Bugün tekrar Kut-Ül Amare ve Çanakkale destanını yazmaya mecburuz
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1915 Çanakkale Destanı ve 1916 Kut-ül Amare destanını hatırladığı şu günlerde.. Aradan geçen yüzyıllık zaman dilimi sonrasında bugün tekrar, Kut-ül Amare ve Çanakkale Destanı’nı yazmak mecburiyetinde bırakılmıştır.
İsimlerini saymakta zorluk çektiğimiz pek çok taşeron terör örgütü; Suriye Sahillerinde, Doğu Akdeniz’de, 56 adet uçak gemisi, çıkarma gemisi pek çok uçaklarıyla ve helikopterleri ile füzeleri ile Suriye açıklarında tıpkı sırtlanlar ve çakallar gibi.. Suriye’de beslemekte oldukları taşeron terör örgütlerini tribünlerden seyretmektedir.
Neyi seyretmektedirler bunlar; Avrupa Birliği ortaklarımız, Rusya’ya karşı kurulduğu söylenen NATO ortaklarımız, hep beraber kendi teşkilatlandırdıkları ve kurdukları taşeron terör örgütlerinin satranç oynar gibi birbirlerine vurmasını ve kırmasını seyrediyorlar.. Ta ki işleri bittikten sonra boşalan kıymetli ve verimli stratejik Suriye topraklarından ne kadar pay alacaklarının hesabını gözlemliyorlar.
Buradan göç eden sığınmacıların kahrını, üzüntüsünü, ızdırabını ve maddi külfetini tek başına Türkiye çekiyor.. 3 milyon civarında Müslüman Suriye vatandaşlarına; Arap, Kürt, Türkmen, ayrımı yapmadan Ensar olmaya gayret ediyoruz.
Güya müttefikimiz ve ortağımız olan zalim ve çıkarcı batı dünyası.. Barbar ve acımasız; güya medeni, batı topluluğu.. Bu katliamlar ve kan üzerinden elde edecekleri menfaatlerini, ellerini ovuşturarak işin neticelenmesini ve sonunda alacakları pay hesaplarını yapmaktadırlar.
Hatta hiç alakası olmayan daha önce boğazdan geçip bizden müsaade isterlerken yalvaran ve bir milyon turist gönderme vaadinde bulunan, VARYAK İSMİNDEKİ BOŞ BİR UÇAK GEMİSİNİ TURİZM AMAÇLI KULLANACAKLARI YALANI İLE BOĞAZDAN ÇIKARAN ÇİN , UÇAK GEMİSİ OLARAK DONATIP, SURİYE ÖNÜNE DAYAMIŞ.. BU KURTLAR SOFRASINDAN BİR PARÇA KAPMA NİYETİ İLE BU İNSAFSIZ VE ACIMASIZ SOFRAYA O DA OTURMUŞTUR.
Şimdi kutladığımız Çanakkale Destanı’nı ve bize unutturulan ve yeniden hatırladığımız Kut-ül Amare savaşındaki destanımızı, kendimizden başka hiçbir milletin desteği olmadan başarmak zorundayız. Devletimiz ve milletimizin her bir ferdi bu hususta görev almak ve elini kolunu bu taşın altına koymak mecburiyetindedir. İç siyasi çekişmeler ve boğuşmalar bir yandan Gülen’in en kaliteli insanları ve büyük sermayeleri yurtdışına ve özellikle ABD’ye transfer etmesinin vefasızlığı ve hainliği bir taraftan, PKK, PYD, HDP, CHP’lilerin yabancılarla işbirlikteliği içinde olması gösteriyor ki, Kut-ül Amare ve Çanakkale’den daha zor bir kuşatma altındayız.
BU KUŞATMADAN TEK KURTULUŞ YOLUMUZ ÇOK GÜÇLÜ OLMAK, BİRLİK OLMAK, ALLAH (CC) İLE ÇOK İRTİBATLI OLMAK, yılgınlığa ve rehavete düşmemektir.
İslam İşbirliği Teşkilatı gönlümüze bir su serpip İslam dünyasında bir ümit, bir ışık, uyandırmıştı. Fakat ne yazık ki; Mısır’da yapılan darbenin hemen ardından, geçtiğimiz günlerde Suudi Arabistan’ın BAE’nin 16 milyar dolar yardım etmesi ve İstanbul’daki yapılan İİT toplantısından 2 hafta sonra 4 milyar dolar daha Mısır’a yardım etmesi, sanki ihtilali ve ihtilalciyi ödüllendirmek gibi, bizi hem üzmüş hem çok kaygılandırmıştır.
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın da Cumhurbaşkanımızın ‘bizim dinimiz İslam’dır biz ne Sünni, ne Şafii, ne Hanefi, ne de Maliki ve Hanbeli dininden değiliz.. Bunlar bizim hepsine saygı duyduğumuz görüşler ve yollardır, ayrı ayrı birer din haline getirilmemelidir’ çağrısında bulunmuştu. Ben de acaba İslam Alemi; “LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMEDÜN RESULULLAH” VE KUR’AN MÜSLÜMANLIĞINI ORTAK PAYDA YAPARAK, YENİ BİR BİRLİK VE OLUŞUM NOKTASINDA BULUŞABİLİR MİYİZ; ÜMİDİNDE İDİM. Fakat görülüyor ki bu mücadeleyi imanımız ile devlet-millet, işbirliği ile tek başına yapmak zorundayız.
YÜCE PEYGAMBERİMİZ’İN, HİÇBİR FANİYE NASİP OLMAYAN, YEDİ KAT SEMAVATI AŞIP, BİR KUL PEYGAMBER OLARAK, MİRAC’A ÇIKMA VE ÜMMETİNE DE BU KAPIYI AÇIK BIRAKMA GECESİ OLAN, MİRAC GECESİNİN ÜMMETİ MUHAMMED’E BİRLİK VE BERABERLİK VESİLESİ OLMASINI, CENAB-I ALLAH’TAN NİYAZ EDİYORUM.
BU AKŞAM MİRAC GECESİ DOLAYISI İLE DERİN KUTU PROGRAMIMIZ ERTELENMİŞTİR..
İNŞALLAH ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA GÖRÜŞMEK DİLEĞİ İLE.


