• İSTANBUL
  • İMSAK
    00:00
    GÜNEŞ
    00:00
    ÖĞLE
    00:00
    İKİNDİ
    00:00
    AKŞAM
    00:00
    YATSI
    00:00
  • 0.0
  • 0.0
  • 0.0
Nurettin Veren
Nurettin Veren
TÜM YAZILARI

FETÖ= KUTBUL AKTAB=KÂİNAT İMAMI

20 Ekim 2016
A


Nurettin Veren İletişim: [email protected]

FETÖ’nün kurumsal yapısı ile olan mücadelede bir hayli yol alındı. 15 bine yakın FETÖ kurumuna devlet tarafından el konuldu. 250’ye yakın şirket TMSF’ye devredildi. 15 milyar dolar civarında mal varlığı hazineye aktarıldı.

100.000 civarında kamu çalışanı görevden atıldı. 37-38 bin kişi de tutuklanarak cezaevlerine konuldu. Üst düzey yöneticiler olan bu insanlar, şu anda içeride bulunanların sadece bir kısmıdır.

Bunlar ise buzdağının görünen bir kısmıdır. Büyük bir kısmı halledilmedi, fakat FETÖ’nün yapılanması sadece fiziki boyutu itibariyle ele alınacak bir yapı değildir.

Polis, asker, yargı yolu ile yapılan operasyonlar, elbette ki büyük ölçüde etkili olmuştur. Fakat FETÖ daha çok görünmeyen projeler üzerine sistemini bina ettiği için, bu hususta çalışmalara yönelinmesi lazımdır.

1966 yılında FETÖ felsefesini, genç beyinlere enjekte ederek sapkın fikirler ile yozlaştırmaya başladı.

Kur’an’ı sahabe hayatından verdiği, kendine göre yorumladığı hikâyeler ile nesillere saptırarak anlattı.

30-40 yıl bu hikayeler ile ve Kur’anî olmayan söylemler ile adım adım ölüm fedaileri haline getireceği insanları fark ettirmeden hazırladı.

Bugün pek çok okuyucu tarafından sorulan soru: Bu kadar kültürlü ve tahsilli profesörlerin, büyük iş adamlarının nasıl olup da, F.Gülen’in etkisinde kaldığı ve onun ütopyasında ve onun narkozlaması içerisinde kandırıldığını anlayamadıklarını soruyorlar.

Tabii ki büyük bir kitlenin, yıllarca aynı şeyleri tekrar ederek, baş döndürücü bir propagandası ile inandırmak için, söylediği sübjektif şeyler etkili oluyor. Bu işe bir de sosyal hayat içerisindeki, okullar, yurtlar, hastaneler, ticari işlerde eklenince, hamasi tarafına inandıkları işin, maddi boyutlarında da, başarıları görünce bu işin doğruluğuna kanaat getirip, fazla incelemeden, güçlü olan bu işin içerisinde yer almakta tereddüt göstermiyorlar.

Şimdi Gülen’in yıllar önce kendisine işaret etmek için yazmış olduğu, 1997 yılında Zaman gazetesinin kuponları ile hediye olarak verilen, ikinci Prizma kitabının 179’uncu sayfasından 182’nci sayfasına kadar olan bölümde, KUTBUL İRŞAT, KUTBUL AKTAP diye bir yazısı var.

Daha önce Sızıntı dergisinde de başyazı olarak, Gülen’in kaleme aldığı bu yazıda, adres olarak kendisinin mevki ve makamını tarif ediyor.

GÜLEN ÇOK RAHATLIKLA, NE MEHDİLİĞİ, NE DE MESİHLİĞİ KABUL ETMEDİĞİNİ AÇIKÇA SÖYLÜYOR.

“Türkiye’ye Mehdi olarak dönecekti” diyenlere de, kesinlikle bunu kendisine yapılmış bir hakaret olduğunu, hatta bulunduğu mevkiden bin basamak aşağıya inmek olarak hakaret olduğunu söylüyor.

Mesih olduğu iddiasını da kesinlikle reddederek, “benim annem belli, babam belli, doğduğum yer belli, bu bana karşı yapılmış bir komplodur” diyerek, eski yıllarda da söylüyordu bunları.

