FETÖ ile mücadelenin görünmeyen kısmına yönelmeliyiz
15 Temmuz darbe hareketinde, topa, tüfeğe, tanka, silaha karşı et ve kemiğin galibiyetini görmüştük ve bütün dünya da görmüştü.
İnanan insanların hiçbir şekliyle mağlup olmayacağını ve çok kısa bir zamanda, zulme karşı koyabileceğini ve bir anda koordine olabileceğini bütün dünyaya da ispat etmişti.
Şimdi PKK’nın dağa insan kaldırarak ve kandırarak karşımıza diktiği eşkıya grubu gibi, FETÖ’nün de yıllar önceden başlayıp, 15-16 yaşındaki çocukların beyinlerini, ruhlarını ve kalplerini ele geçirerek, daha sonra eğitip, aynı şekilde boyunlarına kravatlar takıp, yüksek tahsilli insanlar haline getirip, askerin ve polisin üniformalarını giydirerek, profesörler, komutanlar, hâkimler ve savcılar olarak, bütün kurumları ele geçirip, yine kendi ülkesine karşı, ihanet edecek eşkıya teşkilatı olarak hazırlamasını düşünürsek sinsice ve uzun vadeli çalışarak;
İnsan beyninin ve kalbinin ele geçirilmesi ve insanı ikna etmenin, kazanmanın her türlü yolunu kullandığı açıktır.
Nesillerin doğru İslam, Kur’an ve Sünnet anlayışı ile yetiştirilmesindeki önemi, tekrar gündeme getirmek mecburiyetinde olduğumuzu dile getirmek istiyorum. (ELBETTE BU ANLAYIŞIN İÇERİSİNDE, VATAN, MİLLET, DİN-Ü DEVLET MANASI VARDIR.)
Karşımıza dikilen bu yapılanmaların her çeşidi, önce kalben, aklen ve ruhen sapkın fikirlere inandırıldıktan sonra kullanılacak aparatlar haline getirilmektedir.
FETÖ’nün 66’dan 96’ya 30 yıl kadar, fiziki yapılanması az miktarda okul, yurt ve kurs idi. Daha çok fikren saptırdığı ve kendi yanlış dini inançlarıyla içini boşalttığı, sünnetin yerine ikame ettiği bidat’larla yetiştirdiği, doğru diye kendi etrafına topladığı, meczuplaştırdığı insanları hazırladıktan sonra, bunları kurumların içerisinde, tıpkı kaldırım taşları döşer gibi veya duvarlardaki tuğlalar gibi, üst üste sıralayarak eyleme geçecek bir yapı oluşturdu zombileştirdi.
96’dan 2016’ya kadar uyuyan hücreler halinde, bunlar arkadan gelenlere yol açarak ve daha hızlı yürüyecek ve daha geniş bir tabana yayılacak şekilde arkadakilere abilikler ve ablalıklar yaptılar ve onların yüzde 80, yüzde 90 oranlara kadar, bu kurumları ele geçirmesinde yardımcı oldular.
Artık bütün her şey ellerine geçtiği ve kuvvet dengesi tamamen onların tarafında olduğundan emin olarak, açıkça meydan okuyarak, hem işin yurt içi ayağı, hem de yurtdışı ayağı da tamamlanmış oldu.
Sonra açık açık Cumhurbaşkanı’na ve Türkiye Cumhuriyeti’ne meydan okumakta hiçbir beis görmediler. 17-25 Aralık ve 15 Temmuz darbelerini pervasızca yaparak, bütün dünyanın gözü önünde kendi ülkelerine karşı ihaneti çekinmeden uyguladılar.
YAPILACAK FETÖ MÜCADELESİNDE, % 80’LİK KISIM, PSİKOLOJİK, SOSYOLOJİK, KALP, BEYİN VE RUH TEDAVİSİNE YÖNELİK OPERASYONLAR OLMALIDIR. % 20’LİK KISMI DA, ŞİMDİ YAPILDIĞI GİBİ FİZİKİ BOYUTTAKİ FETÖ KURUM, KURULUŞ VE ŞİRKETLERİNİN TASVİYESİ VE KADROLARININ, KAMUDAN AYIKLANMASI, EKONOMİK KAYNAKLARININ KURUTULMASI OLMALIDIR.
Şu anda devletimizin polis, asker ve yargı operasyonları ile yaptığı mücadele işte bu % 20’lik kısma yapılan müdahalelerdir.
DİĞER % 80’LİK GÖRÜNMEYEN BU YAPIYLA MÜCADELE İSE AYRI BİR KARARGÂH, AYRI BİR YOL HARİTASI VE AYRI KADROLARLA YAPILMALIDIR.
Diğer taraftan da aynı şekilde, eğer PKK dağa insan kaldırıp, onları da kandırıp karşımıza dikebiliyorsa, biz Doğu ve Güneydoğu’daki gönlü iman ve Kur’an’la vatan ve bayrak aşkıyla dolu olan, vatanı için canını vermeye hazır olan, Kürt kökenli korucu kardeşlerimizi, daha çok donanımlı hale getirip, daha iyi eğiterek çocuklarıyla da daha çok ilgilenerek, ekonomik durumlarını iyileştirerek, bu kardeşlerimizin, bu vefasına karşı devlet olarak daha büyük vefa elini uzatmalıyız.
4 yıldır kamplarda misafir ettiğimiz, Suriyeli ve Irak’tan gelen kardeşlerimizi de, eğit, donat sistemiyle eğiterek, onları da bu hususta zalim ve gaddar batı ve haçlı dünyasının ordularına karşı hazırlayıp, dünyanın en güçlü ordusunu kurabiliriz.
Ekonomimiz buna müsait, teknolojimiz buna müsait, asker, millet olarak 80 milyon insanımız buna hazır. 15 Temmuz’da bütün dünya bunu gördü, bu inanç sürekli canlı tutularak ve çıtayı yükselterek, İslam alemine en iyi bir model olacak tarihi bir misyonumuzla yeniden yürümeliyiz.
HEM DE HİÇBİR FİTNECİNİN VE CAYDIRICININ DEDİKODUSUNA BAKMADAN.


