--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Darbeden sonra şoktan çıkıp, karşı eyleme geçme zamanı

Nurettin Veren
Nurettin Veren

17-25 Aralık, birinci darbe harekatından sonra, ikinci kanlı 15 Temmuz darbesi, milletimizin yaşamış olduğu şok ve dünyayı hayrette bırakacak böyle sinsi bir örgütün, eşi emsali görülmedik metotları kullanarak yapmış olduğu, yabancı güçlerin planlayarak, maşa olarak kullandığı, din örgütü görünümlü, şeytan maskeli teşkilatın nasıl kanlı eyleme kalkışan bir örgüt olduğu artık açık açık ortaya çıkmıştır.

Hiç kimsenin bütün planlamalara canavar ruhlu legal görünümlü illegal kanlı Terör Örgütü tarafından yapıldığına dair şüphesi kalmamıştır. Bu işe hâlâ daha bir kılıf bulup, teviller ile sulandırmaya uğraşanların da maskesi düşmüştür. Hayat memat meselesi haline gelmiştir.

Herkesi enterese eden, herkesin hayatını ilgilendiren, felaket bir uçurumun kenarından dönülmüştür.

Eğer darbe başarılı olsaydı, hiçbir kesim kendi eski yaşadığı hayat standartlarında olamayacaktır.

HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLAMAYACAKTI. 

Öyleyse müşterek hasım cephe, dünyanın ve Türkiye’nin zembereği ile oynamaya çalışan, Fetö ve arkasındaki yabancı güçleri de alıp kapıya dayanan, Fetö’ye karşı el birliği ile ortak hareket etmektir. Aradaki küçük veya büyük, siyasi, politik, görüş farklılıklarını veya zıtlaşmaları, muvakkaten de olsa, erteleyerek, bu müşterek canavara karşı, başarı kazandıktan sonra, siyasi farklılıklar tabii ki yine olacaktır, siyasette yarışma esastır.

Fakat bu hususta hâlâ daha işi sulandırıp, bu yangın ortamında ülkemizin ateş çemberi içerisinde, bir taraftan Fetö, doğu ve güney doğudan, DAEŞ, PKK ve arkalarındaki yabancı güçler, topyekûn açıkça saldırdıkları bir ortamda, sudan bahanelerle, çöp, sap, aramaya kalkışanlar, hâlâ normal şartlardaymışız gibi, siyasi beklentiler ile  tabanını genişletmek ve oy devşirmek hesapları yapanlar, şunu iyi bilmeliler ki, Gülen’in diktası önce bütün Türkiye ve bütün Dünya için büyük bir tehlikelidir.

Gülen’in Türkiye’nin ve Dünya’nın başına saracağı bela ve ütopik sistem, bütün dengeleri altüst edecek, ne siyasi demokratik ortam ne de ekonomik ortam artık eskisi gibi olmayacaktır.

Ben yapmış olduğum bazı araştırmalarla ve temaslarla, hâlâ daha pek çok kimsenin, ortada durmaya, gri alanda oyalanmayı tercih ettiğini görüyorum.

Bu noktada, Devletimiz bu ortada kalıp da, iki tarafı da idare etmeye kalkanlara karşı, çok dikkatli ve çok hızlı hareket etmek mecburiyetindedir. Hiç kimse bu örgüte karşı sessiz kalmakla masum olamaz, sessiz kalmak bile yüzde yüz suça iştirak etmek kadar büyük bir vebaldir ve mutlaka cezalandırılacaktır ve cezalandırılmalıdır.

Zulme karşı tarafsız kalmak ve sessiz kalmak açıkça zulümdür ve suça iştirak etmek demektir.

Hadisi Şerifte haksızlığa karşı susan dilsiz şeytandır sözünde, bir küçük virgül hatası vardır.

ŞEYTANIN DİLLİSİ, DİLSİZİ, MESELESİNDE, BİR YANLIŞ ANLAMA VAR OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM.

Yani burada kastedilen mana, haksızlık karşısında hiçbir şekilde susmamak ve harekete geçmektir.

Başka bir Hadisi Şerif’te öğütlenen husus, haksızlık ve zulüm karşısında, inanan insan eliyle, diliyle, imanın en zayıf en seviyesi ki, kalben buğuz etmektir.

Birinci derecede hakiki mümin ise, 15 Temmuz’daki gibi hiç düşünmeden o anda canını tankların altına atabilecek, mermilere göğüs gerebilecek, kolunu, bacağını, tereddütsüz verebilecek insandır.

İkinci derecede kalemiyle sözüyle yapmış olduğu tebligatlar ve yazılarla, bu zulmün karşısına dikilenlerdir.

Üçüncü grupta zikredilenler ise, kalben, ruhen beddua eden, buğzeden kısım zikredilmiştir.

Bunun altındaki durumu tercih edenler ise, gri alanda oturmayı tercih edenler tepenin arkasından muharebeyi seyredip, galip olan tarafın yanına sokulup ben de sizdenim diyecek, münafıklık durumunu tercih eden, münafık ve münafık davranışlardır.

Hâlâ daha bu kadar zulüm ve haksızlık karşısında açıkça darbe yapan, bu kafir, dinsiz, imansız, vatanına, milletine, ihanet edenlere, açıkça tavrını koyamayan çizgisini, rengini belli edemeyenlere elbette ki devlet acımasız davranacak ve onları cezalandıracak ve hesap soracaktır.

Mevki, makam, servet ve hayatının 5-10 senelik kısmını, keyfine göre yaşama adına ahiret hayatını bile bile tehlikeye sokan, Allah’a karşı bile sorumluluğunu hatırlamayanlara elbette ki, merhamet edilmez.

Dinini ve Kur’an’ını, malını vatanını ve bayrağını koruma adına, bir tarafta tankın altına hiç düşünmeden kendini atan kahramanlar varken, diğer tarafta, bu müthiş darbe katliamını maç seyreder gibi, tribünlerden seyredenler var.

İşinin gücünün başında, rahat içerisinde yiyip, içip, keyfine bakanların, elbette keyfi kaçmalıdır ve kaçacaktır; ortada durmak iki tarafı takip ederek galip tarafı tercih etmeye çalışmak, açık bir münafıklıktır.

MÜNAFIKLAR 

KAFİRDEN EŞEDDİR. 

Devletimiz artık bu darbe şokundan bir an evvel çıkıp meydanlardaki heyecanı da milim milim kullanarak, en uç noktalara kadar bu ayaklanmaları ve bu takipleri yapacak mekanizmaları kurmalı ve Fetö’nün görünmeyen, saklanan ve toplumun içerisinde kılcal damarlara kadar inmiş, bu yapılanmasını aynı şekilde kılcal damarlardan haber alacak ve onları takip edecek karşı haberleşme sistemlerinin takip sistemlerini kurmalı ve geliştirmelidir.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle