--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Esas olan devamlı gerilim, sürekli irtibat, çelik çekirdektir

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Vatanımıza, milletimize, dinimize, bayrağımıza hizmet etmek isteyenlerin, sadece meydanlara çıkıp, halkı heyecanlı mitinglerle, büyük kalabalıkları coşturup hamasi söylemlerle, anlık heyecanlar meydana getirmesi, yeterli değildir.

Futbol maçlarında bile 50.000 kişilik, 100.000 kişilik taraftarların çıkarmış olduğu büyük gürültüler, tezahüratlar ve alkışlar maç bittikten sonra, saman alevi gibi sönüp, herkesin bir tarafa dağılmasıyla son bulur.

Esas olan devamlı gerilim, sürekli irtibat ve çelik çekirdek halindeki koordineli ekiplerin oluşturulmasıdır. Bugün böyle her milletin, her devletin görünen koordineli sistemleri, yargı yürütme yasama organları, askeri kuvvetleri olduğu gibi, bir de devletin görünmeyen derin koordinasyonları, yapılanmaları ve kırmızı kitapları vardır.

Bu görünmeyen yapı, görünen devlet yapısının esas yönetici olduğu kısmıdır. Tıpkı cesedi yöneten ruh gibi, ruh ne kadar güçlüyse, irade ne kadar kuvvetliyse, ceset o kadar isabetli hedeflere yöneltilir ve o kadar sağlıklı ve başarılı işler elde edilir.

Biz de aynen onun gibi milletimizin ve devletimizin yapmış olduğu mükemmel işlerin arkasında, esas derin manada koordinasyonları, milli manevi değerler içerisindeki, nesiller, kırmızı çizgiler ve kırmızı kitaplarla, ana kurallarımızı ve ölçülerimizi muhafaza edecek yapılanmaları geliştirmeliyiz.

En uç noktadan, merkeze kadar, Networkler oluşturarak, kesintisiz ve azami irtibat, kesintisiz güven ve kadrolar oluşturarak, uzun vadeli hesaplarla geleceğe yürümeliyiz.

(Ali İmran Suresi 31. ayet de Rabbimiz şöyle buyuruyor; Eğer Allah’a imanınız varsa, elbette Allah’ı seveceksiniz ve onun sevdiği tarz ise, Allah’ın sevdiği zata benzemelisiniz, ona benzemek ise, ona tabi olmaktır. Yani ona uymaktır; ne vakit ki ona tam tabii olursanız, Allah da sizi sevecektir. Zaten siz Allah’ı severseniz, Allah da sizi sevecektir.)

 Allah insanların mesajları doğrudan anlamalarının yanında, Peygamberleri örnek insanlar olarak, toplumun önüne davranışlarıyla, sünnet dediğimiz hareket tarzıyla, herkesin görerek, onu taklit ederek ve tahkik ederek, Peygamberin örnek hareketlerini rehber edinmesini sağlamak için, her topluma da, ayrı ayrı önderler, Peygamberler göndermiştir.

Bizim yüce Peygamberimiz Hz. Muhammed (AS) da, İslam davasının temsili adına, 40 yaşında kendisine tevdi edilen Peygamberlik görevini, Mekke’de zalim, gaddar ve cahil bir topluluğun içerisinde, hangi taktik ve metotlar ile gerçekleştirmeye çalıştıysa, bizim de bugün aynı içinde bulunduğumuz, zalim ve gaddar dünya milletleri içerisinde, rakiplerimize karşı bu taktikleri ve bu metotları uygulayarak hareket etmemiz gerekir.

Meydanlara çıkıp onları tahrik edecek, onlara meydan okuyacak ve onları kötüleyerek, üzerimize saldıracak hareketlerden kaçınmalıyız. 

Sessiz sedasız Peygamberliğin 13 yılını, Mekke’de o zalimlerin arasında, yetiştirmiş olduğu, sadık Sahabe-i Kiram Efendilerimiz olan Elmas nesil vasıtasıyla, her türlü sıkıntıya dayanarak, meydana getirdiği, o ilk saf ve ilk küçük orduları ile bütün dünyaya, insanlığı ve hakiki medeniyeti gösterecek ve öğretecek, ileride meydana gelecek geniş kadrolara maya olacak bir çalışma dönemidir.

Hiçbir gürültü ve açıktan mücadele yapmadan, sessiz ve derinden, gizli faaliyetleri ile birbiri için canını feda ederek birbirini seven bu kadrolar, nefislerini kardeşlerine tercih eden, bütün işkencelere katlanan, cenderelerden geçtikten sonra, bu kadrolar hasıl olmuştur.

Mekke’deki bu dönemden sonra, Medine’deki bu öğretmen kadro, site İslam devletinin kuruluşunda, öncüler olmuş ve daha Efendimizin sağlığında, Asya’nın içlerine, Semerkant, Buhara ve Horasan’a, diğer yandan Kuzey Afrika ve İspanya’ya Anadolu içlerine elçiler vasıtasıyla, bu davanın temsilcileri olmuşlardır.

Öyleyse ibadet yönüyle Peygambere benzemek, sünnetleri, farzları, namazları, Efendimize bakıp takliden yaptığımız gibi, O’nun İslam’ın ilk temel taşlarını atmış olduğu, Mekke dönemindeki sessiz ve sedasız gerçek kardeşlik şuuruna, erdirmiş olduğu çekirdek kadrolarla yaptığı gibi, bizim de bugün dünya çapında tekrar ecdadımıza ait bu görevi, onlar gibi yerine getirmek için, işe buradan ve bu şekilde başlamamız gerekir.

Birbirini gerçek manada seven kardeşler olarak, küçük hücreler halinde ve sürekli irtibat halinde, tam bir güven içerisinde ve kabiliyetlerine göre, mesailerini organize ettiğimiz kadrolarla, üzüm salkımı gibi hücre faaliyetleri ile işe başlamamız gerekir. 

Tıpkı dünyadaki büyük fitne ve şer mensubu 67 zengin para babası ailenin, dünyanın bütün servetinin yarısından fazlasına hükmetmesi gibi, menfaatleri uğruna bir araya gelerekten, ekonomik hakimiyetlerinin olduğu, Mason ve Siyonizm teşkilatları gibi görünmeyen güçleri ile perde arkasından dünyayı yönlendirdikleri şekilde.

İslam bunlardan çok daha öte, ahret adına yapmış oldukları inanç kardeşliği ile Masonların da, Siyonistlerin de ötesinde, dünyaya Allah adına adalet getirmek üzere, hakimiyeti ele geçirmelidir. Bu şeytan ruhlu menfaat ve para hırsıyla, şeytanın organizasyonunun dağılması için, İslam ve Kur’an kardeşliği adına daha mükemmel teşkilatlanmalar ile ancak onların düzeni bozulabilir. İllaki elmas, çekirdek, Sahabe nesli organizasyonlarının, yaygınlaşması ve görünmeden, kimseyi de ürkütmeden, süreklilikle ve kararlılıkla bunu mutlaka başarmalıyız.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle