Alman Parlamentosuna cevap vermiyoruz
HER SÖZE VERİLECEK BİR CEVABIMIZ VARDIR; LAKİN BİR SÖZE BAKARIZ LAF MI DİYE, BİR DE SÖYLEYENE BAKARIZ ADAM MI DİYE.
Mevlana’ya ait olan bu güzel deyim, Alman Parlamentosu’nun dangalakça yapmış olduğu, trajikomik ve münasebetsiz oylamaya, tam da oturan bir deyim ve bir olaydır. Bu konuda yakın geçmişine bakmadan, Türkiye’ye yalan ve iftirada bulunmaya en son kalkması gereken on bir milyon insanın katili olan Almanya’dır.
Bayram değil, seyran değil, bu oylama niçin birdenbire gündeme geldi. İşe oradan başlamak lazım. Doğu ve Güneydoğu’da Türkiye’nin bugüne kadar görmediği dehşetli terör hadiselerinin yaşandığı.. Suriye’nin ve Irak’ın yeniden coğrafyalarının çizildiği.. BM kategorisindeki, sabıkalı sahte dostlarımız ve NATO’daki sahte maskeli müttefiklerimizin terör örgütlerini üzerimize saldığı bir zamanda.. Alman Parlamentosu’nun işini gücünü bırakıp, “üç milyon mültecinin masraflarını biz karşılayalım, Avrupa’ya salmayın, Avrupa’yı bu işgalden kurtarın” deyip, önce havuç gösterip, vize muafiyeti ile bizi ikna etmeye çalışıp, on milyar Euro yardım vaad ederek, arkadan sopa vurması gibi, bu münasebetsiz zamanlama.. Alman Parlamentosu’nun, derin devletinin ustaca yapmış olduğu bir manevradır. Bu ihanetin arkasında esas İsrail ve ABD vardır.
Türkiye’yi iki ayağını bir kaba sokup gelişmesini durdurup, hızını kesip kolay yönetebilecekleri zayıf bir devlet halinde, eski Türkiye olarak kontrol altına almak için, bilinçlice yapılmış derin devlet operasyonudur.
Her devletin bir görünen yüzü olduğu gibi, bir de derin devlet olarak yaptığı işler vardır. Merkel, Obama, Cameron gibi, vitrine konmuş piyonlar bir taraftan yumuşatma ve narkozlama yaparken, derin devletler ve derin projeler, havuç ve sopa sistemiyle yapacağını yapar. ZATEN GAVURDAN DOST, AYI DERİSİNDEN POST OLMAZ, dedikleri gibi, bizim elli yıldır bunlardan beklenti içinde olmamız, bir zaman kaybı olmuştur, AK Parti hükümetlerinin ve Sayın Cumhurbaşkanı’nın yakalamış olduğu, on dört yıllık istikrar dönemi ve başkanlık fırsatı, Türkiye için kuyunun dibinden çıkılacak, bir dönemdir. Yüzde 52 ile halkın seçtiği bir Cumhurbaşkanı olmak gücü çok iyi değerlendirilmesi gereken bir fırsattır. Tarihte meşhur bir komutanın dediği gibi: YOLUN BİTTİĞİ YERDE, YA BİR YOL BULACAĞIZ, YA BİR YOL AÇACAĞIZ, artık yeni bir yol açmak ve yeni bir yol bulmak mecburiyetindeyiz. Ne ABD ve NATO’dan, ne de Avrupa Birliği’nden bize fayda yoktur. Açıkça görüldüğü gibi, artık bizim için yeni bir yol açmak; tüneller ve köprüler kurmak zamanı gelmiştir. Asya, Afrika İslam coğrafyası bizim yeni hedefimiz olmalıdır.
Peygamber Efendimiz (AS), İslam site Devleti’nin kurulacağı ilk Medine döneminden önce, çile ile yoğrulmuş, on üç yıllık Mekke dönemindeki, tam inanmış arkadaşlarıyla, dünyaya çıkacak Yüce İslam devletinin, çekirdeklerini oluşturmuştur. ÇOK BÜYÜK GÜÇLER VE KURU KALABALIKLAR İLE HAREKET ETMEKTENSE, SIK DOKULU GÜÇLÜ KARDEŞLİK DUYGULARI İLE SAHABE RUHUYLA, ÖRGÜTLÜ TOPLUMLAR MEYDANA GETİREREK, YOĞRULMUŞ İSLAM ÇOĞRAFYASI İLE MÜNASEBETLERİMİZİ GELİŞTİRMEK, FAKİR OLDUĞUNA BAKMADAN, KALP VE RUH BÜTÜNLÜĞÜ İLE KARDEŞLİĞİMİZİ PEKİŞTİRMEK, ONLARIN DOSTLUĞU İLE ZALİM GADDAR İNANÇSIZ DÜNYAYA KARŞI DURABİLMEK MECBURİYETİNDEYİZ.
Yıllarca Batı dünyasının, İngiliz’in, Alman’ın, Fransız’ın, Hollanda’nın, İspanya’nın, Danimarka’nın sömürgesi olarak, inim inim inleyen Afrika’yı... Rusya’nın, zalimane baskılarıyla sömürülmüş ve komünist sistemle ezilmiş, Türklük Dünyası’nı.. Bu ızdıraplarının bedelini almak üzere bir araya getirmek hiç zor olmayacaktır. Batı dünyasının, inançsız ve ahlaksız dinsiz ülkelerin, İslam dünyasına, Afrika’ya ve Asya’ya vermiş olduğu, tahribat ve zulümler, tarihin hafızasında ve milletlerin hafızasında tazeliğini korumaktadır.
Izdırap çeken milletlerin bir araya gelmesi ve birbirleriyle kenetlenmesi karşı tarafın beklemediği kadar hızlı bir şekilde gerçekleşecektir. Sadece bir kıvılcım bu birlik ve beraberliğin tutuşturulması için yeterlidir. Mazluma vurulan her tokat Gadab-ı İlahiyeye çıkarılmış bir davetiyedir. On bir milyon insanı ikinci Cihan Harbi’nde fırınlarda yakarak öldüren gaddar Almanya’nın yine ikinci Cihan Harbi’nde, yüz binlerce insanı atom bombasıyla hiç acımadan dünyada ilk defa deneme yapmak maksadıyla öldüren Amerika’nın zulmü, biraz daha devam ederse, hem bütün dünyadaki insanlar uyanacak, hem de gökteki melekler, onların bu zulmüne karşı, Cenab-ı Hakk’a, bela ve cezalarını vermesi için dua edeceklerdir. Yerdekilerin bedduaları ve zulme karşı feryatları gökyüzünün ilahi cezalandırması Gayretullaha dokundurması için bardağın dolup taşmasına birkaç parmak boşluk vardır. İşledikleri kötülüğün bin mislini, başlarına geçmiş olarak göreceklerdir. FİL SURESİNDEKİ, FİL ORDULARINA KARŞI ÇOK KÜÇÜK EBABİL KUŞLARININ, VASITASI İLE CEZALANDIRILMASI VE BİÇİLMİŞ OTLAR GİBİ, KAYBOLUP GİDECEKLERDİR. Zulüm ile abad olanın, sonu berbad olur, bu kainatın Yüce Yaratıcısı için çok kolay bir iştir.


