--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

En büyük soykırım Batı dünyasının bugün yaptığı Irak ve Suriye’deki olaydır

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Yıllarca beraber kardeşçe yaşadığımız, Osmanlı döneminde iç içe olduğumuz pek çok millet ile beraber, Ermeni milletiyle aramızda meydana getirilmek istenen göç olayı bir kan davası olarak, Ermeni Soykırımı adıyla her sene nisan ayında gündeme getirilmektedir. 

Bugün ise yine, bin yıldır beraber yaşadığımız Kürt kardeşlerimiz ile aramızdaki terör hadiseleri aynen o gün ki, Ermeni meselesi gibi yabancı emperyalistlerin kurcalaması ile bu milletin bütünlüğünü bozmaya çalışan benzer bir büyük entrikadır. 

Kapitalist sistem Ermenilerle Osmanlı’yı birbirine vurdurmuştu, bu hadiseler ister Balkanlar’da olsun, ister Kafkaslar’da olsun, ister Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da olsun, radikal haçlı zihniyetinin her zaman kullandığı stratejisidir.

İçinde yaşadığımız şu günlerde Irak ve Suriye’de üç milyon insanın ülkemize sığınması, milyonlarca insanın yurdunun, yuvasının, dağıtılması gözler önündeyken, hadiselerin iç yüzünü anlamakta zorluk çekiyoruz. Suriye ve Irak’ta ismini bile söylemekte zorlandığımız pek çok terör örgütünün ne maksatla ve kime karşı savaştığını anlamıyoruz.

 Fakat anlayabildiğimiz tek şey var: zayıflamış milletler ve devletler birileri tarafından her zaman parçalanmaya müsait bir zemin oluşturur. Yabancı bölücülerin, emperyalistlerin, iştahını çeker.

Tıp ilmi vücudumuzda 25 bin çeşit mikrop olduğunu söylüyor. Eğer vücudun savunma sistemi buna dayanacak derecede güçlü ise, bu mikroplar bizi yatağa düşürmez ve hasta edemez. Bunları yok etmek mümkün olmadığına göre bunları bloke edecek ve kuşatacak gücü daima geliştirmeliyiz, bünyeyi güçlü tutmalıyız. 

Nisan ayı her sene bu Ermeni soykırım meselesi ile başımızı ağrıtmakta ve Türkiye’ye karşı bir şantaj malzemesi olarak kullanılmaktadır. Burada istenilen şey Uluslararası Mahkemelerde merkezi sigorta şirketlerinin güya bu göç olayında ölmüş kimselere tazminatlar ödeyerek, Türkiye’ye ağır bir bedel ödetme ve borçlu çıkarma gayretinden kaynaklanmaktadır. Batı’nın yaptığı plan bu soykırımı Avrupa Parlamentolarında kabul ettirerek, Türkiye’yi masaya oturtup toprak talebi, tazminat talebi ve Ermenistan’a verilecek tavizler için zemin hazırlamaya yöneliktir.

Türkiye bu iddiayı yok hükmünde sayıp, arşivlerini tarihçilere açmış, gerekli araştırmaların tarihçiler tarafından yapılmasını istemiştir. Oysa yapılan tarihi araştırmalarda, en çarpıcı şahit ve belge, HADİSENİN EN YAKIN TANIĞI ERMİNİSTAN’IN İLK CUMHURBAŞKANI KAÇAZ NUNİ’NİN BÜKREŞTEKİ YAPMIŞ OLDUĞU 1923’TEKİ KONFERANSTA ŞÖYLE ANLATILMIŞTIR, “BİZ OSMANLI’YA İHANET ETMEK ÜZERE RUSYA TARAFINDAN TEŞVİK EDİLDİK VE İŞTAHLAHDIRILDIK. Osmanlı tarafından da tehcir edildik. 

BİZ ERMENİSTAN’DAN AKDENİZ’E KADAR UZANACAK BİR TOPRAK TALEBİ İLE OLMAYACAK BİR İSTEK İLE HADDİMİZİ AŞTIK” diyerek en açık belgeyi sunmaktadır. Çok merak edenler Ermenistan’ın ilk Cumhurbaşkanı Kaçaz Nuni’nin kitabını okuyabilir. Şimdi bu pişmanlığı kendi ağzından itiraf eden Ermeni Cumhurbaşkanı gibi Türkiye’den kopmak isteyenler de ibretle bu belgeleri incelesinler. 100 yıl önce Osmanlı’ya ihanet edenlerin bugün nasıl pişmanlık içerisinde dünyanın dört bir tarafında vatansız kaldıklarının acısını hissettiklerini görsünler. HERKES İÇİN ANADOLU; NUH’UN GEMİSİ GİBİ BAĞRINI AÇMIŞTIR. Dünyanın neresinde sıkışan, dağılan, bir devlet varsa, Anadolu’ya ve Türkiye Cumhuriyeti’ne gelip sığınabilmektedir. Bunun kadrini, kıymetini bilmeyenler nankörlüklerinin cezasını hem dünyada hem ahirette çekecekleri açıktır.

Fakat şimdi bundan öte bir de Türkiye’ye karşı Türk kimliği kullanarak içten ve dıştan çalışacak yüzlerce lobi başımızı ağrıtacak diye endişeleniyorum. 

100 yıl önceki bir tehcir olayını, Türkiye’ye karşı kullananlara biz bugün insan hakları ve Birleşmiş Milletler olarak Suriye’deki Irak’taki katliamlarının hesabını soramıyoruz.

Mısır’daki darbe hadisesi ile ilgili en küçük bir itirazda bulunup, dünya ile beraber demokrasiyi katledenlerin karşısına dikilemiyoruz. Öyleyse sadece Türkiye olarak ayakta kalmaya değil etrafımızda kardeş İslam Ülkeleri birliği oluşumu ile kollektif, alternatif, yaptırım gücü olan paktlar oluşturmak mecburiyetindeyiz.  

DUA TEMENNİSİ İLE. 

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle