--°--:--
  • İMSAK--:--
  • GÜNEŞ--:--
  • ÖĞLE--:--
  • İKİNDİ--:--
  • AKŞAM--:--
  • YATSI--:--
  • --,--
  • --,--
  • --,--
Son Dakika
Köşe Yazısı

Biz çift canlıyız tek canlılar bizi anlayamaz

Nurettin Veren
Nurettin Veren

Geçen hafta bütün Türkiye; hatta bütün dünya, Sayın Davutoğlu’nun istifası ile Sayın Tayyip Erdoğan arasındaki siyasi manevranın, mevki-makam çekişmesi olarak sebep ve sonuçlarını araştırıp değişik yorumlarda bulundular. 

Ben hadiseyi siyasi boyutuyla değil, manevi boyutlarıyla değerlendirmek üzere, müminlerin bakışıyla yorumlamak istiyorum. (AMELİNİZDE RIZA-İ İLAHİ OLMALI.. EĞER O RAZI OLURSA, BÜTÜN DÜNYA KÜSSE, EHEMMİYETİ YOKTUR!)

(BİR ZERRE İHLASLI AMEL; BATMANLAR İLE HALİS OLMAYANA MÜRECCAHTIR) prensiplerini bilenler, ebediyet ve Cemal-i ilahi ve Rıza-i ilahi, Sonsuz Mutluluk Yurdu olan Firdevs Cennetleri için, kafesteki kuş gibi dünyada yaşayan Mümin kimseler için, dünya nihai bir hedef olamaz. Sonsuzluğu, ebediyeti, ahiret ve Allah inancını kabullenemeyen inançsız kimseler, dünyanın bütün debdebe ve şaşasını elinin tersiyle itebileceğini anlayamaz. Kendilerinin nihai hedefi, dünyevi, mevki ve makamlar, siyasi başarılar bunların hayal edebilecekleri en son noktadır.

Okyanusun kenarındaki bir karıncanın “okyanus”u anlaması mümkün değildir. Mümin ise Miraç’ta yedi kat semavata, oradan Arş-ı Ala’ya yükselmiş, meleklerin çıkabileceği noktadan öteye gitmiş bir Peygamberin ümmeti olarak; herşeyiyle ebediyet için çırpınmaktadır. Bütün duygu ve düşünceleri Ebediyete ve Rıza-i ilahiye yönelmiştir. Onun için aradaki bu büyük anlayış farkını anlayamayanlar, müminlerin yaptıkları işlere hayalleri dahi yetişemez.

 

Geçmişte bunun pek çok örnekleri vardır. Asr-ı Saadet’te Efendimiz (AS) ve dört halife Efendilerimiz döneminde, vahşi ve bedevi bir topluluktan, 50 senelik bir zaman dilimi içerisinde, üç kıtada büyük bir medeniyetin dünyaya yayılması dikkat çekicidir. Daha sonra bu medeniyetten yine dünyaya asırlarca sunulan büyük İnsanlık örnekleri; ilim, irfan ve adalet hususundaki büyük gelişmeler bunun delilidir.

Fatih İstanbul’u fethettiği zaman Bizans’ın bütün hazineleri dünyanın en büyük İmparatorluğunun ihtişamlı sarayları, onun başını döndürmedi. İlk yaptığı iş, ikindi namazını Ayasofya’da kılıp, başını secdeye koyması, Rabbine Hamd etmesi, Allah rızasını hedeflediğinin en açık delilidir.

Kendi gemilerini yakan Tarık Bin Ziyad 5000 kişilik bir kuvvetle koskocaman İspanya’nın başkenti Toledo’yu fethettiği zaman, sarayın hazinelerine, harem dairesine girdiğinde, ordaki bütün altınların, gümüşlerin ve elmasların üzerine ayağını basıp, kendi nefsine ve askerlerine şöyle bir hutbe irâd etti: TARIK ÖNCEKİ GÜN SEN BİR KÖLE İDİN, İSLAM NİMETİNDEN MAHRUM İDİN, DÜN ALLAH SENİ KÖLELİKTEN KURTARDI, İMAN SAHİBİ BİR ORDU KOMUTANI OLARAK BU ZAFERE ULAŞTIN.. FAKAT DİKKAT ET, YARIN TOPRAĞIN ALTINA GİRİP ALLAH’A HESAP VERECEKSİN. İşte bu muhasebe ile yaşayan, Allah Rızası için yaptığı işi yapan insanların, dünyanın mevki ve makamı peşinde koşanlar tarafından anlaşılması mümkün değildir. Dünya’nın hâlâ anlamakta büyük zorluk çektiği Yavuz Sultan Selim Han’ın, Mısır Seferinde 2500 kilometrelik çölü geçip, Mukaddes emanetleri Mekke’den alıp, hilafeti İstanbul’a getirebilmesi, önünden geçen insanların kulağında gördüğü küpenin ne olduğunu sorup, köle oldukları belli olsun diye kulaklarına halka takıldığını öğrenince; GETİRİN BEN DE KULAĞIMA BU KÖLE HALKASINDAN TAKAYIM, BEN DE RABBİM’İN KÖLESİYİM, DİYEN HZ. YAVUZ SULTAN SELİM HAN’I ANLAMASI MÜMKÜN DEĞİLDİR. 

Kanuni’nin hayatının 40 yılını at üstünde geçirmesi, üç kıtada ve Avrupa’nın tamamında hükmetmesi, öte yandan Mescid-i Aksa’yı İznik Çinileri ile kaplatması, Kâbe’nin örtüsünü her yıl İstanbul’da dokutup,  surre alayları ile fakir fukaraya pek çok hediyeler ile göndermesi, 

“NE OLA, TACIM GİBİ BAŞIMDA TAŞISAM; KADİM-İ PAK-İ MUHAMMED’İ, 

ATTAN İNMEYESÜZ KILICI KININA KOYMAYASUZ, ALLAH’IM ORDUMU GALİP ET, BENİ DE YOLUNDA ŞEHİT ET” DİYEN, MÜMİN SULTANLARIN RUH VE HAYAL DÜNYASININ BAŞKALARI TARAFINDAN ANLAŞILMASI, MÜMKÜN DEĞİLDİR. 

İşte sonsuzluk ufkunda yaşayan ve rıza-i ilahi yolunda yürüyüp Firdevs Cennetlerinde, buluşmayı hedef gaye edinenler için, dünya ve içindeki işler; elmasların yanında, çakıl taşları hükmündedir. Şimdi bu ufukta olduğuna inandığım Erdoğan ve Davutoğlu’nun arasındaki mesele sadece bir vites değiştirme, hedefe doğru daha büyük adımlarla yürümenin, plan ve projesidir; hız kazanmak ve vakit kazanmak için yapılmış bir manevradır. Başkaları anlamasa da bizim onlara bakışımız budur, bütün ümmetin hayali, duaları, beklentileri, bu istikamettedir. Rabbimiz bizi bu dualarımızdan ve beklentilerimizden, mahrum bırakmasın.

BU AKŞAM AKİT TV’DE SAAT 22:20’DE DERİN KUTU PROGRAMINDA GÖRÜŞMEK ÜZERE.

 

Nurettin Veren Diğer Yazıları

Hepsini Görüntüle