıyla örgüte gelenlere anlattırdı, böyle bir şeyi reddetmedi. (Gassalın elindeki meyyit gibi olun), ölü yıkayıcının elindeki ölü gibi hareketsiz ve iradesiz demektir, bize akıllılar değil, deliler lazım gibi sözlerle, Gürbüz Dönmez’i örnek göstererek takdir ederdi. İşte bu hadise onun paşa lakabına yükseltmişti.

Birçok sohbetinde de, Gassalın elindeki meyyitler gibi olmak lazım, bize akıllılar değil deliler lazım sözleriyle, tasmayı önüne koymuştu.

O günden itibaren esnaf içerisinde para toplama, Fetö’nün vaaz kasetlerini çoğaltma, babasıyla beraber bu kasetleri Türkiye geneline yaygınlaşma işini yapan Paşa, Fetö’nün ABD’ye gidip gelen esnaf içerisinde kurye üyeliğini yapan, Fetö’nün en yakın ve sadık kölelerinden birisidir.

Biz bu yayını yaptıktan ve fotoğrafını Yeni Asır gazetesinde birinci sayfada yayınlandıktan sonra, birisi bu kişinin aranmadığını ve şu anda Karabağlar’da elini kolunu sallayarak, İzmir’de dolaştığını bize bildirdi.

Şimdi biz bu kadar Fetö ile ilgili bilgiler ve açıklamalarda bulunurken, acaba basın savcılıkları ve ilgili savcılıklar, bu konuda yazdıklarımızı, vermiş olduğumuz terörle mücadeledeki ifadelerimizi, ne kadar takip ediyorlar.

Vatandaşın bu takipsizlikten ve ilgisizlikten dolayı endişeleri var.

Yine Konya’da, Suat Yıldırım’ın ve ekibinin, Fetö’nün beyin takımının en önemli isimlerinden biri olan, Prof. Doktor İbrahim Erkul’un 4-5 ay tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakıldığını, şu anda Konya’da elini kolunu sallayarak işine, görevine devam ettiğini öğrendim.

Örgütün sıradan vatandaşlarını, sudan bahanelerle örgüte bulaşmış, öğretmen memur, hemşire gibi isimleri tutuklayıp, en önemli Fetö’nün birebir temas ettiği ve şu anda onlar vasıtasıyla, örgüte hâlâ talimatlar yolladığı büyük isimlerle ilgilenilmemesi, Fetö ile mücadelede güvensizlik ve şüpheler meydana getiriyor.

Önemli isimlerin üzerine gidilmemesi Fetö mücadelesinin sulandırıyor. 15 Temmuz’dan 8-9 ay geçmiş olmasına rağmen, özellikle askeri kesim de darbeye yüzde yüz katılmış oldukları net olan kişilerin, davalarının netleşmemiş olması ve cezalarının tam manasıyla kesilmemesi, Fetö mücadelesinde tereddütler hasıl ediyor.

2014’ün onuncu ayında vermiş olduğum, Fetö’nün en üst düzey beyin takımından, 200 kişiye yakın Fetö listesinin yüzde doksanı, 2015’in 12 ayında elini, kolunu sallayarak yurtdışına kaçması, affedilecek bir hata değildir.

Bu ihbarları yaptığımız halde, bu konulara eğilmeyenler veyahut bu isimleri bildirdiğimiz halde, onların kaçmasına göz yumanlar, aynen Fetö’nün elemanları kadar sorumludur ve suçludurlar.

Ayak sürmeler ve ağırdan almalar, bu fırsatı onlara hazırlayanlar mutlaka bulunup çıkarılmalı ve tespit edilmelidir. Yardım ve yataklıktan onların kaçışını kolaylaştırmaktan dolayı, aynen örgüt elemanı kadar suçludurlar veyahutta gerçekten hakiki gizli Fetö’nün elemanlarıdırlar.

Bu savcılar ve emniyet mensupları, bu kaçışta özellikle yardım ve kolaylık sağlamıştır. Bugün de bunların görevde olup, koruma ve kollama yapan, Fetö adına gizli troller görevinde bulunan kimseler vardır. 15 Temmuz açık ihanet ve kanlı darbe hareketinden sonra, bunlara bu toleransla davranmak basit bir pişmanlık yasasından yargılanarak serbest kalmaları, şehitlerimizin ve bütün vatandaşlarımızın vicdanını kanatmakta bu hainlerin değil, serbest dolaşmaların bu ülkede nefes almaları dahi haramdır.

Fakat bakın şimdi vurdumduymazca davranılan bir hadiseyi dikkatinize sunmak istiyorum. 17-25 2013 darbe girişiminin üzerinden geçen bunca zaman ve 15 Temmuz’dan 9 ay daha açıkça bu ihaneti bildikten sonra bile, en öndeki yurtta sulh konseyi üyelerinin eşleri, çocukları ve yakınları, devlet dairelerinde çalışarak, maaş almaya devam etmişlerdir.

Eğer 17-25 Aralık 2013 Cumhurbaşkanımızın söylediği gibi bir milat olarak kabul ediliyorsa.. O tarihten sonra 2016’ya kadar da devam edecek şekilde, Todays Zaman’a 9 yıl aralıksız yazı yazan, Samanyolu Tv’de program yapımcısı olan, Beril Dedeoğlu’nun şu anda Ege Üniversitesinde ödüllendiriliyor gibi görevde olması, milletimizin vicdanını açıkça kanatıyor.

 Bu yanlış tercihler, affedilecek hatalar değillerdir. Bu insanların Fetö ile olan yakınlığı hoş görülecek veya görmezden gelinecek bir husus değildir. Bu milletin ekmeğini yeme hakları yoktur. En azından 17-25 2013’ten sonra aldıkları maaşları dahi, şehit ailelerine iade edecek yürekliliği göstermeli ve pişmanlıklarını bu şekilde ifade etmeli ve günahlarından tövbe etmelidirler.

Suçun şahsiyeti itibariyle yakınlarına bir şey denemez diye, bu işi bu derece ciddiye almadan laubalice lüzumundan fazla merhamet etmek, merhamet değildir.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle