Bencil ve hasta ruhlar, en büyük başarıları dahi kıskanırlar
Daha önce Afrin’de ne işiniz var, Suriye’de ne işiniz var diyen, kendi ülkesinin parçalanması ve teröristler tarafından işgal edilmesini görmezden gelen, hendekler kazarak her tarafı mayın tarlasına çeviren PKK’ya arkadaşlar diyen içimizdeki densizler, vefasızlar ve idraksizler, 15 Temmuz darbesine kontrollü darbe diyecek kadar FETÖ’cülere destek çıkanlar, şimdi de Afrin’deki Türk ordusunun kazanmış olduğu büyük zafere karşı, kontrollü zafer demeye kalkışıyorlar.
Bu tip hasta ruhlar içinde bulunmadığı her meseleye muhalefet etmeyi meslek edinmişlerdir. Büyük bir tutkuyla ihanetsiz yaşayamazlar. Veyahut da ihanet etmeyi muhalefet adına yaptıklarını zannediyorlar.
15 Temmuz darbe hareketinin içinde, sürekli komplo teorileri ile FETÖ’ye arka çıkmaya çalışanlar, şimdi de İyi Parti’nin medya propagandasından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Prof. Doktor Ümit Özdağ, Afrin şehir merkezinin PKK tarafından çatışmaya girmeden teslim edilmesinin içinde, yine derin sorular ve karanlık noktalar barındırdığını iddia ederek, PKK’nın hiçbir zaman böyle hazırlık yaptığı bir bölgeden veya şehirden kolayca çıktığını görmedim diyor.
Bu büyük zafere iftira atarak veya kafalara şüphe atarak karıştırmaya ve karalamaya çalışıyor. Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı yapılmış olan bu iftiranın, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin itibarını sarsmak için, partisi adına muhalefet ederek bir iş başardığını veyahut da genel başkanından bir madalya alacağını umuyor. Partiler üstü bir milli mücadelemiz ve ülkemizin bekası adına yapılan bu zaferi dahi, siyasi bir malzeme olarak iktidarı küçük düşürme adına kullanmaktan maalesef çekinmiyor.
Önceleri Suriye›den gelen, Esed’in zulmünden kaçan Arap, Kürt, Türkmen ve Yezidi ayrımı yapmadan Türkiye’ye sığınan kardeşlerimizi, niçin aldık bu fakir fukarayı biz mi besleyeceğiz dediler. Daha sonra; Bu Suriyeliler kendi ülkelerini müdafaa etmek için niye savaşmadılar diyenler, şimdi ÖSO ile Türk ordusunun birlikte savaşarak Afrin’i geri almasını sorguluyorlar.
Elinde silahı olmayan eğitimsiz insanların, katil Esed’in elinde çoluğuyla, çocuğuyla nasıl harp edebilecek bir gücü olabilirdi.
4 yıldır Türkiye’de eğitim alan çoluk çocuğunu güvenli bir yer olarak Türkiye’ye getirenler, burada almış olduğu (eğit donat) faaliyetleri ile savaşa hazırlanıp, ailelerini de güvenli bir ortamda, Türk Devletinin şefkatli kucağına bırakarak, ülkelerine geri dönmek için Türk ordusu ile birlikte savaşarak Afrin’e girmelerini de, ÖSO denilen çapulcu grubun Türk ordusu ile birlikte ne işi var tenkitlerini yaparak, kafalara şüpheler atmaya devam ediyorlar.
ÖSO ve Türk ordusu birlikte gitti, bütün dünyanın engellemesine rağmen, Afrin’i 2 ay gibi kısa bir zamanda teslim aldılar, hem de hiçbir sivilin burnunun dahi kanamasına fırsat vermeden. Çünkü daha önce yapılmış mükemmel istihbari tespitler ve tam bir ayıklama ile katil sürüsünü tepelediler. 3700 civarında PKK’lı ve PYD’li hainleri, tek tek cımbızla ayıklandılar.
Daha önce Afrin’e girmeyin, Afrin’e girerseniz çok büyük zayiatlar olur diyen ABD, AB ve CHP şimdi kahraman Türk ordusunun başarısından dolayı ne diyeceklerini şaşırdılar. Kılıçdaroğlu bile ordumuzu tebrik ediyoruz demek zorunda kaldı. Şimdi de; ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Jeffrey Münbiç için bir açıklamada bulunuyor. Münbiç de ortak anlayışa varabiliriz diyor. Yani artık Münbiç stratejik değildir. Çünkü YPG Afrin’e ilerleyebilirdi.
Ama artık imkânsız, Münbiç ABD ve Türkiye için o kadar önemli değil, bu nedenle anlaşmamız zor olmaz. (Yani gelin Münbiç’i yarı yarıya bölüşelim demektedir) dilinin altındaki bakla bu. Münbiç’i biz aldık, artık buraya gelmenize gerek yok, burada ne yapacağımıza biz karar veririz demek istiyor.
Afrin’e girmemizi engelleyemeyen sırtlanlar ve çakallar, şimdi de girerseniz felaket olur diyenler, Afrin için aynı türküyü söylüyorlar. Münbiç’i yarı yarıya bölüşelim demek, Türkiye’nin bu kararlı tutumuyla atacağı adımlarla, Sincar’ı, Kandil’i, İran sınırına kadar olan bütün Fırat’ın doğusunu alabileceğimizin kararlılığını gördükleri için, en azından yangından mal kaçırır gibi Münbiç›e girmeyin diye neredeyse yalvaracaklar.
Fakat bu tarihi yürüyüş milletin desteği, ordumuzun kararlı operasyonları ve yıllarca PKK’ya karşı yapmış olduğu ve kazandığımız tecrübeler ile artık yola çıkıldı. Bu güçlü milleti ve devleti durdurmanın imkânı yok.
Yüzyıllık ihanetleri görmüş olan milletimiz ve İslam dünyası, bu kâğıttan kaplan dediğimiz NATO’nun da bir hiç olduğunu, daha çok kendisi ile ortak olanlara ihanet ettiğini, kendine bağımlı olan ülkelerden başlayarak suni bir ihanet şebekesi olduğunu, bu şekli ile ortaya dökmüş oldu.
Müslüman, bir delikten iki defa sokulmaz.