PEKİ GÜLEN NEYİ HEDEFLEMEKTE VE ADRES OLARAK NEYİ GÖSTERMEKTEDİR VE KENDİSİNİN NEREDE OLDUĞUNU ZANNETMEKTEDİR.

KUTBUL AKTAB= KÂİNAT İMAMI= EN SON GELECEK BÜYÜK KURTARICI.

(Gülen bu ismi ve makamı kendisine yakıştırmaktadır.)

İşte delili: Halk tarafından bilinmeyen ve ehli tasavvuf tarafından da çok konuşulmayan, ilahiyatçılar tarafından da eleştirilmeyen, bu makam Gülen’in kendisi için kullandığı bir makamdır.

1997’deki yazdığı yazısında, Prizma 2 kitabındaki ifadesine göre;

(Kâbe ile Hz. Muhammed (AS) ikiz yaratılmış varlıklardır. Hz. Muhammed (AS) dar-ı bekaya irtihal edince, onu bu dünyada temsil eden de, Allah ile Kavi irtibatları büyük insanlardır. Onlar bu mahiyetleri ve misyonları ile bir bakıma yeryüzünde adeta Kâbe konumundadırlar.)

EHLİ TAHKİKİN BEYANINA GÖRE, BAZEN ONLAR KÂBE’NİN ETRAFINDA, BAZEN DE KÂBE ONLARIN ETRAFINDA DÖNER, İŞTE BÖYLE KİŞİLERE ALLAH’IN MATMAH-I NAZARI ANLAMINDA, YANİ KUTBUL AKTAB VEYA KUTBUL İRŞAT İSİMLERİ VERİLİR.

(Allah böylelerinin bakışlarıyla kâinata bakar, merhamet veya gadab eder. Bu makamı ihraz edenlerin en büyük özelliği, tasarruflarının öldükten sonra da devam etmesidir.) Burada dikkat edilecek husus, tasarruflarının öldükten sonra da devam etmesi olduğu söyleniyor.

(Bu açıdan Kutbul İrşad hakikatı Ahmediyeyi tamamı ile temsil eder, yani Peygamber Efendimiz’deki bütün vasıfları ve bütün temsil gücünü aynen temsil eder.)

Hiç kimse Peygamber Efendimizi tam manası ile temsil edecek noktaya ulaşamaz.

Ancak bütün Müminler, Hz. Peygamber’e benzeme hususunda gayret ederler ve sünnetine tabi olurlar. Bütünüyle Hz. Muhammed (AS)’ı temsil edemezler ve insanlığı sahili selamete çıkaracak bir rahmet ve ışık sadece PEYGAMBERİMİZ (AS)’dir.

Gülen’in Kâinat İmamı meselesinin aslı faslı budur. Kendisine yakın dairede kademe kademe, ona bakış bu Kutbul Aktab makamı üzerindedir ve o bakışla ona bakılır, yani yeryüzünde Allah’ın Peygamberden sonra, 1438 yıllık bu peygambersiz dönem içerisinde, en son gelecek bütün dünyaya hükmedecek HAŞA (bütün peygamberlerin üstünde) bir iddia olan bu makamın sahibi olarak Gülen kendini görmektedir.

Etrafındakiler de dünyadaki yapılacak bütün en son bu temsil kabiliyetinin, Gülen’e ait olduğunu ve bütün dünyanın onun değiştirmesiyle değişeceğine inanmaktadırlar.

Evet diğer batıl din mensupları ve ABD karanlık konseyleri, bu kadar büyük iddia sahibi olan, F.Gülen’in bu hamasetini kullanmaktan daha güzel bir fırsat olmadığını bildikleri için, bu büyük hayali olan meczubun iddialarını, açıkça desteklemekte ve İslam dünyasını parçalayıp bölmek ve kullanılabilecek bir aparat halinde ellerinde tutmaktadırlar.

Kendi dünya hâkimiyetlerini, FETÖ’nün dünya hakimiyeti projesiyle birleştirerek, İslam dünyasına karşı iş birlikteliği yaptıkları açıkça görülmektedir. 

 

x

WhatsApp İhbar Hattı

+90 (553) 313 94 23