Devletimiz ve milletimiz, FETÖ ve PKK ihanetinin ortasındadır
Kurt dumanlı havayı sever. Türkiye çepeçevre Ateş Çemberi içersinde kuşatılmış bir vaziyetteyken, diğer yandan bütün ekonomik gelişmelerle beraber ayağa kalkma mücadelesinde tam başarıya ulaşacağı bir zamanda,
PKK’nın 7000’den fazla teröristini kaybedip, elindeki bütün hendekleri, kaynakları, belediyeleri ve dokunulmazlıklarının elinden alındığı bir dönemde, darbenin bu olaya denk gelmesi hiç de tesadüf gibi görünmüyor?
Bugüne kadar daha önce vurulmayan, Avaşin, Basyan, Hakurk, Kandil gibi yerler her gün bombalanırken, uyuşturucu tarlaları ve para kaynakları imha edilerek, terörün kurutulma noktasına geldiği ve terör mensuplarının teslim olmaya yaklaştığı bir dönemde, ansızın bir yerlerden, ABD’nin emriyle, Fetö’nün aracılığıyla, düğmeye basılması Türkiye’ye karşı yapılmış apaçık bir ihanettir.
PKK’yı besleyip büyüten, PYD’nin Terör Örgütü olmadığını açıkça ilan eden, ortak patronları olan, ABD’nin talimatıyla, hem PYD’yi, hem de PKK’yı kurtarmak için, Türkiye’nin en sıkıntılı bir döneminde, bu darbeyi FETÖ ARACILIĞIYLA yapma düğmesine basan, aynı patron olduğunu çok açık görüyoruz.
Şu anda darbeye karşı yapılan çalışmalara ve mücadelelere yoğunlaşmış olduğumuz bu dönemde, PKK rahat bir nefes alıp tekrar toparlanma ve yığınak yapma, teşkilatlanma faaliyetlerine yönelmiş olabilir.
Biz şimdi daha da dikkatli ve daha da temkinli olarak aynı zamanda paralel ile mücadele ederken, PKK Terör Örgütünün de toparlanmasına fırsat vermeyecek şekilde, daha zorlu bir sürece girmiş durumdayız.
Milletimiz, vatandaşlarımız, kardeşlerimiz daha çok fedakarlık yapmaya kendilerini alıştırmalı ve daha uyanık ve daha dikkatli olmalıdırlar. Meydanları boş bırakmadığınız gibi,
Kuvay-i Milliye teşkilatları gibi, teşkilatlanıp her bölgede, tıpkı bu olağanüstü durum içerisinde, devletine ihanet edenlere karşı, vatanını, bayrağını, dinini seven, hakiki milis kuvvetlerini ve Kuvay-i Milliyecilerini bulup, organize ederek, bu illegal güçlere karşı bir örgütlenme ve teşkilatlanma yapmak mecburiyetindeyiz.
Hem Batıda, hem Doğuda, hem de Güneydoğu’da, kanaat önderlerini daha önce Sayın Cumhurbaşkanımız konuta davet edip, onlarla teröre karşı devletimizin yanında olmaları için görüşmeler yapmıştı.
Fakat bu sadece bir gönül alma ve Cumhurbaşkanlığı’na bir yemek daveti şeklinde olmayıp, ciddi bir milis kuvveti oluşturarak, halk tabanından aldığı kanaat önderlerinin bilgi ve tecrübeleriyle yöresel problemlere dikkat çekilecek ve doğru referanslar alınacak şekilde koordine edilmelidir. Doğu ve Güneydoğu’da olduğu gibi, paralele karşı da bu işin hassasiyetini ve yapılanmasını ve iç dokusunu iyi bilen, stratejilerini iyi bilen, insanlarla yeni bir Akil Adamlar Heyeti gerçek Akil Adamlar Heyeti oluşturulmalıdır.
