Allah nurunu tamamlayacaktır, zalimler istemese de
Allah inancı hiç olmayanlar, ya da eksik olanlar, kâinattaki geniş alemde veyahut dünyada, sosyal ve fiziki hadiselere ibret gözüyle bakıp göremezler. PKK’nın, PYD’nin Amerika’da, Belçika’da, Fransa’da ve Almanya’da açmış olduğu terör merkezlerine açıkça destek vermeleri, insanlık adına bir zulüm olduğu gibi, hak ve adalet adına da açıkça bir zulümdür.
Zalimlerin zulümlerine karşı, mümin kulların direniş ve tepki göstermesi gerekir iken, onların medeniyet diye insanlığa dayattıklarına hayranlıkla bakmaları, aslında Allah’ın bir şefkat tokadıdır.
Çünkü yeryüzünde hakim milletin, Allah’ın adaletini temsil eden müminlerden olması gerekmektedir. Müminlerin Allah yolunda atacağı en küçük bir olumlu adım, çok büyük ilahi desteklerle teyit edilecek ve desteklenecektir.
Bu hafta içersinde gördüğümüz üzere ABD’nin açıkça PYD armasıyla, PKK ve PYD saflarında askerini gönderip, milyonlarca insanı, Suriye’de katletmesi/oradan oraya sürgün etmesi, mülteci kamplarına bile bomba atıp uçuşa yasak korunaklı bir bölgeye bile müsaade etmemesi açık bir zulüm değil midir? Bu zulmün arkasından, Fransa’nın, Almanya’nın, Belçika’nın da aynı şekilde ülkelerinde, terör yönetim merkezleri, PKK büroları, PYD büroları açması.. Bütün Belçika ve Fransa’da grevler, boykotlar, maddi sıkıntılar, petrol ve benzin yoklukları ile işçilerin patronlara karşı ve devlete karşı ayaklanması.. Tüm bunların aynı zaman denk gelmesi.. Bir mümin gözüyle bakılırsa, bunlar bu zulme karşılık, ilahi cezalandırmanın ayak sesleri ve uyarılarıdır.
Bölmek isterken bölünebilirler. (Tuzak kurmak isterken Allah’ın tuzağına davetiye çıkarmış olabilirler.) İnançsız batı toplumu, zaten birbirlerine karşı tutarsız ve hiçbir zaman birbirlerinin dostu değildirler. İngiltere açıkça Avrupa Birliği’ne dahil olup olmamakta kararsız, diğer ülkeler de kendi içerisinde birbirine düşmüş durumda, maddi ve manevi yönden de bunalımdadırlar.
Yunanistan AB’nin bütün desteklemelerine rağmen iflastan henüz kurtulmuş değildir. İtalya, Fransa, Belçika ve Almanya’da krizler sürmektedir. ABD’de ise elli milyondan fazla Afro Amerikalılar (Müslüman zenciler geçmiş yılların kölelikten, atalarının çektikleri, ızdıraplar ile ABD’nin kalbinde saatli bomba gibidir.) Uyuşturucu, ahlaksızlık had safhada, cinsel sapkınlık, intihar olayları had safhadadır. Avrupa’da nüfus geriye gitmekte, kiliseler bomboş kalmış, hiçbir ahlaki düzen ve anlayış kalmadan, oradan oraya savrulan nesillerle, Batı bir bunalım ve çöküş içerisindedir.
İstemeseler bile İslam hakimiyetine muhtaçdırlar. Çünkü neyi aradığını bilmeyen, bulduğu zaman da farkına varamaz. Zulmetmek isterken kendisi zulüm içerisinde düşmüştür. Bölüp parçalamak isterken, parçalanmaya doğru kendi gitmektedir. Zenginler ve fakirler arasındaki uçurum, kendi elleri ile tutuşturdukları kıyamet ateşi olacaktır. Vahşi kapitalist sistem, hızla kendi sonunu hazırlamaktadır.
Kur’an-ı Kerim’deki bütün peygamber kıssaları ve o devirde yaşayan milletlerin hali, büyük zulüm ve adaletsizliklerden sonra, mazlum milletlerin kurtuluşu, zalimlerin ve firavunların, Karunların, yerin dibine geçirildiği ve boğulduğu anlatılır.
İlahi yardımlarla, Hz. Nuh, Hz. Musa, (a.s) Hz. İbrahim’e ve Peygamber Efendimize, cahil ve zulüm içindeki topluluklardan, nasıl büyük bir medeniyet ve muvaffakiyetin lütfedildiği açıkça görülür. Pek çok peygamberin Cenab-ı Hakk’ın açık desteğiyle nasıl galip geldiği anlatılır.
Bugün de yıkılmaz-sarsılmaz denilen büyük milletlerin içleri, manevi yönden koftur, korkak ve zayıftırlar. Eğer müminler çok küçük bir gayret ve dayanışma içine girseler, yıkılmaz ve sarsılmaz zannedilen nice büyük devletler yerle bir olur. (Çünkü Allah müminlerin dostudur) müminlerin galibiyetinden ve zaferinden dolayı, Allah onları destekleyecektir. Fakat en ufak bir dayanışma ve hareket göstermeyen müminlerin, rehavet ve gevşeklik içinde olmalarından dolayı, meydan onlara kalmıştır. (Nice az topluluklar vardır ki, kendilerinden kat kat kalabalık olanlara Allah’ın izni ile galip gelirler.)
Mealen şöyle buyrulmaktadır:
İçinizden hayra çağıran ve kötülükten alıkoyan, kötülüğü engelleyen, Allah için cihad eden bir topluluk bulunsun.. Onlar ki bu görevi yaparlarken Allah’tan başkasından ödül beklemezler ve kınayanların kanamasına da aldırış etmezler, yollarına devam ederler.
Küntüm hayra ümmetin, uhricet linnasi temurune bil marufi ve tenhevne anil münker.. Tücahidune fi sebilillahi vela yehafune levmete laim.
Ülkesine, milletine ve insanlığa, en küçük bir faydası olmayanların, çılgınca küfür etmeleri, (Kan isteyen vampirler gibi) hayırlara mani olmak için çılgınca bağırmaları, hakaretleri bu yüzdendir.