Bu işle ilgili uzman olan kişilerle, Sayın Cumhurbaşkanımız siyasi ve değişik bürokratik engelleri aşarak, ihlas, istikamet ve inkişafı ölçü alan bu samimi insanların, bölgesel ve yöresel hassasiyetleri, becerileri, değerlendirilmeli ve tavsiyeleri istikametin deki şahısları, kadrolaştırarak kendisine rapor verecek.
(HAKİKİ SALAHAT, MAHARET, SADAKAT ÖLÇÜLERİ İÇERİSİNDE OLANLARDAN SEÇİP, BİR MEŞVERET HEYETİ KURUP YAKININA ALMALIDIR.)
Daha önce yöresel liderler ve önderler ile Sayın Cumhurbaşkanımızın konuta davet ederek görüşmeler yaptığı ve fikirlerinden yararlana bileceği,
(Molla Seyit, Alamettin İrfan, Yatılı Medrese Baş Müderrisi,
Şeyh Abdülkerim Tanrıkulu, Arap kendi Medresesi Baş müderrisi,
Molla Taha Baran, Oduncular Sitesi Medrese Baş Müderrisi,
Sultan Memduh Hazretleri Torunlarından Şeyh Hayrettin Aydın, Tillo Medresesi Müderrisi ve pek çok Doğu ve Güneydoğu’daki bölge sorunlarını bilen ilim sahibi kişiler, çözüm önerilerini sunmak üzere, Cumhurbaşkanımıza ulaşıp bu meselelerle ilgili, PKK ile gerçekten mücadele edecek ruhu aşılayan tankların önüne çıkacak, vatanını, milletini ve dinini seven nesilleri yetiştiren, muhterem zevatın, Sayın Cumhurbaşkanımızla ve Başbakanımızla, temasa geçip önerilerini sunmak, istek ve arzuları vardır.
Değişik bürokratik engellemelerle, sadece gönülleri alınarak, iftar yemekleriyle kendilerinin dualarına müracaat ettiğimiz bu önderlerin, fikirlerine de kıymet verilip, önerileri alınmalı ve tavsiyeleri de dinlenilmelidir.
Bilhassa böyle olağanüstü durumlarda, halkımızı yönlendirecek, devlet nezdinde anında ulaşılabilecek, güvenilir insanlara cidden ihtiyacımız vardır.
Bunlar ülkenin manevi önderleri ve paratönerleri gibidir. Fikirlerini almak üzere Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız’dan randevu dilekleri olduğunu, bana ilettikleri için ben de kendimle beraber aynı sıkıntıları yaşadığımdan köşemden iletmeye çalışıyorum.
Fakat bu hassas dönemde milletimizin, topyekûn, devletin içerisindeki hainlere karşı, sokaklara, meydanlara çıkmasını istediğimiz bir zamanda, gerçek vatan evlatlarını, münafıklara karşı, canını feda eden şehitlerimizi de devletimizin hayrına çalışacak, gazi ruhlu insanlarımızı da, dinlemek ve onların önerilerini almak gerekir. İnsanlarımızı sadece sokağa davet etmek yeterli değildir. Muhakkak bu sivil tepki hareketi, bir disiplin ve koordinasyon içerisin de, Kuvay-i Milliye şuuru ile mantıklı ve planlı örgütlenerek yapılması gerekmektedir.
Bu da kanaat önderlerinin ve bu hususta bedel ödemiş insanların mihmandarlığın da gerçekleştirilecektir.
Lütfen Sayın Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız en kısa zamanda bu gerçek akil adamları bulup, bu koordinasyonları temin etsinler ve her ünite, her belediye, her il ve ilçe başkanlığı da, çevresinde olup bitenlere karşı, sivil teşkilatlanmalar olarak, önce bünyesindeki çürük elmaları temizleyip, sonra da çevresindeki hainleri tespit etmelidirler.
ÇANAKKALE’DE OLDUĞU GİBİ BOYUNDURUĞUN YERE KONULDUĞU ZAMAN, İÇİNDE BULUNDUĞUMUZ AĞIR VE İMKANSIZ ŞARTLAR BİZİ YILDIRMAYACAKTIR.


